• 344 syf.
    ·10/10
    Warcross'un ikinci ve söylentilere göre serinin son kitabı olan Wildcard; ilk kitaba göre daha yavandı,olaylar biraz daha azdı. Bana kesinlikle olay bakımından yetersiz gelmedi ama karakterler hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirdik. Yalnızca bu konuda bir eksiklik hissettim. Yazarın kalemiyle olayların güçlendiğini düşünüyorum. Hatta ilk kitaba göre daha derin ve saran bir yapısı var. Yine soluksuz okuyacağınız, su gibi akıp gidecek bir kitap. Emika, her zamanki gibi en sevdiğim karakter oldu. Onu içimde yaşayıp verdiği kararlara ortak olduğumu bile hissettim. Bu yılın favori serilerim arasına girecek muhtemelen. Herkes 2018'de okuduğu için ben biraz geç kalmış olabilirim ama olsun... İlk kitapta aklınızda oluşan soru işaretlerini yok edecek bir kitap, şiddetle tavsiye ederim.
  • Teşbihimde hata yüklü.
    Anlatamadığım hikayelerim,
    Sonlandıramadığım cümlelerim var.
    Dilimin ucunda kelepçeli,tercümana muhtaç,
    Öylesine garip,öylesine aç,
    Bir sessizlik var bu işte.

    Islatmıyor artık yağmurlar beni.
    Etrafımda örülü surlarım var.
    Kalbim tasdik etmişken gerçekliğini,
    İkrardan kaçtığım sırlarım var.
    Hesaplayıp içinden çıkamadığım,
    Bir eksiklik var bu işte.
  • Bir gün bu yazdıklarımdan pişman olmamayı umarak yazıyorum. Bir anlık verdiğim bir karar değil senden gittiğimden beri almaya çalıştığım bir karar ve pişman olacağımı düşünmüyorum.

    "İmkansız" kelimesinin eseriydik biz. İkimizde gayet farkında ama bir o kadar da inatla devam etmeye çabaladık çalıştık. Kafamızdakiyle değil inatla sol göğsümüzdekiyle düşündük ona göre hareket ettik. Sonuçlarını bataklarını bile bile. Evet ben vazgeçtim sen değil. Aslında bunu senin yapman gerekiyordu ama yapmadın. Nedenini bilmiyorum. Belki biliyorum da bilmiyorumdur. Veya artık düşünmek istemiyorum bu da olabilir.

    Biliyor musun senden sonra daha iyi olduğumu farkettim. Aklen, ruhen, fiziken.. Her konuda. Sanki yıllardır uğraştığım ve beni çok yoran bir işi bitirmiş huzurunda gibi. Korkularımdan ve sıkıntılarımdan kurtulmuş gibi. Belki de gerçekten öyle. Senden sonra hayatımı adadığım güzelliklere döndüm tekrar; yapmaktan zevk aldığım, hoşlandığım, sevdiğim... Bu ne gibiydi biliyor musun ? Aşık olan insanlar için söylenir ya hani. "Aşık olmuş bu, beyni yanmış, mantık bitmiş, aptallık hat safhada." İşte bendeki de aynen buydu. Ne yaptığını, ne konuştuğunu, nereye gittiğini bile unutmak. Dalgınlıklarıma bile sebep oluyordun. Çünkü çıkmazdaydım. Karma karışık duygularda, arafta, boşlukta... Sevsen bir dert, sevmesen ayrı..

    Rahatladım. Eminim sende öylesin. Bitti diye mutluyum. Diyeceksin belki hiç mi kıymetim yoktu..? Orasını karıştırma. Bende yerleştiğin yeri bozacak kişi daha doğmadı. Nefesim tükenene kadar oradasın. Ama sadece o kadar.. Hareket yok.

    Sende söylemiştin hani. Bir masaldık ve her masalın bir sonu vardı. Bitti. Bittik. Bittim. Ben bitirdim. Bizim masalımızın mutlu biteceği yoktu zaten. 10 yıl da bir ömür de sürse sende ben de biliyorduk bunu. Adımız gibi. Aynı hayatı daha coşkulu yaşıyorum şimdi. Mutlu olmamak için bir sebebimiz yoktu çünkü ikimiz de biliyorduk "imkansız" dizisinin başrolleriydik ve bitti o dizi.

    Şimdi sana en güzel ve safi duygularımla mutlu ol diyorum. Mutlu ol... Seni kendinden başka kimse mutlu edemez. Mutluluğu etrafında arama. Aynada ara. Hayata bak. Gökyüzüne, yeryüzüne, değerlerine, saygınlıklarına, geçmişine... Nasıl istersen öyle yaşa. Hayatında ayağına takılacak birşey olmasın. Seni kısıtlayıp engellemesin ki sen de zaten böyle bir insan değilsin biliyorum. Geçmişini gözden geçir. Seni bu zamana kadar neler mutlu etmiş. Ben değilim veya hayatına girip çıkan diğer insanlar da değiller. Çünkü seni mutlu edebilseydim gitmezdim. Onlar da değiller. Çünkü ömürlük mutluluğu yakalasaydın çıkmalarına izin vermezdin veya sen çıkarmazdın. Her neyse... Şimdiye kadar hiç vazgeçmediğin ve her karşılaştığında ekserisiz seni mutlu eden şeylerden bahsediyorum..

    Ben mi...? Beni tanıdığın gibiyim. Çok programlı bir lisede okuyup herşeyi dengede tutma sporu yapan biri gibi... Hayatımda her telden var. Her sesten çıkıyor. Karma karışık ama bir o kadar da yerli yerinde. Tıpkı ilk tanıştıgımızdaki gibi. Sadece yeni bir kararım var. Bundan sonra kapılmak yok. Sözüm var kendime. Asla aşka yer yok... Böyle iyiyim. Hemde çok iyiyim..

    Şimdi. Bu kadar yazının ardından bu yazıyı yazmama sebep olan duygumu kaleme alayım.

    Seninleyken sensizlik öyle zordu ki. Zindan gibi. Düşünemiyordum bile. Ama şu anda iyiki diyorum. Belki bana çok kızdın ama belki hak verirsin birgün bilemiyorum. Son olarak diyeceğim şu ki "sen" kalmadın bende. "Bitirdim seni bende". Çok zor oldu ama kapandı o defter, birdaha açılıp yazılacak temiz sayfası da kalmadı. Deliliğime verip belki dönerim diye düşünmedim değil ama akılsızcaydı ve tekrar yanacak can kalmamıştı yapmadım.

    Farkettim artık bu hayatta aşktan öte o kadar çok duygu var ki. Aşık olmasam da olur dedirtiyor. Benim aşk hayatım sende bitti. Artık aşık olmasam da olur. Aşk bir eksiklik değil hatta bana fazlalık.
    Son olarak da, umarım bir daha karşıma çıkmazsın herhangi bir yerde. İsteyerek veya istemeyerek. Umarım birdaha rastlamam sana. Çünkü hiç gerek yok buna. Ben o defteri kapatıp tozlu raflara kaldırmadım. Çöpe attım...
  • 252 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Kitap Yorumu
    VINCENT VAN GOGH
    Theo'ya Mektuplar
    @remzi.kitabevi Theo ,Van Gogh'un paristeki galeri yöneticisi olan kardeşi. mektuplar tamamen duygusal ... Birbirlerine bağlılıkları çok belli. Maddi olarak Theo çok destek olmuş. Manevi olarakta çok bağlı. Fakat bir yerlerde bir eksiklik var. Van Gogh'un ruhsal çöküntülü yaşantısı ve beyin olarak çöküntülü bir yaşam. Fakat eserleri muhteşem yaratıcı...
    O döneme ait yazarlar hakkında da kısa da olsa bilgi sahibi oluyoruz.
    Tavsiye eder miyim 🤔🤔 . Azıcık resim sanatına ilginiz varsa okuyun derim. Alıntılar Gerçekten sevilmeye değer şeyleri candan sevdik mi ,sevgimizi önemsiz, tatsız tuzsuz ve boş şeylere harcamaktan sakındık mı, yavaş yavaş aydınlığa varır gücümüzü pekleştiririz.
    Dünyaya karışmak, bir çok insanlarla görüşmek kimi zaman iyidir , kimi zaman öyle yasamak zorundayız ama tek başına kalıp rahat rahat çalışmayı seçen yalnız birkaç dostuyla görüşmek isteyen adam , insanlar arasında ve dünya da kendine en çok güvenen adam olarak çıkabilir karşımıza.
    #okudumbitti #okudumokuyun #okuyorum #okupaylas #book #bookstagram #kitap #kitapönerisi #kitapsözleri #kitapalıntıları #vincentvangogh #theoyamektuplar @get_repost
  • Ruhunda bir eksiklik var.
  • ‪Şimdiye kadar nasıl yaşadıysan yine öyle yaşayacaksın sanırsın.‬
    ‪Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasretlik çektiğini anlarsın.‬
    ‪Şamar gibi iner hakikat suratına.‬

    ‪•• Chuck Palahniuk ••‬
  • 192 syf.
    ·7 günde·10/10
    Din Nedir?
    Hmm bana var olan ve benimsenen manevi bir inancı anımsatıyor, inanç ise insanın manevi yönünü tatmin etmesi için var olan alet ve edevat denilebilir benim için, en azından...

    Lev Nikolayeviç Tolstoy’un okuduğum 8. kitabı oldu, yazarımız her kitabında kendini belli ediyor gayet açık ve anlaşılır bir dille yazıyor.

    Kitabı okumadaki amacım ve istediğim “dine karşı olan düşüncelerim, ilgimi çekiyor bağlanıp bağlanmamakta kararsız kaldığım için, okumak istiyorum,” okuyorum.

    Kitapta Hz. İsa’dan sürekli bahsediyor, Hz. İsa’nın öğretisini anlaşılır hale getirmek için bir çok önemli konuda filozofların sözlerinden örneklerle aktardığı bir kitap ve ayıca Allah’tan başlayıp Hıristiyanlığı kurtuluş olarak gösterip altını çizerek bahsediyor, bana mantıklı geliyor günümüz dinlerinin yaşanılışına baktığımızda dinde veya yaşayışta ya da her ikisinde de büyük bir eksiklik boşluk olduğu apaçık... üzücü gerçekten, Tolstoy Hz. İsa’nın öğretisini gerçek Hıristiyanlığı vurguluyor doğru ve tek yolun olduğunu Allah yolunda herşeyden üstün ve gerekli olan Hıristiyan öğretisini, Hz. İsa’nın öğretisinden hiç bozuntuya vermeden “savaştan, güç otoritesinden, öldürme eyleminden... bg,” kavramların kötü olduğunu ve insanların “sadece ama sadece, hür bir iradeye sahip olduğunu vurgulayıp ve yaşamlarını efendilik veya kölelikle geçirmemelerinin gerektiğini belirtiyor...”

    Tolstoy, “insanı insan idam ediyor” insan insanın kölesidir, gibi yaşam tarzlarından men ediyor... tek doğru ve olması gereken; Hıristiyan öğretisinin Hz. İsa’dan gelen, hak yoluna Allah’a giden yolda yürünmesi gerektiğini açıklıyor...

    Birçok filozofun deyimini paylaşıp tek tek görüşlerini ve Yuhanna ve Matta vb. Kitaplardan paylaşım yaptığı çok güzel bir kitap... Din Nedir? gördüğün, benimsediğin, anladığın ve uyguladığın yaşamın amacıdır, din.

    Pascal;

    Bazı insanlar saadet ve mutluluğu güçte, bazı insanlar da bilim veya şehvette arıyorlar. Cennet mutluluğuna gerçekten yakın olanlar, onun herkesin değil de sadece birkaç kişinin sahip olabileceği bir şey olmadığını anlıyorlar.


    Pascal;
    İnsanın akla uygun düşünmesi gerektiği açıktır. Akla uygun düşünen bir kişi, her şeyden önce hangi amaç için yaşaması gerektiğini düşünür; ruhu ve Allah hakkında düşünür.

    “Ve siz hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi azat edecektir.”
    (Yuhanna, VIII, 32)

    Hepiniz anlayın ki ne köle olmak için doğduğunuz, ne de efendi olmak için; sizler hür insanlarsınız, fakat ancak hayatın en yüce kanununu ifa ettiğinizde hür ve aklı başında olursunuz.

    Uyanmış insan, devlet denilen yapıya uymaz! Devletler ancak yıkım ve güç otoritesini halka azap ve zulmü yaşatırlar, tek otorite insanlık bireyin kendisini bilmesidir...

    Sizce Din Nedir? Bu bir incelemedir:)

    Herkese iyi okumalar dilerim...