• Zorla yapılan bir evlilik çok fazla sorun çıkarır ve kolaylıkla sonlandırılır.
  • Ben birisinden çok fazla hoşlandım mı onun adını hiç kimseye söylemem. Onun kimliğinden bir parçayı başkasına teslim etmek gibi gelir bu bana. Gizli kapaklılığı sever oldum zamanla. Çağdaş yaşamı gözümüzde gizemli, büyülü kılabilecek tek şey bu gibi geliyor bana. Gizli tutarsan en sıradan şey bile tatlı, zevkli olabiliyor."
  • Artık korkmam için daha fazla sebep vardı, artık beklenti vardı ve beklentiler hakkında bildiğim bir şey varsa o da insanı uçurumun dibine sürükledikleriydi.
    N. G. Kabal
    Sayfa 166 - Ephesus Yayınları
  • Kitap bir şekilde okuma listemde yer alıyordu. Nereden ve kimin tavsiyesi üzerine eklediğimi bilmiyorum.
    İki günde okuduğum ve açıksa beni hiç tatmin etmeyen bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Fikir nasıl bulunur? Tamamen alıntınlarla dolu bir kitap. Yazarın konu dağınıklığı ve aslında pek fazla bir şey anlatmaması en büyük eksisi sanırım. Yazdıklarımdan yazarın elinde bir sihirli değnek olmasını beklediğim kanısına varılmasın. Fakat herhangi bir tad alamadığımı da gönül rahatlığıyla söylemeliyim.
    Boş vaktiniz çoksa ve okuyacağınız herhangi bir kitap yoksa belki okumak için bir şans verebilirsiniz kitabı. Onun dışında sırf bu kitabı okumak için zaman yaratmayın derim.
  • Nedir kaygı? Bakış açımızı değiştirerek kurtulabileceğimiz bir duygu mu, yoksa temel bir insanlık durumu mu? Kaygının temelinde ne var? Bir şeylerin kontrolden çıktığı hissi mi, yoksa aksine her şeyin fazlaca kontrol altına alınması mı? Seçeneksizlik mi yoksa fazla seçenek mi? Medya kaygıyı işlemekle mi yetiniyor, yoksa bizzat körüklüyor mu? İlaçlar kaygıyı azaltıyor mu yoksa besliyor mu?
    Kaygı gerçekten de mutluluğun önündeki en büyük engel mi, yoksa mutluluğun nihai hedef olarak yüceltilmesi ve mutluluk baskısı insanları kaygıya mi sevk ediyor? Bir başka deyişle,kaygıya neden olan şey tam da kaygıdan çıkma çabası olabilir mi?
  • Sevgili dostum Stephen;

    Doğum gününü en içten dileklerimle kutlar; başarının, mutluluğunun, yazacağın kitapların devamını dilerim. Umarım bir gün bu güzelim kitaba da, tıpkı Medyum'da olduğu gibi, bir devam kitabı yazmayı çok görmezsin. Ha bu arada, lütfen kendine biraz dikkat et. 71 yaşına geldin, eskisi gibi amuda kalkarken bile kitap yazmaya çalışma. Git biraz dinlen lütfen. Yılda 2-3 kitap çıkarıyorsun, o kitaplardan birisinin Türkçe'ye çevrilmesi 1.5 yıl sürüyor. Bana ''En son yazdığı kitabını okudun mu ?'' diye sorduklarında ''evet'' diye cevaplıyorum; ama bir bakıyorum o ara 2-3 kitap daha çıkarmışsın; Yav evlat lütfen biraz yavaşla! Hangi birini okuyacağımı sapıtıyorum... Neyse bu incelemeyi doğum gününe armağan ediyorum ve tüm King okurlarına da bol Derry'li, Penniwise'lı, Sadie'li George'lu, John Coffey'li, Dan Torrance'lı güzel vakitler dileyerekten incelememe geçiyorum.

    Stephen King Etkinliği: #30096680



    Açıkcası Hayvan Mezarlığı okurların arasında çok ciddi miktarda görüş ayrılığına düşen bir korku-gerilim romanıdır.
    Kimisi sevmez, kimisi çok sever; kimisi korkmaz, kimisi çok korkar... Şahsen ben kitabı seven ve bir miktarda korkan gruptayım. Her ne kadar en zararsız insanın ''Ölü İnsan'' olduğuna inansam da, mezarlık teması beni her zaman korkutuyor. İçinde illa ki bir olay olmasına gerek yok; mezarlık dediğin an benim için iş bitmiştir. Ne tesadüftür ki mezarlıklara gitme vakitleri hep gece yarısı bölgede polis veya herhangi bir insan olmadığında, çalılıkların arasından bir yol izleyerek gidiliyor. Her seferinde bu taktik tuttuğundan ve okuru ciddi miktarda korkuttuğundan dolayı bu konuda herhangi bir lafım yok. Çok başarılı! Hele kedileri benim gibi sevmiyorsanız (lütfen kızmayın, küçükken anneannemin kapısının önünde karanlıktan manyağın teki üstüme atladığından beri kedilere karşı biraz mesafem var) çok çok daha hoşunuza gidebilir, seviyorsanız yine hoşunuza gider. İlk 200 sayfa Church ile oynarsınız, kedi zaten ilk başlarda çok sevimli. Benim bile hoşuma gitmişti, ama sonradan olaylar değişince kedilere karşı tekrardan mesafem uzadı.

    Kitabın çok çok eski bir filmi de mevcut. Filmde 3 yaşındaki küçük erkek çocuğu Gage'in rolünü oynayan Miko Hughes'un şimdiki halini görünce bir tuhaf oldum. Zaman nasıl da hızlı geçiyor! Bu arada şunu da çok net söyleyebilirim: Eğer ilk olarak filmi izlemiş olsaydım, kitabı hiç bir türlü okumazdım. Filmi hiç sevmiyorum, seven çok fazla ama inanın bende en ufak bir etki bırakmadı.

    ''Stephen King'e nereden başlamalıyım ?'' sorusuna verilen cevap genelde Medyum, Yeşil Yol veya Hayvan Mezarlığı'dır. Bunun sebebi bu kitapların inanılmaz düzeyde iyi olmasından ziyade, King'in diline çok hızlı adapte olabilmenizden dolayıdır. Yoksa 22.11.63 de güzel, Mahşer de, Doktor Uyku da, O da... hepsi birbirinden güzel eserler. Stephen King'in 100'e yakın eseri var, arka kapağı okuyun ve kendinize en yakın hangisini hissederseniz onunla başlayın, zaten biraz tanıdıktan sonra hepsini teker teker okursunuz, aceleye gerek yok hele önce bir etkinlik adresimize gelin :D #30096680

    Söyleyeceklerim bu kadar. King bir ara devam kitabını mutlaka düşün, kafamda zibilyon tane soru var. Tekrardan doğum günün kutlu olsun :D


    Dipnot: Mezarlıktan yeni çıkmış kediler harbiden çok başa bela, sizi köşede sıkıştırınca kendinizi Zimeyeviç'ten kurtulmaya çalışan bir Romanov gibi (#33453124) hiseedebilirsiniz.
  • Bir çocuğa, anne babasını ağlarken görmekten daha fazla koyan pek az şey vardır bu dünyada