Bugün yağmurda yürüdüm. Tabi seninle. Kimsenin olmadığı bir sokakta sulara çarpa çarpa, zıplaya zıplaya yürüdüm. Üstün başın ıslandı. Güldün. "Hadi hasta olacağız" diyerek, kolumdan tuttun, çekiştirdin hafifçe. Direttim. Gelmedim. Kafanı eğdin, yine güldün. "İnsan bu hissi unutursa, bitmiştir işte. Ona bakarken, saçma gelen bir şeyi yapıyor olsa da gülme isteği duymazsa.. Sevgi, gülümsetir " diye düşündün. "Muhakkak seviyorum onu"
Yağmur sert yağmaya başlayınca, üstüm başım ıslandığı için damlalar canımı acıttı. "Hadi gidelim" dedim elini tutarak. Koşarcasına eve gittim. Üstümü başımı değiştirdim. Bir fincan çıkardım. Kahve yaptım.. Peteğin kenarına iliştim. Sen sanki hiç ıslanmamışsın, üşümemişsin gibi, karşıma oturmuş bana gülmeyi sürdürüyordun. Çantama uzanıp içinden kağıt kalem aldım. Sana uzunca bir mektup yazdım. Mektubumda özlemekten bahsetmesem, yanımda olmadığını fark etmeyecektim bile. Hasretim dile gelince yokluğunla yüzleştim.

Seni özlüyorum adı güzel.. Bugün yağmur yağdı, yağmasa da olur ya, o işin bahanesi .. ben seni çok özlüyorum..

Esra Köse

Kimseye laf anlatacak mecalim kalmadı. Biri gelse omzuma battaniye örtüp elime bir fincan kahve verse öyle otururum sabaha kadar , çok yorgunum.

Başka dile çevrilemeyen 14 özel sözcük
Büyük Türkçe Sözlük’te söz, deyim, terim ve isim olmak üzere toplam 616 bin 767 söz varlığı bulunuyor. Kulağa gayet yeterli bir sayı gibi mi geliyor?

Sınırı olmayan bir okyanus gibi aslında dil. Somut varlıklara koyabileceğimiz isimler sınırlı gibi görünse de işin için hissedilenler girince onca soyut şeye her dil yetişemiyor. “Böyle şey vardır ya hani, şey olur bazen insana..” diye arkadaşımıza anlatamadığımız o “şey“in bazen bir başka dilde tek sözcükle karşılığı bulunabilir.

Marija Tiurina “Untranslatable Words” (Çevrilemeyen Sözcükler) isimli illüstrasyon çalışmasında 14 çevrilemeyen sözcüğe yer vermiş. Japoncadan Yiddiş’e farklı dillerde kullanılan bu sözcükler sadece birkaç harfle aslında üzerine bir paragraf yazılabilecek anları, hisleri, “şey“leri anlatıyor

Schlimazl (Yiddiş): Şanssızlığı süreklilik kazanmış kişi
Duende (İspanyolca): Bir sanat çalışmasının bir insanı derinden etkileyen gizemli gücü
Age-otori (Japonca): Saçını kestirdikten sonra daha kötü görünmek.
Kyoikumama (Japonca): Çocuğunun okulda başarılı olması için onu acımasızca sıkıştıran anne
L’appel Duvide (Fransızca): Direkt çevirisi “boşluğun çağrısı” olsa da daha çok yüksek yerlerden atlama dürtüsüne verilen isim.
Luftmensch (Yiddiş): Hayalci insanlara denir. Direkt çevirisi “hava insanı”dır.
Tretar (İsveççe): “Tar” tek başına bir fincan kahve anlamına geliyor. “Patar” ise aynı fincandaki kahvenin tazelenmesi anlamına gelirken “Tretar” ikinci kez tazelemek anlamına, yani bir fincanı üçüncü kez kahveyle doldurmak anlamına geliyor.
Torschlusspanik (Almanca): “Kapanan kapı korkusu” gibi bir karşılığı olan bu sözcük bir insanın yaşlandıkça azalan fırsatlardan korkması durumudur.
Schadenfreude (Almanca): Birisinin talihsizliğini görmekten haz almak.
Tingo (Pascuense dili): Bir arkadaşının evinden önce tek bir eşya alarak sonra bütün hepsini ödünç alma isteği duymak.
Cafuné (Brezilya Portekizcesi): Birisinin saçlarında elini nazikçe dolandırma eylemi.
Palegg (Norveççe): Bir dilim ekmek üzerine sürülebilecek/konulabilecek bir şey ya da her şey.
Gufra (Arapça): Bir avuçta biriktirilebilen su miktarı.
Baku-shan (Japonca): Güzel bir kız – yüzüne bakılmadığı sürece

https://dusunbil.com/...imlerle-anlatiliyor/

Biliyoruz ki bütün acılar bir gün geçer. Bütün fotoğraflar sararır. Yara kabuk tutar kapanır. Bir sabah yine taze
ekmek ister canın kahvaltıda, bir fincan sade kahve. Demli bir çay ister akşam üstü olunca. Sokakta mevsimi fark edersin, aynada kendini...

JuvenâL Outsmart, bir alıntı ekledi.
17 May 18:56

Bir fincan kahve üretmek için 100 litre su harcanır, üstelik bu miktar kahvenize daha su eklenmeden harcanmaktadır.

10 Milyar, Stephen Emmott10 Milyar, Stephen Emmott

Eskiden bir fincan kahve nin 40 yil hatrı vardı
şimdi 40 dk bile yok kahvemi bozuk isnanlarmi anlayamadim

Bir çocuk günlük hayatında neler yapmalı? Nasıl yaşamalı? Çocuğun zihinsel ve fiziksel açıdan sağlıklı büyümesi için gerekli ve yeterli olan şartlar nelerdir? Hesse'nin bu kitabına başlamadan önce bu soruların üzerine ( en azindan bir fincan kahve bitene kadar) kafa yormanızı tavsiye ediyorum. Kafa yormazsanız da emin olun ki kitabı okurken bu sorular aklınıza bir bir gelecek. O yüzden baştan hazırlıklı olmak en güzeli bence. Anne-çocuk-egitim üçgeninde insana dair ne varsa bu eserde mevcut, Hesse'den genel eğitim anlayışımıza karşı rahatsız edici bir bakış açısı isteyenler buraya gelsin efendim!

Eray Turkoglu, bir alıntı ekledi.
06 May 01:12 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir fincan kahve; loş bir odada, yarı kapalı gözlerle içilen, kokusu içe işleyen bir sigara... Hayattan bu gerçeklikten başka talebim yoktur, bir de düşlerimden...

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 597)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 597)
yyaso, Hayvan Çiftliği'yi inceledi.
03 May 08:41 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

George Orwell'ın Ekim Devrimi'ni karikatüristik bir dil ile anlattığı, hayvanlar üzerinden yaptığı başarılı metaforlar ile de güçlendirdiği mükemmel eseri. Bir çocuk kitabı gibi okunabilecek hafiflikte bir kitap ama yetişkin kitabı olarak okuyunca içinde birçok olayların, geçmişe dönük mesajların yer aldığı, geleceğe gözünüzü açın tarzında uyarıların olduğu kalitede bir eser. Kısa, çok kolay okunan ve kolaylık derecesi kadar da mesaj içeren bir kitap. İki fincan çay veya kahve eşliğinde neşeli ve düşündürücü bir okuma anınız olacak.