• Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
    Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    Yatakta yatmayı bildiğin kadar
    Sayın Tanrıya kalsa seninle yatmak günah daha neler
    Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    Bütün kara parçaları için
    Afrika dahil

    Senin bir havan var beni asıl saran o
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları acıktığı için haklı
    Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    Bir çok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    Padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok
    Aklıma kadeh tutuşların geliyor
    Çiçek Pasajı'nda akşam üstleri
    Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika hariç değil
    Cemal Süreya
    Yapı Kredi Yayınları
  • Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete
    Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
    Ödevleri yenilmek olan hep
    Bıçakla kemik arasında
    Susmakla ağlamak arasında
    Yenilmek
    Kadınlar
    Cemal Süreya
    Yapı Kredi Yayınları
  • ***
    birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
    boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
    bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
  • Edebi Magazin

    Cahit Sıtkı, küçükken yaramazlık yaptığı için babası tarafından pencereden aşağı sarkıtılmıştır. O günden sonra ölümden korkmuş ve eserlerinde hep “ölüm” temasını işlemiştir.
    – Nazım Hikmet, Bursa cezaevinde ıslak ıslak çok dayak yediği için onun en büyük korkusu su olmuştur.
    – Cengiz Aytmatov’un kağıda karşı alerjisi vardır.
    – Yahya Kemal’in hiç evi olmamıştır. Ölene kadar otelde yaşamıştır. Nazım Hikmet’in annesine aşık olmuştur.
    – Şemsettin Sami 20 yıl boyunca sakallarını kesmemiştir.
    – Hüseyin Rahmi mikroptan korktuğu için 100 çift eldivene sahip olmuştur.
    – Karacaoğlan’ın en büyük korkusu: Çirkin bir kızla evlenmektir.
    – Tevfik Fikret, aynı zamanda iyi bir ressamdır. Evinin planını da kendisi çizmiş ve evinde isim veren ilk şairimiz olmuştur. En büyük takıntısı: Sol tarafında kimseyi yürütmemek.
    – Ahmet Haşim’in hastalık derecesindeki takıntısı ise: Toprak yemesidir. Haşim’in şiirlerinde hep gün batımı, gece, ay ışığı, hüzün olmasının sebebi çirkin olmasından derler.
    – Abdülhak Şinasi Hisar’ın en büyük takıntısına gelelim: Temizlik. Arkadaşları ondan: “Neredeyse suyu da yıkayarak içecek.” diye yakınmışlardır.
    – R.Mahmut Ekrem’in düğünü 40 gün sürmüştür.
    – 3 büyük şairi ( Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever) kendisine tutsak eden kadın… Bahsi geçen güzel: Tomris Uyar.
    – Cemal Süreya demişken… Sevgili Cemal soyismindeki iki y’den birini bir iddia sonucu kaybetmiştir. Evet, soyismi tek “y” ile yazılıyor.
    – Orhan Veli’nin ölümü, Belediye’nin açtırdığı bir çukur yüzündendir. Çukura düşmesi sonucu başından yara almış ve ölüm sebebi bu olmuştur.

    (Alinti)
  • Sigara içmiyorum. Ama Şarap dozun da..🍷💖
    SİZ SİGARA İÇTİKÇE, SİGARA SİZİ YİYECEK

    Tarık Akan'ın sigara yüzünden ölüme sürüklenmiş olması, aklıma sigaradan ölen kimi edebiyatçılarımızı getirdi. Sigarayı çok sevenleri... Bütün fotoğraflarında sigara içiyor olanları...
    Fazıl Hüsnü Dağlarca içkiciydi ama sigara içmezdi. Subaylığında kendisine bedava verilen sigaraları, arkadaşı Cahit Sıtkı'ya götürdüğünü anlatmıştı bir keresinde.
    Yetmişli yılların ilk yarısında yitirdiğimiz Kemal Tahir, vaktiyle çok sigara içenlerden biriymiş. Akciğerlerinden ameliyat geçirince artık yasaklanmıştı doğal olarak. Ama üstat sigarayı çok özlermiş. Hulki Aktunç, onu tahrik etmemek için yanında sigara içilmediğini söylerdi.
    Necatigil Hoca da, sigarasız fotoğraf vermeyenlerdendi! Üstadın bu tutkusu, yaşamdan erken ayrılmasına neden olacaktı.
    Metin Eloğlu da sigara tutkusunun bedelini yaşamıyla ödeyen ağabeylerimizden biri oldu, ne yazık!
    Salah Birsel, yaşlılık günlerine kadar içtiği sigaranın Bostancı'dan Uludağ'a kadar uzandığını hesaplayınca dehşete kapılmış ve son yıllarında bırakmıştı.
    Atilla Özkırımlı da günde iki paketin altına düşmeyen sigara kurbanlarından biri oldu!
    Muzaffer Buyrukçu, Birinci sigarasının tutsağıydı adeta! Akciğerlerine zarar verinceye dek sürdürdü bu kör tutkuyu. Yeleğinin cebinden paketini çıkarıp bir sigara yakışı şimdi gibi gözlerimin önünde.
    Şükran Kurdadul yasemin ağızlıkla içerdi Bafra sigarasını ki, ağaç zehrini emsin... Tabii kâr etmedi! Hekimler yasaklayınca, nice özlemini duysa da, içemedi. Kadıköy vapurunun güvertesinde, yanında sigara içen arkadaşına şöyle diyecekti bir gün: "Dumanını bana doğru üflesene! Kokusunu özlemişim..."
    Karikatürist Ferruh Doğan'ın erken vedasının altında da sigara alışkanlığı yatıyordu diye anımsıyorum.
    Cemal Süreya, sigarasını vaktinde söndürmesini bilenlerdendi. Günlüğünün bir yerinde şöyle yazar: "Sigaraya geç başladım. İçkiden de sonra. İlk sigarayı otuz iki yaşımda içtim... Ama başladıktan bir ay sonra günde iki pakete yükselttim. Birkaç kez de bıraktım. İlki, üç yıl sürdü. Öbürleri üç günle iki ay arasında başarısız deneyler. O üç yıllık deney benim için çok önemli. Bir iki aylığına sigarayı her zaman bırakabilirim. İşi yıllara vurmaya gelince orada başka bir durum ortaya çıkıyor. Sigara bir değer olarak kalıyor sizde. Aradan on yıl da geçse hiç içmemiş duruma gelemiyorsunuz. Başlangıçtaki o zararlı fazlalık, bu kez de sayrılı bir eksiklik duygusuna dönüşüyor. Bırakma mücadelesinin tersi bir mücadele bu. Üstelik yeniden başlamada bir sağlık söz konusu değildir. Hiç değilse o kadar ağır basmaz. Boğazınızda kurumasını özlediğiniz bir ıslaklık vardır.
    "Çok sigara içen kişinin tek işi vardır: Sigara içmek!"
    Cemal Süreya'nın sigara türlerini nitelemesi de tam ona özgü bir hoşlukta:
    "Yolculuk sigarası, Yeni Harman. Zehrini güzelce ve harbi öngören Bafra. Siyasal içerikli Birinci. Henüz on yedisinde Bahar. Döklüm döşek Yenice. Güllüm kuşak Gelincik. Kozmopolit ve kentsoylu Hisar. Ürkünç Kulüp. Serin Çamlıca. Gömleğinin manşeti bir karış Sipahi. Dut ağacı Maltepe. Hayın Samsun." (Samsun'da bir gönderme olduğu kesin!)
    Üstat adeta sigara üzerine küçük bir deneme yazmış o gün. Yazı uzayıp gidiyor. Ama bunca sözü boşuna söylemiyor elbet: Sonunda, "Pislik bu!" diyerek, sigarayı bırakmak gerektiğine kendini inandırıyor...
    Onun sigarayı bıraktığı günlerde ben içiyordum. Akıl vermeleri sevmeyen Cemal Süreya'nın, sadece "azalt" diyen sesi hâlâ kulaklarımda...
    Ustanın bu önerisine bir kez uymadım: Onun cenaze günü!
    Bu kez de Tarık Dursun K. müdahale etti: "Necati çok içmiyor musun?"
    Gözlerim nemli, yanıtlamıştım: "Ama bugün Cemal abi öldü!"
    Daha bir şey dememişti Tarık Dursun K.
    Sonra da Nermin Kakınç yaşamdan kopacak, Tarık abi, bıraktığı sigaraya yeniden başlayacaktı! Ölünceye kadar...
  • Aynı çay bahçesinde, aynı ıhlamur ağacının altındaki her masaya oturdugumda 24 mayıs cumartesi burda bir çay bahcesinde duvarlar kuşlarla dolu bilsen öyle yorgunum ki yalnız alnimi örtüyor uyku diyor. Ve her gün Cemal Süreya'yi anıyorum. Masam doluysa eğer çıkıp biraz dolaşıyor ve oturanın kalkmasını bekliyorum. Başka masaya oturmam. Ihanetten nefret ederim. En büyük ihanet alışkanlıklara yapılan ihanettir. Beklerim, gider dolaşır, tekrar gelirim.