• 240 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Herkese merhabalar. Başlığa bakıp da ''sen kadınlara ne demek istiyorsun'' falan gibi şeylerle baş ağrıtmayın lütfen önce okuyun :)

    Dünya Klasikleri'nin içinde bir süre yüzdükten sonra küçük bir ara vermek isteyip, farklı bambaşka bir kitaba yönelmek amacıyla tamamen tesadüfen gördüğüm ve konusu itibariyle ilgimi çeken, beni zaman zaman güldüren, zaman zaman baş karaktere ''iyi oldu sana gerizekalı'' dedirten bir kitap, Bitik...

    Kitaba geçmeden önce tesadüfen tanıştığım yazar Mehmet Anıl'ın kalemine çok teşekkür ediyorum,gerçekten ustaca bir kurgu ve çok akıcı bir dil. Kitaba ne ara başladım ne ara bitirdim anlamadım.

    Şimdi kitaba gelebiliriz. Hayatı yolunda, güzel bir karısı ve bir kızı olan Adem, bu ''güzel'' hayatının monoton huzurundan sıkılıp yenilik arıyor. İzlediği bir filmden etkilenip karısının sadakatini test edecek bir oyuna hazırlanıyor. Amacı karısına yeniden aşık olmak. Planını yapıyor en ince ayrıntısına kadar düşünüyor ama unuttuğu bir şey var:
    Söz konusu detaylarsa, bir erkek asla bir kadından üstün olamaz !
    Kitapta en çok baş karakter Adem'in yaptığı şeylerin farkında olmasını ve öz eleştiri yapmaktan kaçınmamasını beğendim, çok gerçekçi bir anlatımdı .

    Adem,başından geçenleri,öz eleştirilerini, hayal kırıklıklarını, duygusal çöküşlerini tamamen tesadüfen karşılaştığı ve adını ''nedense'' Bitik koyduğu bir sokak köpeğine anlatıyor ve 2 Bitik'in karşılıklı sohbetini dinliyoruz .

    Değişik bir şeyler arayanlara kesinlikle önereceğim akıcı bir kitap .

    ''Aşk, ben uykudayken epey yol almış olmalı...''
  • Korkunuz yoksa bana kızmanız da mümkün değildir. Korkunuz yoksa benden nefret etmeniz de mümkün değildir. Korkunuz yoksa kıskanç ya da üzgün olmanız da mümkün değildir. Korkusuz yaşadığınızda, sevgiyle yaşadığınızda bu tür duygulara yaşamınızda yer yoktur.

    Bu tür duyguları hissetmediğinizde, doğal olarak kendinizi iyi hissedersiniz. Siz kendinizi iyi hissettiğinizde etrafınızdaki her şey de iyidir. Etrafınızda her şey iyi olduğunda, bu size mutluluk verir.

    Etrafınızdaki her şeyi seversiniz, çünkü kendinizi seviyorsunuz. Çünkü olduğunuz gibi olmaktan hoşnutsunuz. Çünkü kendinizle doyumlusunuz. Çünkü hayatınızdan memmnunsunuz. Yarattığınız filmden memnunsunuz. Yaşamla yaptığınız anlaşmalardan memnunsunuz. Huzurlu ve mutlusunuz.

    Her şeyin harika, her şeyin güzel olduğu bir boyutta yaşarsınız. Bu boyutta algıladığınız her şeyle, her an sevişirsiniz.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Alis Harikalar Diyarında #starkyorumluyor “Bu sadece bir rüya...”
    Lewis Carroll’un klasik eseri, 2010 yılında Tim Burton tarafından tekrar beyaz perdeye uyarlanmıştı. Bu çizgi romanda, Tim Burton’ın filminden uyarlanmış. Çizimler o kadar güzel ki, bu çizgi romana aşık oldum. Alice’i çocukluğumda da çok severdim, bu çizgi romanla daha da çok sevdim. Tim Burton’ın bakış açısıyla bir kez daha harikalar diyarına yolculuk yaptım. Çizimler, diyaloglar, olay kurgusu muhteşemdi. Kitabın sonuna bu çizgi romanın yapım aşamalarını da koymuşlar. Eskizler, renklendirme aşaması, karakterlerin ayrı ayrı bulunduğu sahnelere ait çizimler, alıntılar, karakter gelişimleri, filmden kağıda sayfaların gelişimi tek kelimeyle olağanüstüydü. Filmde oynayan oyuncuları da bu çizimlerin yanına iliştirmişler. Büyük bir emekle, başarılı bir çizgi roman ortaya çıkarmışlar. Sayfaları çevirmekten, o güzel çizimleri heyecanla incelemekten kendinizi alamayacaksınız.
    Tavşan deliğinden bir kez daha düşmeye ne dersiniz?
  • 176 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    Muhteşem Gatsby, üslubunun sade, fakat arka planının çok güzel yansıtıldığı bir kitaptı.

    Amerikan edebiyatı için önemli olan bu kitapta sembolik anlatım vardı.
    Karakterler ve olayların geçtiği coğrafya, yirminci yüzyıl başları Amerika'sındaki sosyal sınıfları temsil ediyordu.

    Kitabın anlatmak istediğini iyi anlamak gerekiyor, çünkü bugüne kadar gelmesinin, Amerika'da müfredatlara sokulmasının nedeni, sembollerle yansıttığı yirminci yüzyıl başlarındaki Amerikan toplumu.

    West Egg adıyla geçen uydurma muhit, tüketim toplumunu anlayıp girişim yapmış ve zengin olmuş kişilerin bulunduğu Batı toplumunu temsil ederken, East Egg evvelden beri zengin, varlığını nesilden nesle aktarmış toplumu temsil ediyor.

    Yeni aristokrasi ve eski aristokrasi de bu iki bölge ile yansıtılmış. Karakterlerden Gatsby ve Nick yeni aristokrasiyi temsil ederken, Daisy ve Tom eski aristokrasiyi temsil ediyor. Tom'un çok da çabalamadan elde edip aldatabildiği Daisy, Gatsby için ulaşılmaz. Kitap eski aristokratların bir adım önde olduğunu söylüyor bizlere.

    Yazar, romanla hem eski hem de yeni aristokrasiyi eleştiriyor. Sonradan zengin olmuş kişilerin görüntüde eskiden beri varlıklı olan kişilerden farksız olsalar da detaylara inildiğinde zevksiz, görmemiş ve aşırı hırslı olduğunu düşünüyor. Eskiden beri varlıklı kişilerin ise zevkli, görgü kurallarına hâkim olduğunu düşünse de onların sahip olduğu çürümüş ahlakı eleştiriyor. Birinci Dünya Savaşı'na katılmış genç nesil, bu görüşlerden ne kadar içi boş olduklarını fark ederek sıyrılıyor. Ortaya herhangi bir ahlaki duruşu olmayan bir zengin nesil çıkıyor. Her iki sınıfa mensup olan kişilerin de sadece kendi zevkleri için yaşadıklarını, zenginlik ve eğlence için arayışta olduklarını eleştiriyor.

    Gatsby'nin malikânesinde düzenlenen delicesine tüketime dayalı devasa partileri, bu gösterişli yaşamın altında yatan çürümüşlüğü eleştiriyor Fitzgerald.

    Günümüz insanları bu kitabı Leonardo DiCaprio'nun da başrolünde oynadığı filmden az çok bilse de kitabın arka planı pek anlaşılmıyor, öyle ki yapılan yorumlarda da bunu görebiliyoruz.

    Benim şahsi fikrim kitabı okuduktan sonra filmin izlenmesi kanaâtinde, zira filmin kitaba ne kadar sadık kalıp kalmadığını, görselin kitap ile ne kadar uyuşup uyuşmadığını ve belli pasajların nasıl kullanıldığını görmek size daha fazla heyecan vereceğini düşünüyorum nacizâne.


    Bu kitaptaki zengin olma ve sınıf atlama teması başka romanlarda da var. Zenginliğe erişmek, Amerikan edebiyatı için önemli bir tema olsa gerek.

    Kitabı ve Filmi izleyenler için: Karavandaki Adam youtube kanalında Hakan Bey'in sunduğu videoyu izlemenizi öneririm.
    https://youtu.be/O0tZ2-9PzVo


    Okuyacak olan okurlara keyifli okumalar dilerim..
  • 288 syf.
    ·22 günde·8/10
    İlber hoca bu güzel ve kıymetli eserinde -Bir ömür nasıl yaşanır-ı anlatıyor.Keşke ama keşke yapabilsek,yaşayabilsek.Ama tabii şimdi olacak şey var olmayacak şey var.Biz Türk halkı olarak izlediğimiz filmden,okuduğumuz kitaptan,dinlediğimiz seminerden çabuk etkilendiğimiz gibi bir o kadar çabuk unutuyoruz malesef.Son zamanlarda çok gündeme gelen nasihati;"Evlenip mobilyacı gezeceğinize dünyayı gezin" söylemini biz geç duyduk.Çoluğa çocuğa karışmıştık bile.İyisi mi bekleyelim biraz, durulsun, çocuklar büyüsün, hatta biraz daha büyüsün üniversiteye yerleşsinler, işe girsinler sigortaları olsun, helal süt emmiş birilerini bulurlar inşallah, sonra hemen çocuk düşünsünler zaten bunda düşünecek bir şey yok.

    Çünkü hayat,genç yaşta evlenip hemen anne-baba olmakla başlıyor olabilir. Yaşadığımız çevre, kodlar, bilinçaltımızın bizi çektiği noktalar vs. Aldığımız kararların kişisel tercih olduğunu sanırız önce epey, bir tür taklit olduğunu anlamak sonraki iş. Yani işte evlenirsin ve çocuğun olur, bunda bu kadar düşünecek bir şey yok.Dolayısıyla, kendimi içinde buluverdiğim yemek-çamaşır-bulaşık-ütü-yine yemek-yine çamaşır ve yine daha bir sürü şeyin bitmeyen döngüsü, sabit tutmaya çalıştığım sistemin diğer ucunda gece gündüz ağlayan bir bebek derken, birkaç aya kalmadan yanık kokusu yaymaya başladım. Aslında ben ikinci gün filan da duydum o kokuyu ama kimseye demedim, herkes bebek seviyordu yazık.

    Hayatımı sadece bir mutfak robotu, bir cam bezi veya bir kabak soyacağı olarak geçirmeye razı olsam dahi, günün sonunda elime kalacak olan şey büyük ihtimalle ”Akşama kadar ne yaptın?” olacak.Bir ömrü nasıl yaşadım? Kendimi bu soruya vereceğim cevabın ikna edici olmasına adarsam kalbim çok kırılacak.
    Yapmayı çok sevdiğim bir şey var evet, ama bir yandan ortalık da karışık .Akşama kadar ne yapıyorum zaten niye bekleyeyim, patlıcana ne olması gerektiğini söyleyince gidip kendi oluyor sağolsun, bunu gören pirinç durur mu, çamaşırlar imece usulü birbirlerini yıkayıp ütülüyorlar, dünyamız zaten nano teknoloji ürünü, toz tutmaz kir tutmaz ne kaldı geriye, akşama kadar oturup geçmesini mi bekleyeyim, geçmesin de zaten hemen, otuz yıl niye hiç oluyor durduğu yerde, aramakla bulunmaz sonra gençlik.


    Tutku ya da işte herhangi bir şeye dair potansiyel gerektiği gibi çıkamıyorsa, bedenin içinde dolaşıp tatsızlık çıkarabiliyor. Huyu bu. Yani mesela böyle durumlarda başa migren, göğüse panik atak yakışır, az aşağısı gastrit olur ama size gitmez, romatizma boyunuzu keser Allah vermesin.Kalpte durduğu gibi durmuyor, geziniyor öyle delirmiş gibi. Bakıp görmek, görüp anlamak, uzanıp tutmak, tutup çıkarmak mühim bir iş.Yani bir ömür böyle yaşanmaz arkadaşlar.Delirmeyin.

    Okudukça okuyasım geldi.Yapmam ve yapmamam gereken ne varsa derlendi kitap sayesinde, toplandı.Dur bakalım.Bu bile bir şey.Genelde tartışma esnasında aklına gelmeyen cümleleri gece başını yastığa koyunca hatırlayıp “Öf keşke şöyle şöyle de deseydim!” diye düşünen insan hüznüm var,olmuyor değil ama söylediğim gibi bu ömür böyle yaşanmaz bir yerden başlamak gerek.Cahilliğin lüzumu yok.Ölelim daha iyi.
  • 336 syf.
    ·21 günde·Beğendi·8/10
    Kitabı genel olarak beğendim fakat yazarın yazım şekli ve noktalama işaretlerindeki değişik tarzından dolayı anlamakta zorlandığım yerler oldu.

    Kitabı okuduktan sonra filmini izledim ama film çok vasattı. Normalde de kitaplar filmden daha etkilidir, ama bu çok kötüydü. Film sanki 4, 5 saatlikte bazı sahnelerini kesmişler de 2 saate indirilmiş gibiydi. Kitabı okumasaydim o sahnelerinden bir şey anlayacağımı sanmıyorum.

    Neyse kitabı anlatmaya devam edeyim. Yazar insanların gözlerini kaybettikten sonra nasıl sefil bir hale düşeceklerini çok güzel okuyucuya anlatmış. İnsanların gözleri olmadan bile nasıl kötülükler yapacağını, bu durumu nasıl pis menfaatleri için kullandıklarını güzel ve etkili bir şekilde anlatmış.

    Son olarak kitaptan bir alıntı yaparak yazımı bitireyim. Anlatacak çok şey var lakin en iyisi siz okuyun, okutun.:))
    "Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gördüğü halde göremeyen körler."