• İnce bir sızı var yüregimin tam orta yerinde
    Dokunsan parçalar bedenimi tam da o biçim
    Uykularımı ele geçirip rüyalarımı kabusa çeviren
    Saçlarımı gün gün ağartıp bana bedel ödeten
    Pişmanlık, hata, dert değil bu
    Ölsem dedirten, aklı bile delirten bir sızı
    Çürütüyor bu bedeni, aklı akıl almaz kılıyor
    Zamanı durdurup, adeta kendi hüküm sürüyor
    Adına aşk diyen var, sevda diyen..
    Ve çekerken bu sızıyı yaşayamaya devam eden Geleceğini bilmeden
    Oysa benim içimde bir sızı var geleceğini bilsemde geçmeyen.
  • yüzünün üzülmeye çalışmış yerlerinden bahsediliyor 
    güya gövdenin ve sesinin başına su gelmiş, inanmazdım

    herkesle hançersin de kendinle adın çıkmış sanki, 
    kalbini özenle kırmışsın bütün eşyanın, ummazdım

    incirin öte hatrı suyun kuşkusuz fikriyle üzgünüm 
    dilemiştim ki en çok kar yağmasın bu kış 
    bu kış kalp suyumla ıslanmasın yastık! dilemiştim ki 
    yoktur aşk bu mutlak hasar bu mükemmel hata

    bu belki mümkün bir kusurdur sinemdeki 
    ama ödü varsa umru da var insanın ayarı gibi 
    anladım sanki: devlet neden şarap kullanmaz 
    neden en uzun suya en sessiz uzanır yüzün 
    neden en çok üzülmüş üzümün adı şaraba çıkar

    sonra madem insan kal adında bir beladır 
    insan dalgın bir belgedir kendisiyle hayat arasında 
    neden eve dönmekten ibarettir hayat 
    neden bazen simsiyah bir doğruyla denilir: 
    devletin ve Allah'ın en iyi fikridir kış 
    bütün evlerin en mükemmel hatasıdır baba

    başka incirin yarasını başka incir de bilmez gibi 
    talandır bu herkesle herkes olmak 
    kopan umur ufalan ödün adıyla 
    iki lekenin birbirine dağılmasına sadece aşk mı denir 
    diğer zeytinin diğer zeytine fethi gibi 
    dilerim herkesin vaktiyle adı 
    sinem olan uzun bir yasa değer eli sinem! 
    o kadar, o denli
  • Filmini izlediğim kitapları okumak çoğu zaman keyif vermezdi bana. Konuyu bilince bir anlamı kalmıyor diye düşünürdüm. Ki bunun için önce kitabı okur sonra filmini izlerdim. Bu defa farklı oldu. Stephen King 'in Yeşil Yol kitabından uyarlanan dört dalda oscar adaylığı bulunan filmi uzun yıllar önce içim burkularak ve gözyaşları içinde izlemiştim. Kitabı okumayı hep erteledim. Fakat hata etmişim. Konuyu her ne kadar en ince detayına kadar bilsem de soluksuz okudum. King bu konuda tam bir usta. Hayal gücünü öyle güzel kurgulayıp okuyucuya sunmuş ki hayran kalmamak elde değil.
    Could Mountain Hapishanesi'nin E Bloğunda geçen hazin öykü insanın içini sızlatan bir kitaba dönüşüyor. Bedeninin büyüklüğüne karşı naif bir çocuk kalbine sahip John Coffey'nin bu hapishaneye gelmesi ile herkesin ezberi bozulur. Bu insan, hayatını insanlara ve iyiliğe adayan zarif bir ruh. Dünyadaki acılara artık katlanamayarak işlemediği bir suçtan ötürü ölüme yürümek için Yeşil Yol'a gelir. Orada bulunan başta Paul olmak üzere tüm çalışanlar için artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Filmini izlemişsinizdir fakat kitabı da mutlaka okuyun. Okuyun ki böyle önemli bir eserden mahrum kalmayın. Bir kaç alıntı eklemek istiyorum bu şaheserden.
  • Bir tane Sarah Jio romanı okumanız yeterli bence. Ben hata edip dört romanını okudum yazarın. Yeşil deniz kabuğu, yağmur sonrası, kelebek adası ve mart menekşeleri. Yazarın kitapları, hikayeleri güzel, buna kesinlikle lafım olamaz ancak okuduğum dört kitap da sanki birnirinin aynısı. Mutlaka bir ada, 1940' lı yıllara dönüş, 2000' lerde yani roman kahramanları yaşlanınca mutlaka bir şekilde buluşması (nadiren taraflardan biri çoktan ölmüş oluyor), gittikleri adalarda mutlak surette bir gizem, bir sır, zaman zaman doğaüstü şeyler... Yazarın okuduğum dördüncü kitabında fenalık gelmişti hep aynı tarzda yazmasından ve romanın nasıl gelişeceğini, sonuçlanacağını artık anlamıştım. Okuduğum bu dört kitap içerisinde en beğendiğim Mart Menekşeleri olmuştu. Roman kahramanlarından Bee hala ise favorimdi. Nedenini bilmiyorum ama kitap da en beğendiğim karakter Bee hala olmuştu. İncelememin başında da belirttiğim gibi Sarah Jio okuyacaksanız bir tane romanını okumanız yeterlidir. Hadi yazarın tarzını çok beğendiniz o zaman ikinci bir romanını daha okuyun ama lütfen fazlasını okumayın çünkü iş artık kendini tekrara giriyor, zaman ve para kaybı bence.
  • Yedi kez aşağıladım ruhumu:

    Birincisi, yükseklere ulaşmak için, onun
    itaat ettiğini gördüğümde.

    İkincisi, sakatlar karşısında topallıyormuş gibi yaptığını fark ettiğimde.

    Üçüncüsü, kolaylık ve güçlük arasında seçim yapıp kolaylığı seçtiğinde.

    Dördüncüsü, bir hata yapıp başkalarının da hata yaptığı düşüncesiyle avunduğunda.

    Beşincisi, sabrını kendi gücüne mal ederek zayıflıktan dolayı hiçbir şey yapmadığında.

    Altıncısı, kendi maskelerinden birinin söz konusu olduğunu anlamadan bir yüzün çirkinliğini hor gördüğünde.

    Ve nihayet yedincisi, bir ilahi okuyup bundan bir erdem sahibi olduğunu sandığında.
    Halil Cibran
    Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım
  • “Fakat ben suçlu değilim, bu bir hata. Bir insan nasıl suçlu olabilir ki zaten. Bizler hepimiz insanız, birimizin diğerinden farkı yok.”
    Franz Kafka
    Sayfa 199