• Tesla marka bir arabanın otoyolda özerk sürüş sırasında önünde giden iki otomobilin kaza yapacağını çarpışmadan önce anlayıp fren yaparak kendini ve sahibini kurtarışını gösteren video çok etkileyicidir.
  • Ben hayatıma devam edemem ve hiçbir şeyi unutamam!
    Çünkü Oğuz Atay’ı da okudum, seni de tanıdım...
    Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...
    Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
    Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...
    Hakan Günday
    Sayfa 348 - DK
  • "Benim düşlediğim aşk iki insanın birbirini sahiplenme çabasından çok daha öte bir şey."
  • Ben bugün 34 yaşındayım ve kitap okumaya çok geç başladığımı anladım 20 yıl önce okumam gereken kitapları şimdi okumanın pişmanlığı var.
    Düzenli olarak son bir iki yıldır okuyorum..
    Lütfen sizlere nacizane fikrimi söylüyorum ben Anadolu’da yaşayan biriyim ve bizim buralarda ilerlemiş yaşlarda bir çok insan hacca gidip geldiğinde bizlere şunu derler “erken yaşta genç yaşta gidin” derler, bende sizlere derim ki; lütfen erken yaşlarda okuma alışkanlığı edinin 🙏🙏🙏
  • 471 syf.
    ·3 günde·9/10
    Uçurtma Avcısı'nı okurken duygu karmaşası yaşamıştım. Yazarın üslubü beni biraz şaşırtmıştı açıkçası. Nasıl bu kadar dramatik yazabilmiş diye düşünmüştüm. Bin Muhteşem Güneş'te de aynı şekilde... Sürekli olarak dramatik olaylar birbirini takip ediyor. Tabii kitabı okunur kılan şey bu olayların bir yerlerde yaşanmış ve yaşanmakta olduğu... Sürükleyiciliği ve konu itibariyle birçok kitleye hitap eden bu kitapta iki kadının birbirinden güç alarak mutluluğun peşinden gitmelerine tanıklık ediyoruz. Kitaptan çıkarılacak çok fazla toplumsal mesaj var; özellikle kadının toplumdaki yeri ile alakalı. Onlara söz hakkı tanınmaması, 14-15 yaşlarındayken babası hatta dedesi yaşında kişilerle evlendirilen, ağzını açtığı anda ahlaksız olarak anılan, erkek çocuk değil de kız doğurdu diye yetersiz ilan edilen daha nice kadına ithafen... Okuyun, okutturun.
  • 112 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    ~~~~~Açıklama~~~~~
    Kırgız Edebiyatının üstadı ve Dünya Edebiyatında da harika bir konuma sahip olan Aytmatov'un harika bir eseri ile geldim. Ama baştan söylüyorum. Gün Olur Asra Bedel'i okumadan bu kitabı okumayınız, çünkü bu kitap Gün Olur Asra Bedel de yazılamayan eksik kalmış bir bölüm veya sonmuş. Yazıldığı dönemdeki bir takım sıkıntılardan dolayı o zaman bu kısım yayınlanmamış. Aytmatov da ilerleyen yıllarda ayrı bir kitap olarak yazmış. Bu arada ben henüz Gün Olur Asra Bedel i okumadım

    ~~~~~Konu~~~~~
    Mesleğinde terfi etmek için bir oyun çevirmeye çalışan KGB(Sovyetler Birliği Gizli Servisi) ajanı Tansıkbayev, Sarı Özek'te öğretmen olan Kuttubayev'i kendine kurban seçer. Kuttubayev tarih üzerinden efsaneler, hikayeler yazmaktadır. Kitabın ismi de Kuttubayev'in yazdığı Cengiz Han dönemine ait Sarı Özek Kurbanları başlıklı bir efsaneden gelmektedir.
    Bu kadarcık yeter, kitabı okursanız; bulutun neden küstüğünü, kurbanların kim olduğunu, Kuttubayev'e ne olduğunu öğreneceksiniz.
    Kısacası kitabın içerisinde, hüzünlü bir aşk hikayesi, iki farklı dönem üzerinden devletin ve liderin selameti için masum insanların katledilmesi ve makam mevki sevdasının neler yaptırabileceği ele alınmaktadır.

    ~~~~~Yorum~~~~~
    Aytmatov hem mükemmel bir edebiyatçı hemde zeki bir sistem eleştiricisidir. Yapılan haksızlıkları, yanlışları kitaplarıyla öyle güzel ve doğru aktarıyor ki kaleminin mest etmesinin yanında, hikayeleri okuyucuda duygusal bir tesir oluşturuyor. Betimlemeler, örneklemeler okumaya güzellik katıyor. Stalin ve Cengiz Han gibi acımasız zalimlerin diktatörlüklerini ifade ediyor. Stalin'in zalimliğini açıkça ifade ederken Cengiz Han'da aynı açıklığı göremedim daha naifçe belirtmiş. Hatta bir saygı, sempati var gibime geldi. Bu durum beni rahatsız etti, gerçi günümüzde bu hatayı yapan kişi sayısı çok fazla. Şu gerçek değiştirilemez ve yumuşatılamaz ki ; Cengiz Han Müslümanları, Türkleri, Çoluk çocuk demeden mazlumları katleden bir zalimdir. Velhasıl kitaba dönecek olursam herkese tavsiye edebileceğim kısa ve akıcı bir eser.
  • 180 syf.
    Felatun bey ile Rakım efendi

    Kitaba genel olarak bi göz atacak olursak dilinin gayet akıcı ve tatlı olduğunu, insani sürüklediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca yazarın okurla kitabın icinde iletişim halinde olması ve sanki okuru karşısına almış da anlatıyormuş gibi bir dil kullanması gercekten kitabı çok daha guzel kılıyor.
    Kitabın içeriğine girecek olursak : Felatun bey ve Rakım efendi uzerinden iki tip insan inceleniyor ve kıyaslamıyor diyebiliriz . Tabiki bu kıyaslamada tercih edilen insan profilinin Rakım efendi olduğunu açıkça görebiliyoruz. Rakım efendiye tam bir osmanlı beyefendisi dememizin ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum . Kitapta bu şekilde işlenmiş olsa da ben bu görüşe çok fazla katılamayacağım. Rakım efendi her şeyden önce dürüst namuslu ve ahlaklı bir insan . Çalışkan alnının teriyle kazanan ve harcamaktan da kaçınmayan, çevresindeki insanlara güven veren iyi bir insan . Rakım efendiye dindar cümleler de affediliyor kitapta fakat ben bu konuda Rakım efendinin bir noktaya kadar ahlaklı ( burda ahlakın ölçüsü olarak neyi aldığımız çok önemli tabi ) olduğunu söyleyebilirim sadece ,tam bir dindarından bahsedemem.
    O dönem şartlarında Rakım efendi gibi insanlara yazarın ihtiyaç ve hatta hasret duyduğunu görmekteyiz. Aslına bakarsanız yazar keşke herkes Rakım efendi gibi okşa diye baş baş bağırıyor zaten kitaptaki satır aralarında.
    Felatun beye gelecek olursak , baba parasıyla hayatını sürdüren gayet zengin ve müsrif bir insan . Batılı gibi yaşamaya gayret eden fakat icinde taşıdığı art niyetlerden ve yalnizca sekil olarak batılı gibi olduğundan a inca şikayetçi olunduğu ortada. Taban tabana Rakım efendi ile zıt bir konumda olduğunu söylemek yeterli olabilir.
    Kızların küçük yaşta evlendirilmesi , toplumda kadınin yeri ve konumu , kölelik ve cariyelik meselesi ,insanların parayla satılıp alınması gibi çok ciddi meseleler eleştiriliyor. O şartlar altında yapılacak en iyi davranışları da Rakım efendi özelinde insanlara sunmaya çalışıyor yazar .
    Kitapta kadın erkek ilişkileri (özellikle Rakım ile jozefino arasındaki gibi) beni rahatsız etti diyebilirim . Rahatsız etmesinin sebebi Rakım efendinin olması gereken ideal bir genç olarak sunulmasından ötürü. Ben ideal bi gençte alkol ya da bu tarz konularda böyle rollerin verilmesi doğru bulamadım . Sonuçta burda bahsedilen burda istenilen gençlik bizim ülkemizin gençliği ve ben bu şekilde olmasını istemem. O sebeple rahatsız oldum.
    Okuduğumuz kitapların bize batılılaşmanın ülkemizdeki seyrini ve ülkemizin toplumsal olarak hangi durumlardan geldiğini göstermesi açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum . Bugün bulunduğumuz noktaya nerelerden ne şekilde gelebildigimizi görebilme olanağı buluyoruz.