• Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu  
                                                                  kesmemeye
    Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    Bütün kara parçalarında
                               Afrika dahil

    Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    Yatakta yatmayı bildiğin kadar
    Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    Bütün kara parçaları için
                               Afrika dahil

    Senin bir havan var beni asıl saran o 
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları acıktığı için haklı
    Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    Birçok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
                               Afrika dahil

    Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse  
                                                      değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna 
                                                                diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
                                Afrika dahil

    Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    Aklıma kadeh tutuşların geliyor
    Çiçek Pasajında akşamüstleri
    Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    Bütün kara parçalarında
                               Afrika hariç değil..
  • Hepinize birden,
    sevenler, sevmiş olanlar,
    sığınmış ikonalar mağarasına ruhun,
    şarap dolu bir kadeh gibi bir şölende ben
    kaldırıyorum şiirle dolu kafamı.
  • Beş yıl önce tamamen ayrıldım tiyatrodan. Eve kapandım. Yalnızlığın keyfini çıkarmak için. Bir oyun yazdım. Geçen sezon İstanbul'da oynandı. Ölüm daha iyi anlatılamaz, diyor izleyenler. Herhalde en iyi yapabildiğim şey ölümü şekillendirmek. Sonrasında boşluk. Akşam üzeri çıkıp deniz kıyısında oturuyorum. Artık hüzün veriyor bana güneşin batışı. Gece balkona oturup içiyorum. Kimi zaman ayla kadeh tokuşturuyorum, kimi zaman yıldızlarla. Sabah ilk ışıklarla odamdayım. Uyuyorum. Ara sıra kız kardeşim uğruyor, bazen temizlik için kadın getiriyor. Her gelişinde yardım etmek istediğini söylüyor. Cevap vermiyorum. Belki onu da üzüyorum. Kısacası rengini kaybetti buralar. Gride boğuldum.
  • Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül-gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...