• 264 syf.
    ·19 günde·Puan vermedi
    Selam.🤗
    Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı #koku Ve arkadaşın kitaplığın da görünce öne çektim ve alıp okudum.
    Grenouille aslında doğuştan bazı talihsizlikler yaşıyor.... Hayatı zor olsada kendin de bir özellik var ve "burnu çok iyi koku" alıyor.
    sorun şu ki kendisinin kokusu yok ve bunun çok geç farkına varıyor. Varınca da hayatı daha da zorlaşıyor çünkü bu durum onda başka fikirlere sebep oluyor... Daha fazla cinayet demek.....
    Okurken aklımdan hep parfüm satan yerler geçti..o parfüm formüllerini bulanlar.
    Tabi bir de 18.yyda Fransa'nın yaşadığı sürece de tanıklık ediyoruz.
    işin garip yanı kahramanımız cinayet işlemekten hiç çekinmiyor ve ardında iz bile bırakmıyor......
    tabi burada sanıyorum ki yazarın değinmek istediğiň toplum içinde bireyselliği yakalayamamış, ortama da çok ayak uyduramayan bir karakter yaratmak...yaşamı tam bir tragedya...... Henüz filmini izlemedim daha sonraya bıraktım.
    Yer yer tekrarlar biraz sıksa da kitabın konusundan dolayı her şeye değerdi.
  • 574 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    II. Dünya Savaşı'nda Almanya'da Himmel sokağında, Kitap Hırsızı Liesel, Liesel'in ailesi ve komşularının başından geçenlerin hikâyesi bu kitap. ⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀
    Savaş, insanlık ile var oldu ve olmaya da devam ediyor. Bugüne kadar okuduğum birçok kitap ezilen, hor görülen insanların açısından anlatmıştı savaşı. Bu kitapta ise anlatıcı 'ölüm'. Ve ölümün olayı dramatikleştirmek, heyecan yaratmak gibi bir amacı yok. Olacakları, kimin öleceğini bile önceden söyleyiveriyor. Olayların anlatımı dışında, ölümün düşüncelerini okumak en güzel yerlerdi. Yazar bu değişik anlatım tarzını olay örgüsünde başarılı bir şekilde kullanmış.
    ⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀
    Savaşın mağdurları sadece yenilenler değil, aynı zaman da yenen tarafta. Kitabın verdiği bu mesaj benim için çok önemliydi. Savaşlarda kazanan yoktur. Her iki taraf da bir şeylerini kaybeder. Bu belki evi, canı ya da insanlığı...
    ⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀
    Sürekli heyecan olan bir kitap değil. Ama kendini okutuyor, sıkıldığım için ara verdiğim olmadı.
    Ana karakter Liesel olsa da diğer karakterleri de çok başarılı bir şekilde yazmış yazarcığımız. Hepsinin yerine kendinizi koymakta zorlanmayacaksınız.
    Kitabın filmi de varmış. Fragmanına baktım ve anladığım kadarıyla kitaptan farklı olan çok fazla yer var. Listeme ekledim belki bir gün izlerim (:
    ⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀
    Ben kitabı beğenerek okudum. Keyifli Okumalar

    https://www.instagram.com/p/BfoKeFxhtuK/
  • 272 syf.
    ·3 günde·7/10
    Yaklaşık iki asır önce yazılmış kült bir eser. Defalarca filmi çekilen, sanatın her alanını etkilemiş farklı bir yapıt.

    Mektuplarla başlayıp biten romanda olaylar; metafizik, simya, yaşam iksiri, insan anatomisi gibi konulara ilgi duyan Victor Frankenstein’in tıp eğitimi almasıyla başlıyor. Esere adını veren de aslında bu karakter. Edindiği bilgi birikimiyle, akla ve duygulara sahip bir canlı yaratmak isteyen Frankenstein; tahminlerinin aksine devasa bir çirkin yaratık ortaya çıkarır. Eserinden tiksinip kaçar. Kitap boyunca da ondan hep sefil, iblis, ifrit şeklinde bahsediyor. Yaratıcısının ve iyiniyetle yaklaştığı insanların kendisine ön yargılı davrandığını, onlar tarafından sevilmediğini fark eden kimlik arayışındaki yaratık ise korkunç var oluşundan muzdarip, farklı yollar denemeye başlar.

    Roman, salt korku ve bilim-kurgudan ibaret değil. Aksine duygusallık, dram ve gerilim ön planda. Gotik tarzda psikolojik çözümlemeler, içsel hesaplaşmalar, karakter analizleri sizi düşünmeye sevk ediyor. İnsanoğlunun, estetik algısının dışında, farklı olana karşı takındığı önyargılı ve kibirli tavır gözler önüne seriliyor.

    Kitap, bilimsel keşiflerin henüz yapılmaya başlandığı 1800lü yıllarda yazılmış. Bu nedenle dönemin bilime ve geleceğe bakışını anlayabilmek adına önemli bir eser sayılabilir. Yazarının kitabı yazmaya başladığında 19, bitirdiğinde 21 yaşında olması da eseri oldukça ilginç kılıyor.

    Mary Shelley, annesini henüz bir aylıkken kaybetmiş. Babasının yeni eşi onun eğitimi ile pek ilgili olmadığı için Shelley, kendi kendine öğretmenlik yapmış. Öyle ki hem evde hem de annesinin mezarı başında saatlerce kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş. Trajedi dolu hayatında Shelley, ilk iki çocuğunun küçük yaşta ölümüne ve kız kardeşinin intiharına şahit olmuş. Bütün bunlardan hareketle, onun sevdiklerini geri getirme arzusunun Frankenstein’da birçok temayı etkilediği düşünülüyor.

    Kitapla ilgili beklentimi karşılamayan noktalardan birisi, yaratığın hayata geliş anının üstünkörü anlatılmış olmasıydı. Ancak sonrasında yaratığın insanları gözlemleyerek öğrenme sürecini anlattığı ve felsefi çıkarımlar yaptığı bölümler oldukça etkileyiciydi. Sözünde durmayan, çıkarcı ve sahtekar bir misyon yüklenen Türk karakteri ise anlamsız gereksiz buldum. Genel anlamda konu ve kurgu anlamında dönemine göre başarılı bir eser olduğu söyleyebilirim.
  • 136 syf.
    Machiavelli denilince hilekar, hain, barbar bir felsefe akla gelir. Ulaşılacak amaç uğrunda kullanılacak tüm yöntemleri mübah sayan bir tutumu anımsatır. Machiavelli'ye tüm bu kötü şöhreti kazandıran ise 1513 yılında yazılmış olan ancak 1532'ye kadar basılamayan "Hükümdar" adlı eseri olmuştur. Kitapta verasete dayanan monarşiler kısaca anlatılmıştır. Çünkü bir hükümdar normal bir zeka ve basirete sahip olacağından hükümeti kontrol edebilecektir. Öbür yandan, yeni bir monarşinin karşılaşacağı problemler çok daha karmaşıktır. Eğer yeni fethedilen topraklar kendine ilhak edildikleri devlet ile aynı dilden ve aynı milliyetten ise bunların kontrolü nispeten kolaydır.

    Eyaletlerin idare edilmesi konusunu incelerken, Machiavelli kendi kanunları altında ve hürriyet içinde yaşamaya alışmış bir devletin kontrol altında tutulabilmesi için üç metot ileri sürmektedir. Birincisi, o devleti tamamen ortadan kaldırmaktır. İkincisi, şahsen oraya gidip orada oturmaktır. Üçüncüsü ise onu kendi kanunları ile yaşamaya bırakmaktır. Yeni prenslikler bahsinin tartışılmasında Machiavelli şu uyarıyı yapıyor: "Unutulmamalıdır ki kalabalıklar karakter bakımından güvenilmez olurlar, onları bir şeye inandırmak kolay olmakla birlikte aynı inançta tutmak zordur. Kuvvetle bir yeri ele geçirmek isteyen bir kimse oraya vermek istediği zararı bir darbede açabilmek için acele etmeli, böylece her gün yeni bir hoşnutsuzluk yaratmak zorunda kalmamalı, halka artık bunların sona erdiği intibaını vermeli ki sonra faydalı işler yaparak onların gönlünü kazansın."

    Doğrudan doğruya kilisenin idaresi altında bulunan kilise devletlerinden bahsederken de Machiavelli en acı ve iğneleyici ifadeleri kullanmaktadır. Özellikle onaltıncı yüzyıl başındaki Katolik kilisesine, İtalya'yı yabancılara karşı birleştirmediği için acı hücumlarda bulunmaktadır. Kilise ile devletin tamamen ayrılmasından yanadır.

    Kuvvetli bir devletin iyi bir orduya ihtiyacı olacağı için, Machiavelli askeri işlerin son derece önemli bulunduğunu söylemekte ve bu konuya büyük yer ayırmaktadır. Onun zamanındaki İtalyan devletlerinin pek çoğu kendilerini savunmak için çoğu yabancı olan paralı askerler kullanırlardı. Machiavelli böyle askerlerden oluşmuş birliklerin faydasız ve tehlikeli olduğunu iddia etmekte, vatandaşlardan kurulu bir milli ordunun çok daha etkili ve güvenilir olacağını belirtmektedir.

    Machiavelli hükümdarların davranışlarını incelemek için birçok bölümler ayırmıştır. O'na göre milletin hayatı onun silahlı gücüne bağlı kaldığına göre, bir hükümdar askeri meseleleri kendisinin başlıca inceleme ve meşguliyet konusu olarak görmelidir. Mevkiini korumak isteyen bir hükümdarın iyi olmaktan daha başka şeyleri de öğrenmesi ve şartların gereğine göre iyiliğini kullanıp kullanamayacağını bilmesi lazımdır. Bir hükümdarın iyi sayılan tüm niteliklere sahip olmasının takdire değer bir şey olduğunu herkes kabul edecektir; ama onun bütün iyiliklere sahip bulunması veya onları devamlı bir şekilde uygulaması imkansız olduğuna göre kendisini iktidardan mahrum edecek kötülüklerden nasıl kaçınacağını bilecek kadar ihtiyatlı olması gerekir.

    Zalimlik bir hükümdarın tebaasını birlik halinde ve itaatkar tutabilmek için kullanacağı silahlardan biridir. Çünkü hükümdarların şiddeti sadece fertlere zarar verdiği halde onların gereksiz yumuşaklığı bütün devlete zarar verecektir.

    Machiavelli bir pasajında şöyle demektedir: "Burada şu ortaya çıkıyor: Sevilmek mi korkulmaktan daha iyidir, yoksa korkulmak mı sevilmekten? Belki de bu soruya, ikisini de isteriz diyerek cevap verebiliriz. Ama sevgi korku bir arada pek güç bulunacağına göre, aralarından birini seçmemiz gerekirse, korkulmak sevilmekten daha emniyetlidir. Zira genellikle görülmüştür ki insanlar nimete şükretmesini bilmeyen, güvenilmez, tehlikeden kaçmaya çalışan, kazanç hırsı ile tutuşan, kendisine menfaat sağladığınız müddetçe size bağlı, tehlike uzakta oldukça kanını dökmeye, çocuklarını bile feda etmeye hazırdırlar; ama onlara gerçekten ihtiyaç duyduğumuz zaman sırtlarını dönerler."

    Hükümdar'ın hiç bir bölümü "Hükümdarlar sözüne sadık olmak için ne yapmalıdır?" başlıklı bölümü kadar eleştirilmemiştir. Yazar burada dürüstlüğün övgüye değer olduğunu kabul etmekte ancak siyasi iktidarın muhafazası için hilekarlık, iki yüzlülük ve yalan yere yemin etmeyi de zorunlu saymaktadır. Machiavelli, bir hükümdar için nefret edilmekten ve horlanmaktan kaçınmanın esas olduğunu söylemektedir. Bir hükumdarın güvenilmez, laubali, efemine, korkak, karasız olduğu görülürse onu kimse ciddiye almaz. Eğer halk bir hükümdardan nefret ederse onu şatonun kalın duvarı bile kurtaramaz. Bir hükümdar kendisini kabiliyet ve liyakat sahiplerini koruyan biri olarak göstermeli, her ilim ve sanatta yükselmiş kişilere ihsanda bulunmalıdır.

    Kitap, "İtalya'nın Hürriyete Kavuşturulması İçin Bir Öğüt" bölümüyle biter. Artık yeni bir hükümdarın, "Bir İtalyan Kahramanı"nın ortaya çıkma zamanı gelmiştir; çünkü İtalya şimdiki ümitsiz halinde bir Yahudiden daha çok esir, bir İranlı'dan daha çok ezilmiş, bir Atinalı'dan daha çok bölük-pörçük olmuştur; lideri yoktur, nizamı yoktur, yenilmiş harcanmış parça parça edilmiş, bitirilmiş, her yönden tükenip yıkılmaya terk edilmiştir. Kendisini barbarca zulümlerden ve ezilmekten kurtaracak birini göndermesi için Tanrıya nasıl yalvardığını görüyoruz. Eğer bir lider bulunsaydı, o ne derse desin takip etmeye nasıl hazır ve istekli olduğunu da görüyoruz."

    Machiavelli, bu cazip hitabesini şu sözlerle bitiriyor: "İtalya'nın beklediği bu fırsat kaçırılmamalı. Ona bu fırsatı verecek adamı (yeni hükümdar) düşman işgalinden ızdırap çeken bütün eyaletlerin nasıl bir aşkla, nasıl bir intikam susamışlığıyla, ne kadar sadakatle, nasıl bir bağlılıkla, ne göz yaşlarıyla karşılayıp kabul edeceği benim şu kelimelerim hiç bir zaman ifade edemez. Ona hangi kapılar kapanacak? Kimler ona boyun eğmeyi reddecek? Onun yoluna hangi kıskançlık çıkacak? Hangi İtalyan önünde saygı ile eğilmeyecek? Bu zalim diktatörlük herkesin burnunun direğini sızlatmaktadır."

    Sonuç olarak Machiavelli'ye göre Devletin menfaatleri uğruna herşey mübahtır ve devlet hayatı ile özel hayatın ahlak ölçütleri birbirinden farklıdır. Bu doktrine göre bir devlet adamının özel müzakerelerde tamamen ayıp, hatta suç sayılacak hile ve şiddet yollarına başvurması normaldir. Hükümdar bu ana fikirle beraber hükümdarlara, iktidarı nasıl kazanacaklarını ve nasıl ellerinde tutacaklarını öğreten bir rehber, bir el kitabıdır.
  • 160 syf.
    ·Beğendi·10/10
    İncelememe başlarken Necip Fazıl Kısakürek’e tüm saygılarımı iletmek istiyorum gerçekten muazzam bir eser yaratmış daha doğrusu bir şaheser yaratmış!

    Kitabı okurken hiç bir şekilde sıkılmadığım mükemmel bir akıcılığa , sürükleyiciliğe sahip bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ana karaterimiz olan Husrev’in hayata bakış açısını , yaşanmışlıklarını , acılarını ve bunlardan dolayı karakterimizde oluşan psikolojik değişiklikleri sanki kendim yaşamış gibi hissettim. Olaylar , karakterler adeta kendini ete kemiğe büründürüyor.

    Kitap okurken sevdiğim yerlerin altını çizmeye bayılan bir insan olmama karşın bu kitapta bir süre sonra alt çizmeyi bıraktım çünkü Husrev gerçekten o kadar dolu bir karakter ki her paragrafında mükemmel anlamlar ve düşünce sistemleri yatıyor Ki kitabı mürekkebe batırasım gelmedi değil

    Kısaca bu kitap benim için çok büyük bir anlam taşıyor tek solukta okuduğum gibi en sevdiğim kitaplar arasına girdi okumaya başladığınızda adeta kendinizi alamıyorsunuz sanki bir ırmağa kendinizi bırakıp tüm fikirlerinizi kitap dile getiriyor

    Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim
  • Bence modern insan... Derim ki yalnızca kendine inanır ve biyolojik ölümüne.
    + Modern insan senin hayal gücünün ürünü. İnsan ölüme korkuyla bakar.
    – İnsanlar için din. Ağrıyan organlar için afyon.
    + İkisi de ne kadar tatlı! En son hangisiyle konuşursam ona hak veriyorum.
    Bunun doğru olmadığını biliyorum.
    + Doğru ya da yanlış bile yoktur. İhtiyaçlarımıza göre davranırız.
    – Neymiş onlar?
    + Seninki yaşamak ve bir hayat yaratmak için duyulan lanet bir istek.
    – Ya seninki?
    + Benimki ölmek. Taş gibi ölü olmak.
    “İnsanlarla olan ilişkimiz, temelde en yakınlarımızın karakter ve davranışlarını tartışıp değerlendirmekten ibarettir. Bu durum, benim, sosyal hayat denen şeyle arama gönüllü bir mesafe koymama yol açtı.”

    Yaban Çilekleri (Wild Strawberries) 1957
  • 224 syf.
    ·8 günde·Puan vermedi
    Şahsiyetin bütünlüğünü ve hangi temel üzerinde yükseldiğini sorgulayan ,sorgulatan ve bu minvalde
    aydınlatıcı bir rolü olan değerli bir eser.
    Kurgusal açıdan zengin değil . Zannediyorum ,böyle bir amaç da iddia da yok bu eser için.Bu esere asıl değerini veren,psikolojik ve felsefi derinliği..
    Romanda karakterler üçe ayrılıyor bence: Şahsiyetini doğruluk üzerine oturtmayı tercih eden iki karakter , şahsiyetini başkalarında oluşturmak istedikleri intibayı yaratmak üzere kurgularken , gülünç , zavallı ve boş bir hayat yaşayan karakterler ve Ömer..Ömer,şahsiyet ve şahsiyetsizlik arasında arafta kalan ,kendi ifadesiyle düzgün bir insan olabilmek için kaç yıl sürecek olduğunu bilemediği yalnız bir hayata yeniden başlayan,içindeki şeytanın bacağını kırmakta zorlanan bir karakter.