1000Kitap Logosu

Bir kere...

Filtrele
(Yüreğimden)
Duymuyorsun Oysa ne çok şey söyledim. Ama sen çok uzaklardasın, gözden ırak Her şeyi duyuyorsun, anlamıyorsun Affedilmez bir günahtan daha yasaksın Cennetten kovulmak bile kurtaramayacak Yenilmek isteyeceğim yinede, her gün biraz daha Zehirde olsa içeceğim kana kana, Yok olsam bile duymayacaksın Görmüyorsun Çıkıp gitmek isteyeceğim,sensiz ağır ağır Susmak isteyeceğim,fark etmeyeceksin bile Unuttun mu sen duymamıştın, Bakma, yasak meyveden yedim bir kere Gölgelerin ardında gururum Sana benzeyen bütün sokakları gezdim. Sen kokan gülleri kokladım,dikenine sarıldım kanattı yüreğimi Kara bulutlara gözyaşımdan bahşettim, Durmadı sevdamı haykırdı gök, anlayamadın Haykırsada benliğim görmüyorsun Seni sevdim Öyle birden bire değil Duymuyorsun, Bende kuşlara fısıldayacağım,ötünce duyarsın belki Görmüyorsun Dağlara kazıyacağım ,rast gele okursun diye. Burda tam şurada,sol yanımda,hasret varken Sen neredeydin... ꨄ︎ꨄ︎ᘔᗴYᑎᗴᑭꨄ︎ꨄ︎
4
123
Şeyma
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu'yu inceledi.
226 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Üstad'ın bir Ramazan ayında 3 gecede, dörder saatten toplamda 12 saat olmak üzere teravihten sahura kadar yapmış olduğu konferansın, teyp kayıtlarınından derlenerek kitaplaştırılmış eseridir. Üstad takdim kısmında 20 yıl önce kadar bir Ramazan ayında bu konferansı verdiğini  naklediyor. Eserin ilk baskısı 1982 yılında olduğuna göre demek ki konferansın yapıldığı dönemde 1962 senesi olması gerekir, diye düşündüm ve araştırdım.  Konferansın ses kaydına denk geldim ve tarihini buldum :) Konferans tarihi: 13 Şubat 1963 _______________ Kitap iki bölüme ayrılmış 1. Bölüm de 》Batı Tefekkürü 2. Bölüm de 》 İslam Tasavvufu Konuları ele alınmış. Okurken, Üstadın birikimine hayran kalmamak imkânsız çünkü her konuya hâkim ve her konuda detaylı bir şekilde mevzuları anlaşılır şekilde naklediyor. Kısa ve kalın hatları ile Batı'yı, İnce ve mahrem çizgileri ile Doğu'yu... Batılılar, aklı baltalayıcı noktaya varmışlardır ama akılla abes, mümkünle muhal arasını ayırt edecek muvazeneyi elden kaçırmışlardır ve bir kere inandıkları için her türlü saçmalığa kucak açma felaketine düşmekten kurtulamamışlardır. İman ile akıl arası muvazeneyi bozmuşlardır. İslam'da akıl, evvela Allah'a teslim sonra kula iade edilir ve tam akılla hareket gerçekleşir. Şimdi, akıl deyince oradan iş felsefeye dökülüyor. Felsefe aklın, kendi hükümdarlığını göstermek için kurduğu müessise... Felsefe, bulmanın değil, boyuna aramanın yoludur. Tasavvufta gayenin aslî sahibi Muhammedî hakikatın mazharıdır.Öbür nebîlerin hali de bu ferdî ve Muhammedî hakikat üzeredir.Bu mutlak ifade...Akla göre nisbeti malûm fakat hikmeti tabiî yine aklın fevkinde... Tasavvuf, İslami ruh ikliminin su gibi güneş gibi ağaç gibi ana unsuru belki de hepsi birden... Son olarak, Üstad; "Bu eser İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak benim en başa alınması gereken verimlerimden biri.."diyor. Es-selâm
1
59
Dünyaya bir kere daha gelseydim şayet hissetmemeyi isterdim. Acıyı hissetmemeyi, mutluluğu hissetmemeyi; nefreti, aşkı, heyecanı, korkuyu...Bu çok ağır bir şey bilmem farkında mısın? Yarı ölüm hali.
20