• 160 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Son mektubu kaç defa okudum bilmiyorum.Kitap boyunca o kadar onlardan biri oldum ki Sabahattin Ali'den gelen mektup kesilince kaygılandım,acaba başına bir şey mi geldi diye endişelendim,sonra düşündüm o kalleşçe katlediliş aklıma geldi tüm insanlık adına bir kez daha tiksindim.

    Affet bizi seni koruyamadık,affet senin gibi daha kaç tane aydınımızı koruyamadık sahip çıkamadık.Değerlerimizi bozuk para gibi harcıyoruz bedenini öldürüp fikirlerini öldüremeyince bu sefer sıkıca eserlerine sarılıyoruz sanki eserlerine hak ettiği değeri fazla fazla vermeye çalışınca onu geri getirebileceğimizi düşünüyoruz,ona karşı bir nebze de olsa mahcubiyetimizi gidermeye çalışıyoruz,nafile insanlık kan kaybediyor,kan değerlerimiz uyumsuz; böyle giderse de aşırı kan yetmezliğinden tüm insanoğlu olarak filmin sonunu getirecez,fakat bu son filmlerde ki mutlu sonla bitmiyor,sonu hüzün gözyaşı ve utanç.
  • 90 syf.
    Ne güzel bir kalemin varmış Atsız. Sonunda tanışma fırsatı buldum.Şiirleri öyle anlamli, öyle akıcı ve öyle derin ki kaybolup gidiyorsunuz içinde. Altını çizdiğim yerler bir hayli fazla oldu bu açıdan. İçindeki duyguyu da hissediyorsunuz benliğinizde.Halen etkisindeyim.En beğendiğim şiir de "Geri Gelen Mektup " oldu. Gerçi hepsi harika ama bunu ayri sevdim, buraya da not düşeyim aklima geldikçe açıp okurum.
  • Okuduğum kitaplar arasında mukayeseler yaptım ve son bir yılda ancak okumayı sevdiğim kitapları seçebilmeye başladığımı fark ettim .İyi kitapları anlamanın yolu kötü kitapları da okuyabilmekten geçiyor .Yine de naçizane fikrim yaş kemale erince daha seçici olmaktan yana . 'Aceba bu kitabı okusam mı (?) diye kararsız kalanlara kitabı beğenip beğenmemekle ve incelemelerle yardımcı olabiliyoruz ben de şimdi tavsiye edeceğim ve zaman kaybı olduğunu düşündüğüm kitapları listelemek istedim.

    Mutlaka Okunması Gerektiğini Düşündüğüm Kitaplar:

    *SAVAŞ ve BARIŞ (dünya tarihini etkileyen olayları öğrenebilmek için)
    *ANNA KARANİNA ( dönemin sosyo-ekonomik yapısı, inanç -inançsızlık ikilemi arasında bocalama, yasak aşkın ruha ve topluma verdiği zararı farkedebilmek için)
    *KREUTZER SONAT ( kadın-erkek ilişkilerinde ahlak çöküşünü,evli çiftlerin haklılık savaşının aile huzurunu nasıl yitirdiğini görebilmek için)
    *MONTE KRİSTO KONTU (kendi kendime alıp okuduğum ilk kitaptır halen en sevdigimdir ve benim için özeldir, yeniden farklı bir yayın evinden okuyacağım daha ne kadar sevebilirim :)
    ( fazla güvenin ihanete yol açabileceğini hesaba katabilmek için ,arkadaşlık ve aşkın her zaman mutluluk sadakat getirmediğini anlamak, küllerinden doğabilmek ama bunu intikam için harcayınca mutluluk vermediğini fark etmek için )
    *SUÇ ve CEZA ( insanların cezayı kesmenin kendi iradesinde olmadığını bilmeleri için iyi de kötü de olsa başkasının hayat hakkını kendin almaya kalkmaman için )
    *YERALTINDAN NOTLAR ( psikolojik çöküşleri sezmek için)
    *BEYAZ DİŞ ( insanlar kadar hayvanların da bu dünyada yaşama hakkının olduğunu görebilmek için)
    *ÖLÜ CANLAR ( sonunu kendimizin hayal gücüne bırakıldığı çünkü tamamlanmamış bir eser yine de kendin bir son seçebiliyorsun ben öyle yaptım , sevimli karizmatik görünen insanların iç dünyasını irdeleyebilmek için)
    *BABALAR ve OĞULLAR ( özellikle üniversite hayatına atılan gençlerin aile ve çevresinden kopup yeni düşüncelere sahip olmaya başlaması kişilik bunalımları , kuşak çatışmalarını anlamak için)
    *GORİOT BABA ( kendi çocukların bile olsa fazla tavizin yalnızlığa sevgisizliğe kimsesizliğe sebep olabileceğini bilmek için)
    *İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ ( savaşların insan hayatına verdiği huzursuzluk , sevginin fekadarlık gerektirdiğini anlamak için)
    *SEFİLLER ( ufak bir suçun cinayetten bile ağır cezalara neden olabileceğini , hayat mücadelesini görmek için)
    *NÖTRE DAME'İN KAMBURU ( sevgi , fedakarlık , güzellik, çirkinlik insan hayatına verdiği yönü bulabilmek için)
    *MADAM BOVARY ( hayal dünyası , olduğundan başka hayatı isteme tutkusu , yasak aşklar ve ölüm)
    *MUHTEŞEM GATSBY ( kitabın sonu gibi özetleyim ; tek bir hayal uğruna bütün ömrü harcamanın pişmanlığı)
    *VADİDEKİ ZAMBAK ( yasak aşk tek bir kişinin değil ailelerin mutsuzluğuna sebep olur günümüzde kazanç gibi gösteriliyor ama bu sadece arsızlık bu kitap konusundan çok betimlemeleriyle güzel , doğayı bir de Balzac gözüyle görün)
    *BOŞLUKTA SALLANAN ADAM ( işten hep şikayet ederiz işsiz kalın asıl o zaman hayat ne kadar zor bir görün bu kitap bunu öyle güzel anlatmış ki )
    *AŞK ve GURUR ( evlenmek kolay ama gerçek aşkı bulmak zor her yıl farklı farklı yayın evlerinden tekrar tekrar okuduğum bir kitap ;erkeklere aşk için mücadeleyi, kadınlara aşkın büyüklüğünü öğreten bir kitap)
    *MİLENA'YA MEKTUPLAR ( sadece Kafka'nın yazdıkları olmasına rağmen kendiniz Milena gibi cevaplayabiliyorsunuz ,mektup değil bir roman ,edebi ruh ,biz nasılsın iyisin inşAllah yazarız, hep selam kelam gider mektuplarımız, oysa mektuplar edebiyatı yansıtacak en güzel sanat eseri olmalı)
    *ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ( savaş ve felaketler içinde bile aşkın verdiği yaşam sevinci ,Hemingway mutlu sonlara düşman o kadar çok şey atlatır ama yine bir ölen olur , kendisi savaşın içinde yer aldığı için gerçekçi gözlemler sadece bir roman değil )
    *DON QUİJATE quijote ( modern romanın temeli , hayaller , iyi niyet , beceriksizlik, deyimler , ata sözleri dolu dolu bir kitap. Türk düşmanlığı vardır ama Cervantes 12 yıl Türklere esir olmuş ve kaçarken elini kaybetmiş kendince haklı nedeni var o açıdan bakarak okumak gerek diye düşünüyorum)
    *PASTORAL SENFONİ ( önce kendi ailene önem ver, bu kitabın benim için ana fikri)
    *AYRI YOL ( hastalıkta ve sağlıkta insan psikolojisinin değişimi ve karakterinin seçimlerinin farklılaşması , dünyaya farklı gözle bakma , cinsel tercihler vs )
    *DA VİNCİ ŞİFRESİ ( sanata dair karmaşık zeka tahlili, ucu açık serüven)
    *DİJİTAL KALE ( bol bol zeka testi niteliğinde)
    *NİETZSCHE AĞLADIĞINDA ( psikolojik ruhsal bakış açısı)
    *SİYER ( Salih Suruç'tan tercih ettim benim okuduğum 2 ciltti severek okudum, inanan inanmayan herkes tarafından okunmalı Hz. Muhammed dünya tarihine yön veren liderdir bu nedenle sadece müslümanlar değil herkesin okuması gerek diye düşünüyorum)
    *ŞU ÇILGIN TÜRKLER ( ne mutlu Türküm diyene)
    *ULYSSES ( mitolojiyi iyi bilmek gerek o kadar çok yeni kelime öğrendim ki ayrıca Dublin'i yıksalar bu kitap sayesinde yeniden inşa edilir)
    *TUTUNAMAYANLAR ( Ulysses tarzı bir kitaptır aynı anda iki hayat; biri zihninde, biri dış dünyanda .Düşündüğünle gerçek hayatın harmanlanmasıdır, bazen bu akıldan geçen konuşmamı yoksa şuan yaşanıyor mu dediğim çok oldu )
    *KAYIP ZAMANIN İZİNDE serisi ( 7 cilt)
    1-Swann'ların Tarafı
    2-Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3-Guermantes tarafı
    4-Sodom ve Gomorra
    5-Mahpus
    6-Albertine kayıp
    7-Yakalanan zaman
    ( resim , müzik , mitoloji,kitaplar ve muhteşem betimlemeler, konusuna takılmayın öğrenecek çok şey var 3 ayımı dolu dolu geçirmeme neden olan seri ,iyi ki okudum)
    *GÜNÜNÜN SOLDUĞU AKŞAM ( siyasi bir kitap olarak bakmaktan ziyade her dönem gençlerin verdiği mücadele diye bakıyorum) sevdamız bir uzun bakış
    ey memleket, ey soylu düş
    ömrümüze girip oturdu kış
    bir gül idim derilmemiş
    daha gün yüzü görmemiş
    örselenip kırılmamış ...
    ne bu sürgün ne bu gidiş
    ey memleket, sevdalı düş
    katlimize ferman bu son gülüş)
    *ANA ( rus devrimi öncesi fakirlik her dönemde yoksulluğun zorluğu :(
    *NEHİRLER KIZIL AKAR ( insanların sadece parmak izlerinin farklı olduğunu sanardım oysa gözlerimizde bile bize özel bizi tanıtan hepimizde farklı dna kodumuz varmış )
    *UĞULTULU TEPELER ( saplantılı aşklardan uzak durmak için)
    *ŞEKER PORTAKALI ( çocukların hayal dünyası, maddi zorluklar, hayal kırıklığı bizim ''zıkkımın kökü'' kitabında balon kısmı asla aklımdan çıkmaz , her ülkede çocuk , umut, hayal kırıklığı benzerdir)
    *MARTI ( kendi bakış açını oluşturmak , özgürlüğe önem vermek için)
    *KÜÇÜK PRENS ( çocuklar için mi büyükler için mi yazılmış tartışılır ,kaç defa okudum bilemem yeniden de okuyacağım ,bence büyüklerin okumasına daha uygun, bizim bakış açımız çocuklardan daha sığ çünkü)
    *YABANCI ( olduğun gibi görünmek kaybettiriyor ,görmek istenilen gibi olmadıkça kurtuluş yok dedirtiyor)
    *SATRANÇ ( zihinsel körelmeden kurtulmak için ruhsal çöküş ve mücadele)
    *OLAĞANÜSTÜ BİR GECE ( yardım etmenin paylaşmanın hazzı )
    *ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ ( kalıplardan kurtulmak için )
    *UMUT IŞIĞIM (dibe vururken yeniden doğmak için )


    daha sonra okursan da olur okumazsan da olurlar
    sonra da zaman kaybı olduğunu düşündüğüm kitapları yazacağım .
  • 140 syf.
    ·7 günde·10/10
    "SEHER" öncelikle şunu belirtmek isterim bu güne kadar okuduğum en iyi 5 kitaptan biri oldu. Ve yazarı Selahattin Demirtaş a çok teşekkür ederim... Bize bu değerli kitabı sunduğu için...

    KİTAP 12 HİKAYEDEN OLUŞUYOR
    - İçimizdeki erkek
    - seher
    - temizlikçi Nazo
    - bildiğiniz gibi değil
    - kara gözlere selam olsun
    - cezaevi mektup okuma komisyonuna mektup
    - denizkızı
    - halep ezmesi
    - ah, Asuman!
    - annemle hesaplaşmalar
    - tarih kadar yalnız
    - sonu muhteşem olacak

    BENİ EN ÇOK DUYGULANDİRAN HİKAYELER
    - seher
    - temizlikçi Nazo
    - kara gözlere selam olsun
    - denizkızı
    - halep ezmesi
    - tarih kadar yalnız

    BENİ GULDUREN HİKAYELER
    - Ceza evi mektup okuma komisyonuna mektup
    - Ah, Asuman!

    Gerçekten herkese tavsiye ediyorum.
    Kesinlikle siyasi bir kitap değildir.
    Çok güzel bir kitap asla okuduğunuza pişman olmayacaksınız...
    Keyifli okumalar...!
  • Hikâyeye göre günün birinde Franz Kafka, olağan yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş. Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:

    “Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.

    Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”

    Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
  • Yaşam ya arzular ya da bilinçle devam eder. Arzular memnuniyeti vaat ederken aslında sizi daha çok huzursuz eder. İşte bu nedenle gözler arzuların peşinden gitmeye kapalı olmalıdır. Gözlerini açıp bakan kişi farkındalık seviyesine ulaşır. Ve farkındalığın ateşinde tüm o tatminsizlikler güneşin altındaki çiy damlaları gibi eriyip buhar olur.
    Doktor Fabre adındaki bir biyolog bir tür tırtıl olan ve her zaman liderini takip eden bir böcekten söz eder. Bu böceklerden bir grup alır ve yuvarlak bir tabağın içine yerleştirir. Tırtıllar bir kez yürümeye başladıktan sonra devamlı bu eyleme devam ederler- daire halinde tabağı dönüp dururlar. Yolları dairesel olduğu için bir sonu yoktur. Ama tırtıllar bunun pek farkında görünmemektedir. Yorgunluktan ölene dek yürümeye devam ederler. Yürümekte oldukları yolun aslında gerçek bir yol değil, bir daire olduğunu asla anlamazlar.
    Bir yol sizi bir yerlere götürür, daire ise sizi asla bir yere ulaştırmaz. Sadece bir şeyin etrafında dönüp durmanıza neden olur. Çevreme baktığımda insanoğlunu tam da bu durumda buluyorum. O da yürümeye devam ediyor ve neredeyse hiçbir zaman durup da yürüdüğü yolun daire olup olmadığını düşünmüyor! Arzuların yolu daireseldir. Aynı arzulara geri gelip dururuz. İşte bu yüzden arzular doyumsuzdur; kimse onları takip ederek bir yere ulaşamaz. Bu yolda memnuniyet elde edilebilir. Ama bu faydasız ve cahil yolculuktan ölüm onları alıp götürmeden önce uyanabilen çok az şanslı insan vardır.
    İnsanların arzu yoluna adım attığını gördüğüm zaman, kalbim onlar için ağlar çünkü o insanlar artık hiçbir yere gidemeyecekleri bir yoldadır. Sonunda yaşamlarının tamamını hayallerin peşinde koşarak harcadıklarını fark ederler. Hz. Muhammed “Kim arzuları peşinde koşan bir adamdan daha kayıp olabilir ki?” demiştir.