• 183 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Orhan Okay "Silik Fotoğraflar-Portreler" adlı eserinde İbnülemin Mahmut Kemal İnal' ı anlatırken Sahhaf Raif Yelkenci ile başlar sözlerine. Dükkanında vakit geçirdiği bir gün Raif Yelkenci'nin aniden ayağa kalktığını ve sokağa bakan tarafa doğru iki elini yanına yapıştırarak bir asker gibi sokağa doğru selam vaziyetine geçtiğini söyler. Orhan Okay da gayri ihtiyari ayağa kalkar ve başını dışarı çevirdiğinde resimlerinden tanıdığı, adı bir efsane olan İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ı görür. Orhan Okay o güne dair şu cümleleri kurmaktadır: "Ben o zaman gerçek bir kitapçı ile gerçek bir alim arasında gördüğüm ve hiç şüphesiz, hiçbir hasis hesaba dayanmayan bu hasbi saygıyı ve selam alışverişini hayatım boyunca unutmadım. Onun için diyorum ki o sahhaflar esnaf değildi ve o insanlar da müşteri değildi. "
    Okay'ın Raif Yelkenci' ye ait bir diğer anısı da Raif Yelkenci' nin Hattat Halim Efendi' ye bir kart yazarak kendisini ona göndermesidir. Hattat Halim Efendi bu kart ile gelince Okay'ı derslerine kabul etmiştir.Raif Yelkenci' nin el yazısı ile yazdığı bu kart yıllar sonra Halim Efendi' nin metrukatı arasında bulunmuş ve bu kart kitapta( Sahhaf Raif Yelkenci) yayınlanmıştır.
    Peki kimdir Raif Yelkenci? Aslında Raif Yelkenci' yi anlamak ve anlatmak için öncelikle Sahhaflar Çarşısı' na bakmak gerektir. Beşir Ayvazoğlu' nun anlatımıyla: "Bir taraftan İstanbul Üniversitesi' nin de bulunduğu Beyazıt Meydanı' na açılması, bir taraftan Kapalıçarşı' daki Kalpakçılar Caddesi yoluyla basın ve yayın merkezi olan Babıali' ye bağlanması, Sahhaflar Çarşısı' nı ve civarını gerçek bir kültür merkezi haline getirmişti. Aslında asmaların gölgelendirdiği, iki tarafına küçük barakalar dizilmiş serin, sessiz ve mütevazı bir sokaktı."
    Bu çarşıda gerçek kitap tutkunları vardır. Nizameddin Aktuç,Muzaffer Ozak, Ekrem Karadeniz,Necati Alpas, Arslan Kaynardağ, İbrahim Manav, Raif Yelkenci ve daha niceleri. Hepsi Sahhaf olmakla birlikte ilgi alanları, bilgileri birbirinden farklıdır.
    " Sahhafların Piri Raif Yelkenci, kendisine ulaşan her yazmayı, önce dıştan içe tetkik eder, daha sonra eseri muhtevasıyla kavramaya çalışırdı ve bu sayede zaman içerisinde, fevkalade bir yeteneğin sahibi, yazma kitaplar otoritesi olmuştu. " diyor Ahmet Güner Sayar.

    Reşat Ekrem Koçu' nun, Türkiye' de ilk matbaa açılmadan önceki sahaflık geleneklerini yansıtan tek adam olduğunu söylediği Raif Efendi, harf inkılabından sonra sadece yazma kitaplara yönelmiş, ömrünü bu kitaplarda nefes alıp veren 'medeniyet' i kurtarmaya adamış mübarek adamlardan biridir.
    Dükkanın isimsiz müdavimlerinden kitap meraklısı bir müşterisinin anlatımıyla: "...Eski eserleri değerlendirebilen, anlayan tek insan o. Bir eski kitap ismi söyleyin, size müellifini, forma adedini, basıldığı matbaayı, tarihini, basılı şeceresini söylesin. Avrupa müsteşriklerinin hepsi, Şarka ait eser elde etmek istedikleri zaman, Raif Ağabey' e gelirler.
    Süheyl Ünver' e göre Raif Yelkenci, "değerli [bir] müdekkik kitapçıdır." Ünver devamla:
    "...Onu kitap meraklıları çok iyi tanır. Sohbetlerinden çok istifade edilir. Teschner, Rescher, Ritter gibi müsteşriklere bile yol göstermiştir. Onlar ve hepimiz onu Şarkiyatta akli ve nakli ilimlerde bir üstad sayarız. Eser vermez, lakin hepimiz üzerinde müessir olur."
    Profesör Aykut Kazancıgil' in anılarından aktarılırsa:
    "...Raif Yelkenci, kitapları ihtiyaç sahipleri için ayırır ve çok cüz'i rakamlarda satardı. Bir gün babam [Tevfik Remzi Kazancıgil] ile Raif Efendi' nin dükkanına gitmiştik. Birisi için ayrılmış yazma bir kitapla ilgilendi ve satın almak istedi. Muhtemelen bu kitap yazma bir tıp kitabı idi. Bunun üzerine Raif Efendi, babama dedi ki: 'Tevfik Remzi Bey! Ben onu Süheylciğime ayırdım.'"
    Ayrıca 'ihtiyaç duyulan yazma eserleri araştırıcıya ödünç verdiği' aktarılır.
    Ö.F. Akün' ün tespitleri dile getirilecek olursa:
    "Onların [Sahhaflar Çarşısı esnafının] kitapçı ahlakını da söyleyeyim. Para onlar için birinci planda değildi. Onlar ilim adamına yardım etmeyi öne alırlardı. Camiayı tanırlardı. Kim hangi konuyla uğraşıyor bilirlerdi.Ellerinde onlarla ilgili eser varsa tutarlardı. Yani her önüne gelene satmazlardı."
    Turgut Uyar Sahhaflar Çarşısı'nda Raif Efendi kuşağının kitapçı esnafında mündemiç davranış biçimini 'Yasin Efendi' şiiriyle Türk edebiyatına taşımıştır.

    "İstanbulda bir Yasin Efendi vardır
    Sahhaflarda bir dükkancağızında
    Allah ne verirse ama üç, ama beş
    Şükreder oturur."

    "Raif Yelkenci sahhaflığın yanı sıra, hayatını Yunus Emre' ye vakfetmiş bir araştırmacıydı ve Yunus' la ilgilenen bütün araştırmacılara kaynak temin ederek yardımcı olurdu." diye ekliyor Beşir Ayvazoğlu.
    8 Ekim 1974,bir Ramazan günü vefat eden Yelkenci' yle beraber "Türk kitapçılığının,sahhaflığının, gelenekleri, bilgili ve saygılı çelebiliğini, alçakgönüllülüğü de beraberinde götürdüğü" kaydedilir.
    İsmail Kara ise Raif Yelkenci' den sonra sahhaflığın sarraflığa dönüşünü, "... Şimdi 'hasta' sahhaf kalmadı. Büyük ölçüde tüccarlarla karşı karşıyayız." sözleriyle dile getirmektedir.
    "Raif Yelkenci kuşağına mensup sahhaf, eşyaya ve kainata, aldığı tasavvuf terbiyesiyle baktı, o terbiye ile insana teveccüh etti. Bugünkü kitapçı esnafının Bir Raif Yelkenci modelini yeniden üretmesine maddi şartlar elvermediği gibi, buna gerek de yoktur. Artık, Raif Efendileri, kitapçı esnafı arasında sadece 'homo-ethicus' ile 'homo--economicus' u dengeleyenler yaşatabilecektir."
    Bu güzide Sahhaflar Çarşısı kuşağının ruhları şad olsun.