• Bir gün çıkıp gel uzak yollardan
    Benim can yaramı sarmak için
    Çünkü bir nefes ki aşk sana benzer
    Benim can yaramı sar gülüm
    Çünkü derin bir nefes ki aşk sana benzer
    Gökte parlayan ay
    Kalpte incinen söz
    Çölde ışıldayan su sana benzer
    Hoyrat bir aşk içinde
    Yandım çok zaman
    Söyle koca bir hayat nasıl geçer
    Senle geçen her ömür sana benzer
    Şimdi söyle bu hayat nasıl geçer
    Sensiz geçen her ömür küle benzer
  • Karşımdasın işte kadın
    Dudaklarından kırmızı şarap akıyor
    Mum ışığında gözlerine bakıyorum
    İçimdeki fırtınaları bilmiyorsun
    Avuç içlerin ile sakallarımı sevmeni istiyorum
    Gözlerimi gözlerinden ayırmadan bir sigara yakıyorum
    Derin bir nefes çekiyorum
    Kokun ile birlikte sigaranın dumanı ciğerlerime doluyor
    Gördüğüm en güzel manzara oluyorsun
    Dünya güneşe ve aya hasret oluyor o an
    Ben ise sadece sana
    Bir bekleyiş kaplıyor etrafımı
    Biraz hüzünleniyorum
    Yıllarca beklemiş gibiyim seni
    Avuç içlerini öpüyorum
    Tebessüm ediyorsun
    Sadece dudaklarını oynatman bile
    Aklımı yitirmeme sebep oluyor
    Bir kaç yudum alıyorum rakımdan
    Gözlerim hala seni izliyor
    Masumluğu görüyorum
    Kanımın hızlanmasına sebep oluyorsun
    Bunların hiç birini fark etmemen ne acı aslında
    Sana olan sevgimi keşke görebilsen
    Sen sadece inanmak ile yetiniyorsun
    Olsun
    Ölümü bile unutturuyorsun bana
    Olsun
    Büyük dalgaların ortasındaki gemi gibiyim
    Olsun
    Rakıma buz olsun
    Ciğerime oksijen olsun
    Olsun
    Sigarama ateş olsun
    Olsun
    Aşk olsun
    Güven olsun
    Masamda hep sen olsun
    Bu şiir de sana armağan
    Olsun
  • 💙✒️️Otur karşıma göynü güzelim,
    kelimen değsin kelimeme.
    Bir suâl edeyim şimdi.
    Hazır demli de çayımız varken.
    Neydi sence aşk ?
    Geçilmesi mümkün olmayan bir م durağı mıydı senin için?
    Merak ediyorum kaçırma gözlerini anlat ; sözlerinle olmazsa gözlerinle , bekliyorum.
    De ki "A Ş K" ;İnsanın ilk önce O nu vâr edene hissettiği manevi duygudur.
    Sonra insanın huzur bulduğu, nefeslendigi yer, hatta ve hatta bazen nefes almayı bile unuttuğu hallere bürünmesidir.
    Birlikte ağlayıp birlikte gülmesidir.
    ALLAH için O ‘nun yarattığı kul'a emanet gözü ile bakıp, tırnağının ucunu incitmemek için dokunmadan ,uzaktan seyreylemektir onu .
    Haram diye için de tutup dualarını bir tek ALLAH a anlatıp onu en güzelden istemektir.
    Sesini duymadan , yüzünü görmeden yaşayamam diyecek kadar ALLAH ı unutmak değil aksine sesini duymak ve yüzünü görmek için ALLAH a duâ da bulunmaktır .
    Birlikte yaşlanmayı hayal edip , edeple ve hâyâ ile vakti geldiğin de tuttuğun o eli bırakmamaktır!
    Sebepsiz yere gülmek, hiç yok yere can sıkıntısı sahip olmaktır.
    Çay içmeyi sevmek kadar elzem önemli ve değerli birseydir.
    Şekerlisi başka şekersizi başka nasıl oluyorsa insandan insana farklıdır aşk.
    Misal şimdi ALLAH ın delisi bi kıza denk gelsen , haram diye korkup bakmasa sana , elini tutmasa , böyle dışarda ki kızlar gibi giyinmese , delikanlı bi kız olsa hanım hanımcık olmak yerine , dertli olsa dertli olmayı sevse hatta , ama hayatın hep olumlu yanını göstermek istese insanlara , gökyüzünde bulut olmadığın de gökyüzüne bakmayı sevmese , inançları başka olsa , er kişiye hürmeti başka, aşk a hürmeti bambaşka olsa bu kadına aşık olunmaz mı ?
    Aşk dediğiniz şey sokak ortasında insanların birbirini öpmesi yahut sarılması değildir.
    Aksine biri size aşıksa size bakmaya da dokunmaya da kıyamaz.
    Böyle Bi duygu varsa eğer yüreğiniz de temizse , saf ise bırakın öyle kalsın. Aşkın en güzel hali temiz halidir.
    Birbirine Cân-ı Gönül'den ALLAH için aşık olan güzel insanlar iyiki varsınız… 🖋💙

    🌿🌹💙☕️📚☕️💙🌹🌿

    —*ALINTI*–
  • Gözümde yok daha iyi bir yer, koşulları daha uygun görünen daha iyi bir hayat.
    Nefes alıp veriyorum, düşünebiliyor, yemek yiyebiliyorum hatta içki bile içebiliyorum.. Her yeni bir gün yeni şeyleri umut edebiliyorum, düşleyebiliyor bazen gerçekleşmediğinde yıkılabiliyorum..
    Değer verebiliyor, değer görebiliyorum.. Ve vazgeçip, vazgeçilebiliyorum..
    Bazı şeyleri hatırlayabiliyor, işime gelmeyince unutabiliyorum, insanlara kendimden bir şeyler verebiliyor, bana faydası olmayacaksa ve insanlar’sa paylaşabiliyorum.. Hatta bazen bir aşk yaşayıp hayatımı paylaşabiliyor, hayatıma mal olunca dünyamı mahvedebiliyorum..
    İnsanım, üzülebiliyor ve üzebiliyorum.. Tüm bunların sonunda uyuyabiliyor ve uyanabiliyorum..
    Sonra mı?
    Hiç..Hiç.. Hiçç!.
    Koca bir hiç!..
  • 126 syf.
    Merhaba sevgili 1000k kullanıcıları :)

    ---SPOİLER İÇERİR----

    Daha önceki incelemelerimden belki fark edenler olmuştur; normalde bir kitabı okumadan önce onun hakkında araştırmalar yapar ve o şekilde okumaya karar veririm. Bu sefer öyle olmadı. 1000k'da çok sık rastladığım bir kitaptı. Bir dönem sanki 3 kişiden 1'i bu kitabı okuyordu. Belki de bana öyle denk geliyordu. Açıkçası merak ettim ama almadım ya da herhangi bir araştırmaya girmedim. Ara sıra incelemelere denk geliyordum o kadar. Kitaptan bir arkadaşıma bahsettim ve sağolsun kendisi almış. Önce kendi okudu ve sonra bana gönderdi. Bu kitabı okumama vesile olduğu için kendisine çok teşekkür ederim. İnceleme yazısı yazmak konusunda kararsız kaldım aslında. Sanırım biraz üzgünüm biraz da kızgın olduğum için tutamadım kendimi ve başladım yazmaya. Kitabı bitirince kitap hakkında araştırmalar yaptım. Hem yararlandığım o bilgilerle hem de bende yaratmış olduğu etkilerle bakalım nasıl bir inceleme ortaya çıkacak? :)

    Öncelikle herkesin bu kitabı araştırdığında görebileceği bir bilgiden bahsetmek istiyorum.
    Bu roman 1774 yılında ünlü yazar Goethe tarafından iki haftada yazılmış ve mektuplardan oluşmuştur. Aslında mektup türü şeklinde de geçiyor ama asıl olan şey mektuplarla oluşturulmuş bir roman. Ve yazarımızın ilk romanıdır. Roman, mektuplar şeklinde yazıldığı için insanda bir gerçekçilik hissi uyandırır. Ve bunu okuduğunuzda gözünüzde ya da kafanızda canlanmasıyla da hissediyorsunuz. Büyük yazar bu küçücük romanı bitirdiğinde henüz 25 yaşlarındayken roman yayımlandıktan sonra büyük bir ilgiyle karşılanmış ve üstelik kısa sürede bütün Avrupa'da ün kazandırmıştır. Avrupa’da pek çok intihar vakası yaşanmış olması romanın etkisini göstermesi bakımından oldukça çarpıcıdır. Şahsen ben hala günümüzde de bu tür kurguların yaşanması açısından birçok kişinin hayatını etkilediğini düşünüyorum. Ayrıca o günlerde romanın popülerliği bağlamında gençler aynı Werther (romanın ana kahramanı) gibi giyinmiş ve duygulu bir şekilde sevdiklerine aşklarını ilan etmişlerdir. Goethe’nin bu Werther karakterini oluştururken esin kaynağı; aynı yıllarda yaşamış ve intihar etmiş olan arkadaşı Karl Wilhelm olmuştur. (ki zaten romanda Werther'in yazmış olduğu mektupların çoğu Wilhelm'edir.) Roman daha sonra tiyatro eseri ve opera olarak bir drama şeklinde oynanmış ve daha pek çok başarılar yakalamıştır.

    Ve şimdi gelelim kitabımızın içeriğine...

    Roman, romanın ana kahramanı olan Werther'in Lotte'ye olan aşkını anlatmaktadır. Mektuplarda kendi duyguları ile ahlaki yapısı çatıştığını çok sık görmekteyiz. Ki en son aldığı kararda bunun üzerine olmuştur. Bu yüzden romanın aşk ve ahlak çatışması üzerine kurulmuştur diyebiliriz. Bu romanda Goethe’nin yaşamından parçalar ve kesitler vardır. Kendisi de aynı şekilde Charlotte isimli bir bayana âşık olmuştur.
    Ne var ki bu hissettiği duygular aslında karşılıklı olmasına rağmen Lotte, Werther'e bir karşılık göstermeyip nişanlısıyla evlendiğini daha sonra da Werther ile arasına mesafe açmak istediğini mektuplardan görüyoruz. Aşk ve dostluk kavramının ne kadar ince bir çizgide olduğunu da görüyoruz böylelikle. Daha sonrasında Werther'in durumu ise oldukça trajik. Detaylara çok girmeden kitabın bitişi hakkında biraz söz edeceğim. Belki de sitem etmek istiyorum.

    Açıkçası Lotte'ye ben biraz kızdım. Yani engelleyebilirdi bu durumu (tabii onunla olarak değil ama sözle yapabilirdi). Çünkü ona değer veriyordu ve Lotte bunu çok iyi biliyordu bence. Werther'in ise seçtiği yola her ne kadar kızsam da ölümünde nefes alması beyni dışarıda da olsa nabzı atıyor olması, hareketsiz kalsa da oradaki telaşın farkında olmasını düşündüm bir an ve bu gerçekten benim için üzücüydü. He bir de cenazelerin genellikle akşam yapılması ve intihar olduğu için tek bir din adamı bile cenazelerde yer almayıp tabutu da zanaatkarların taşıması buruk bir acı bıraktı içimde. Kendini bu şekilde yok etmeyebilirdi. Keşke arkadaşının dediği gibi onların yanına gitseydi... Ne bileyim sonu intihar olmamalıydı işte... Gerçekten etkileyici bir romandı.

    ALINTI: Herkes hayatının bir döneminde bu aşk hastalığına tutulur, insan elde edemediği ya da kavuşamadığı aşkların tutsağıdır. Bu roman böylesine özel bir durumun en başarılı bir şekilde işlendiği ümitsiz aşkı anlatır. Ve biliyoruz ki yaratılan her aşk ümitsizdir.

    Okumanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim ')
  • “Seni seviyorum Pru,” dedi Finn, sesi alçak ama kararlıydı.
    Pru birden gözlerini açtı ve nefesi kesildi. Bu kelimeleri duymaya ne kadar çok ihtiyacı olduğunu fark etmemişti ama... “Aşk her şeyi düzeltmez,” dedi tekrar nefes alabildiğinde. “Bir ilişkide kurallar ve beklentiler vardır. Ve bazı şeyleri de geri alamazsın. Benim yaptığımda öyle bir şeydi.”
    Finn başını iki yana salladı. “Hayat kural ya da beklenti dinlemez. Hayat karmaşık ve öngörülmezdir. Ve anlaşılan bizim aşkımız da aynı kendisi gibi, ne kural ne de beklenti dinliyor.”