• “Ölecekmişsin, öyle hemen bir anda değil ama her geçen gün eriyormuşsun işte.Seni benden alan parça parça çalan hastalığı görebilecekmişim gibi gözlerimi kısıp daha dikkatli bakıyorum şimdi sana.”
  • Gece. Zaman ihtilali. Kurşun geçirmez yüreklerimiz. Yani uzatmalı yasakların konakladığı o mağrur suskunluk. Kuşatmalardan artakalmış yaralı insanlığına kefil yürek. Şimdi gecenin uzun söylevinde yaşanan dilsiz şiirlerin yitik kafiyelerine ayak uydurmaya çalışıyor. Yetim kalmış çarpıntılarına ;yaralarını sararak. Geveze dilsizliğin ikilemini yaşayan kafiyelerin küçük, ürkek adımlarına. Sessizliklerinde dingin bir barışıklığın büyüsü. Hangi büyülerle onarmaktayız kendimizi, bir parça daha yaşamak için.
  • Sanatçılar toplumun önünde olan, farklı düşünce ve eylemleri ile topluma farklı bakış açıları çizen insanlardır. Ne zaman ideolojileri bu bakış açısının önüne geçerse, icra ettikleri sanatları taraflı olmaya başlar ve değer kaybeder.

    Daha çok tiyatrocu kimliği ile tanıdığımız Ferhan Şensoy'un bu kitabı yazarın kendi üslubu ile yazdığı kısa denemelerden oluşuyor. Arada küçük hikayecikler okuma isteğinin devam etmesini sağlarken, maalesef bu bir parça şeker için keçiboynuzu çiğnemeye benziyor. Çünkü bu hikayeciklerin dışında kalan yazılar zayıf, içerik yoksunu ve kısır ifadelerden öteye geçmiyor. Başladığım hiçbir kitabı yarım bırakmama prensibimden dolayı bu kitabı da bitirdim ancak bir daha Ferhan Şensoy okuyacağımı sanmıyorum.
  • Şiirsel-Roman türünün dünya edebiyatındaki başyapıtı Yevgeni Onegin.

    Rus edebiyatı'nın kurucusu ve en önemli şairlerinden biri olan Puşkin, sürgün yıllarında edebi doygunluk anlamında hayatının en verimli çağını yaşadığı dönemde 8 yıl süren bir zaman içerisinde yazmış Yevgeni Onegin'i.
    Eser, toplam "Onegin kıtası" olarak da adlandırılan 366 şiir kıtasından oluşmakta, 14 dizeden oluşan her bir Onegin Kıtası'nın kendine özgü "abab cc dd effe gg"biçiminde bir uyak düzeni var.

    Kitap kurgusal olarak ise 4 ana karakter üzerinde işleniyor.
    Eski bir serseri yeni bir asilzade olan yüksek toplumdan ve onun getirmiş olduğu buhranlıktan sıkılarak şehri terkeden, amcasından kalan bir miras ile şehir dışında bir konağa yerleşen kitaba da adını veren Yevgeni Onegin.
    Onegin'in şair arkadaşı Lenski,
    Lenski'nin sözlüsü Olga,
    Ve Olga'nın kız kardeşi Tatyana.

    Bu 4 ana karakterin birbirleriyle olan ilişkileri,içerisinde bulundukları aşk çemberi kitabın genel portresini çiziyor. Okuduğu Kitaplarda ki karakterleri gerçek hayatta bulabileceğini sanan saf ve tertemiz biri olan Tatyana'nın Onegin'e olan aşkı ve Onegin'in bu aşka karşılıksız kalması ve daha üstüne de Lenski'nin sözlüsü Olga'ya ilgi duyması Lenski'yi aşağılaması ve bunun sonucu ikili arasında(Onegin-Lenski) bir düello yapılması ve sonrasında gelişen olaylar kitabın olaylar desenini oluşturuyor.

    Kitabın genel teması aşk üzerine olmasına karşın Puşkin dönemin Rusyasınıda olabildiğince güzel bir şekilde betimliyor. Moskava'nın yüksek sosyete toplumunu topa tutması,taşra ve kent yaşamı arasındaki farkları,köylü ve şehir insan tiplemelerini katarak dev bir ayna eşliğinde okuyucuya aktarıyor.
    Ayrica Puşkin Yevgeni Onegin için Dönemin Rusya'sı hakkında bir "Rus Ansiklopedisi" niteliği taşıdığını da ifade ediyor.

    Genel olarak şiir türünün başka bir dile çevirisinin zor olması, Yevgeni Onegin'de çeviri bakımından(manzum olması, uyak düzeni) epey zahmetli bir eser olmasından dolayı kitap içerisinde bazı yerlerde duygu yükünü ister istemez alamıyorsunuz. Ana dilinde okuyabilseydim eminim ki duygusal anlamda kitapta kendimi çok daha fazla bulabilirdim.
    Ama yine de kesinlikle okunması gereken bir başyapıt olduğunu düşünüyorum, özellikle de Şiirsel-Roman türü eserleri okumayı seviyorsanız başucu kitabınız dahi olabilir.

    Kitabı okuduktan sonra 1999 yapımı "Onegin" filmini de izlemenizi tavsiye ederim,okuduğunuz sayfaları görsel olarak kafanızda daha net yerleştirebilirsiniz.

    Sabahattin Ali'nin kayıp kitaplarının izinde etkinliği kapsamında okuduğum Yevgeni Onegini'yi tüm kitapseverlere tavsiye ederim,En kısa sürede okumanız dileğiyle.

    Son olarak kitap da en çok benimsediğim ve kendimden bir parça gördüğüm Tatyana'nın Onegin'e yazmış olduğu mektubun bir kısmını paylaşmadan edemeyeceğim, keyifli okumalar...

    Bir başkası mı? Hayır, hiç kimseye dünyada
    Adanmayacak hiçbir zaman yüreğim!
    Ya verilmiştir hüküm en yüksek bir kurulda...
    Ya da istemi göklerin: ben seninim;
    Tüm yaşamım benim seninle tam zamanında
    Bir karşılaşmanın güvencesi oldu;
    Biliyorum, sen gönderildin bana Tanrı tarafından,
    Ölünceye dek sen benim koruyucumsun...
    (Sayfa:141, Tatyana'nın Onegin'e Mektubu)
  • Sanki gök kubbe bir anda başlarına yıkılmış gibiydi. Herkesin nutku tutulmuş, gözler damla damla keder ve hüzün akıtıyordu.

    Hz. Ömer, cesaret ve adalet timsâli Hz. Ömer bile kendisini bu dehşetli ânın tesirinden kurtaramadı; hatta herkesten daha çok dehşete kapılarak şöyle bağırdı:

    “Resûlullah ölmemiştir ve sağdır! Ona sadece, Hz. Mûsa’ya ârız olan saika gibi bir saika ârız olmuştur. Kim ‘Muhammed öldü’ derse, onu kılıcımla iki parça ederim!”
    Salih Suruç
    Sayfa 610 - Nesil Basım Yayın Gıda Tic. ve San. A.Ş. / İbn Sa'd, a.g.e., c. 2, s. 266.