• 170 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    İnsanın Anlam Arayışı üzerine yazılmış hem de yeryüzünde en aşağı derece de nazi kamplarında yaşamış bir doktorun hayatta kalmak için hayatı anlamlandırma çabası.
    Viktor E. Frankl, 1905–1997 yılları arasında yaşamış Avusturyalı psikiyatr kendi geliştirdiği kuramın adı logoterapi (Anlam Merkezli Terapi) 
    İkinci Dünya Savaşı sırasında, toplama kamplarında yaşadıklarını, kendi psikiyatrik öğretisi bağlamında bu kitap sayesinde geniş kitlelere ulaştırmıştır. İlk sayfaları ruhen rahatsız edici bir şiddet tablosu oluştursa da ilerleyen sayfalarda alışıyor insan. Aynı yazarın toplama kampında hiç dayanılmayacak sanılan şiddetli zulümlere maruz kalıp onun da alıştığı gibi...
    Canından başka kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir tutsağın akıl almaz yaşantısı ve karşılaştığı zalimce davranışlara karşı kendi içinde oluşturduğu savunma mekanizmasını anlatan kitap; sürükleyici olduğu kadar etkileyici bir anlatıma da sahip...
    Ben severek okudum. Psikolojiye dair çok fazla teknik terim olmaması, Yazarın kamp hayatının anlatılması kitabı daha çekici yapmış diyebilirim.
  • Oldukça zengin muhtevaya sahip bir yazı. Muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum. Her bir bulgu dikkat çekici fakat Psikiyatr Jung'un Kehf sûresinde geçen Ashab-ı Kehf'in konakladığı mağaraya yüklediği anlam ilgi merceğimi meşgul etti. Ve uzun süre de meşgul edecek gibi. 👍

    https://www.dusuncemektebi.com/...-kaleminden-imam-gaz
  • 166 syf.
    ·20 günde·Beğendi·10/10
    Kitabın ilk bölümünde yazar okuyucuların beğenisini toplayacak bir anısı ile kitaba giriş yapıyor. Psikolojide gerçekten önemli bir isim olan Viktor E. Frankl bir kampa gidişini ve orada bulunduğu süreçte yaşadığı zorlukları, insanların davranışlarını ve ordaki yaşam mücadelesini anlatıyor.
    Bu kitabin öne çıkan özelliği ise, olaylora psikolojik yönü ile bakıyar va sanki bir "psikiyatr" edası ile konulari inceliyor.
    Olayların akışında yazar, psikolojik tahlillere yer veriyor ancak okuyucunun üzerinde bir anlık derin bir etki bırakan olay örgüsü kitabın ilgi çekmesi için ortaya konulan bir araç.
    Bu kitabin aslında anlatmak istediği şey ise, yazarın bulduğu bir yöntem ve bu yöntemin açıklamaları etrafında gelişiyor. Yukarıda anlattığı anısı ile birlikte "Logoterapi"yi ve bu terimi nasıl bulduğunu, nasıl geliştirdiğini, bu terapinin özelliklerini, psikilojide bulunan diğer bir çok terapi yöntemleri ile olan farklılıklarını anlatıyor. İşte bu kitabın asıl konu ve anlatmak istediği budur.
    Kitabı okurken Logoterapi kavramının ne olduğunu anlıyorsunuz, ögreniyorsunuz. Bunların yanı sıra hayatı da sorgulamış bulunuyorsunuz. O dönemde bulunan varoluşculuğu benimseyen yazarlara göre olaylara kötümser değil iyimser bakıyor. İşte bu kişi kitabın yazarı olan Frankl'dır. Frankl, insanların yaşadığı acılara bile olumlu ve anlam arayarak bakmalarını sağlıyor. İnsanlar sıkıntı içerisinde olmuyor, içleri daralmıyor ve hayattan zevk alıyorlar. Hatta Frankl, bu kitapta insanlari mutlu etmeyi, mutsuz olsalar veya acı çekseler bile acıları ile mutlu olabilmelerini ve acıları ile barışmalarını anlatıyar ve benimsiyor.
    Kisacası kitap, hayatında meydana gelan acı, mutluluk gibi olaylara anlam vermeye çalışan kişileri hedef alıyor. İşte tam olarak bu kişilere "Logoterapi" yöntemini tüm yönleri ile açıklıyor. İnsanların sorunlarına genel olarak bu yöntem ile yaklaşıyor. Son olarak kitabın okuyucuya neler anlatmak istedigini özetleyen şu paragraf ile sonlandırıyorum;
    "Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişme idi. Yaşamdan beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. Yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. Nihai anlamda yaşam, sonlara doğru çozümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir."

    Logoterapi nedir ?
    Anlam kazanma: Yaratıcı ve aktivite. Logoterapi "Yaratıcı", "Deneyimsel" ve "Düzenleyici" olmalıdır. Frankl'a göre bu kategorizasyon; "Anlam kazanma", "Tecrübe" ve "Özgür irade" olarak da açıklanabilir.
  • 307 syf.
    ·Puan vermedi
    Bu kitaba takip ettiğim bir Youtuber'ın eserle ilgili tanıtımında rastladım ve özellikle çağa yönelik eleştirilerin olduğunu anlayınca okumak istedim.

    Amerikalı iki psikiyatr tarafından yazılan kitap,adından da anlaşılacağı gibi kendine saygı kavramından bahsediyor.Ama bunu sadece kişi bazında ele almak yerine daha etraflıca bir araştırma yapıyor."Kendine saygının temel direkleri nelerdir?"Moda ve benzeri akımlar bu saygıyı nasıl etkiler?Yaşananlar kişinin benlik algısıyla ilgili ne gibi etkilere yol açar?

    Çeşitli araştırma ve ilginç deneylerle de konu biraz daha anlaşılır kılınmaya çalışılıyor.Ve elbette ki gerçek danışan hikayeleri,anketler ve çözüm önerileri de kitabın olmazsa olmazları.

    Beni en çok etkileyen kısmı içinde bulunduğumuz bu çağın kişileri nasıl özgüveni düşük,kendine saygısı olmayan bireylere dönüştürdüğü üzerineydi.Nasıl ki mutluluk menüleri satmak için insanların mutsuzlaşması gerekiyorsa,sözümona özgüven pompalayan kişisel gelişim kültünün de satması için önce aşağılarda olduğumuza ikna olmamız gerekiyor!

    Bu yönleriyle ebeveynlerin ve öğretmenlerin de okuması gerektiğini düşündüğüm bu yapıt kolay anlaşılır ve akıcı.

    Ayrıca kişisel gelişim ile ilgilenen ya da kendine yardım kitaplarını okumaya ihtiyaç duyanlara piyasadaki, kimin yazdığı belli olmayan,üstünkörü buyruk ve gaz veren kitaplar yerine ayağı yere sağlam basan böylesi bilimsel psikoloji kitaplarını okumalarını tavsiye ederim.Diğerine oranla daha sağlıklı ve dengeli gelişecekleri kesin...
  • 89 syf.
    Sosyo-psikolojik ve bireysel psikoloji ile ilgili kitap arayışım üzerine;
    dilinin çok zor olmasını, ilk defa ve korkuyla okuyacağımı bilmeme rağmen bu kez kararlılıkla Freud'la tanıştım. İnce bir kitap gibi görüyor olmasına rağmen bu kitabın üzerine, gerçekten ağır sayılabilecek 7 roman bitirdim.
    Freud okurken, anlatılanları sindirebilmek adına âdeta ders çalışıyormuşcasına notlar tutup araştırmalar yaptım. Hatta günde sadece yarım sayfa okuduğum, geri kalan zamanda ise bu yarı sayfada okuduklarıma kafa yorduğum zamanlar çok oldu.
    Fakaaaat beni asıl zorlayan şeye gelirsek, ilk psikianaliz okuma deneyimimde BERBAT ÖTESİ BİR ÇEVİRİ ile karşılaşmam oldu. Bu tarz bilim-araştırma-inceleme-psikolji kitaplarını, değil ingilizceden-türkçeye cevirisi hatta ve hatta anadilinden( ki burada almanca)çevirisiyle; onu geçelim Almanca tercüman çevirisiyle bile değil, çok iyi derecede İngilizce veya almanca bilen, uzmanlığını almış, bir psikolog veya psikiyatr tarafından çevirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
    Ya Allah aşkına Oda yayınlarının çevirisi ile okudum. Kitapta yabancı kelimelerin türkçe karşılığı olmasına karşın ısrar ve ısrarla yabancı kelime kullanılışı(örneğin; mania kelimesine engel denmiyor bi türlü), hiçbir psikianalitik kelime anlamının açıklanmayışı, kaynakça ve notlar kısmının olmayışı, Anlatım bozukluğu devrik cümle hat safhada olması... Ne arasanız vardı. İlaveten tekrarlanan kelime ve cümlelerden oluşmuş, bir paragrafı geçkin 7 satıra kadar, noktasız imlasız cümleler bile vardı yani o derece.
    Nacizhane tavsiyem tabii dünyada iz bırakmış pskianalizin babası Freud'u okuyun. Fakat okuduğunuz yayınevinin ve çevirinin de kalitesine çok dikkat edin.
  • Eğer memleketi topluca bir psikiyatr koltuğuna oturtabilseydik şöyle derdi herhalde:
    "Dibe vurmaktan öyle çok korkuyorum ki beni dibe çağıran sesleri duymamak için oyun havalarının sesini açıyorum!"
  • 368 syf.
    ·1 günde·10/10
    Psikiyatr Dr. Gülseren Budayıcığolunun psikolojik rahatsızlığı olan insanları, psikiyatrist gözüyle detaylı ve akıcı bir şekilde anlattığı eser. İnsanların neler çektiklerini, neler yaşadığını, ne hayatların var olduğunu okuyor ve hissediyorsunuz. Okurken okuyucuya küçük gibi görünen ama insanların o küçük şeyleri yaşarken ne badireler yaşadığını ve atlatmaya çalışırken ne güçlükler çektiğini, insanların tüm o mücadelelerini resmen yaşıyorsunuz. Özellikle tüm hastalarını bir kaç sayfada anlatıp geçmemesi, her randevuyu ayrıca açıklaması da kafalarda "Peki ya sonrasında ne oldu?" sorularına mahal vermiyor. Bir çok insanın hikayesini bölüm bölüm anlatmış. Ruh hastası denilen insanlara sorular yönelterek iç görü ve mantık sağlama çabası ve başarısı kitabı nefessiz okumama, bir solukta bitirmeme vesile oldu. Psikoterapi, psikosomatik ve psikoanaliz konularını seven, meraklısı olanların okuması lazım. Naçizane tavsiyemdir.