• 512 syf.
    Kitap Lo'nun rehabilitasyondan dönmesiyle başlıyor ve bu kitapta artık alkolün yarattığı sisten arınan Lo'nun bakış açısından da bölümler var.

    Bağımlılıklarına imkan sağlamadıkları sağlıklı bir ilişki kurmaya çalışırlarken Lily'nin bağımlılığını medyaya sızdırmakla ilgili tehdit mesajları almaya başlıyorlar ve bu kitapta olaylar karışıp ünlü olma hikayesi başlıyor. Like Us'ı önceden okuduğum için zaten bunların olacağını biliyordum ama her şeyin açığa çıktığı yerlerde nefesimi tutmaktan geri duramadım. Yazarlar okuyucuları şaşırtmakta gerçekten iyi bir iş çıkarıyorlar.

    Willow'un varlığından haberdar olma, Ryke'ın zayıf noktaları, Halway Comics ve Superheroes & Scones'un kuruluşu kısacası Like Us serisinden bahsedilip de daha derin bir anlatımı istediğim her olay neredeyse serinin bu kitabında ve her yeni olay olduğunda içimden çığlıklar atmadım desem yalan olur.

    Bu kitaptan sonra Calloway Sisters serisi seriye dahil oluyor. Connor ve Rose Like Us (özellikle Sinful Like Us)'ta ve bu kitapta oldukça sevdim. Onların nasıl ünlendiklerini anlatan kitabı da okumak için sabırsızlanıyorum. Seri gerçekten okurları kendine bağlıyor, yazarları bu konuda tebrik etmek gerek.
  • 372 syf.
    ·26 günde·Beğendi·9/10
    Geçtiğimiz ay İskandinav Mitolojisi'ni okuduktan sonra içimde tarif edilemez bir Neil Gaiman okuma istediği olmuştu. Yokyer'i de bu bağlamda aldım ve aldığım gibi de başladım. Kitabı çeşitli sebeplerden dolayı 26 günde okumuş olsam da neden çoğu kişinin favori kitabı Yokyer'miş çok iyi anladım.

    Kitabımız, sıradan bir Londra'lı olan Richard Mayhew adındaki bir adamın, kaldırım kenarında yaralı bir kadın bulmasıyla değişen dünyasını ve eski hayatına geri dönme çabasını anlatıyor. Londra'nın altında bambaşka bir dünya olduğunu öğrenen Richard'ın; bir melekle, bir tilki ve bir kurda insandan daha çok benzeyen iki katille, bir üç kağıtçıyla, ihtiyar bir evsizle, ve kaldırımdaki yaralı kadın Door'la Aşağıtaraf adındaki gizemli dünyada çıktıkları tehlikeli yolculuktan sağ çıkmaya ve bir cinayeti çözmeye çalışmalarını okuyoruz.

    Yokyer ile ilgili söyleyeceğim ilk şey Neil Gaiman gayet basit bir dünya yaratmış ve muhtemelen bu dünyayı bu kadar anlaşılır ve inanılır yapan da bu. Adamın asla kendini kanıtlama çabasına girmemesini ve harika dünyalar yaratmayı çok kolaymış gibi göstermesine bayılıyorum. 🤷‍️

    Kitabımızın ana karakteri Richard Mayhew azıcık gerizekalı olmasına rağmen sinir olmadığım nadir karakterlerden. -çünkü biliyorsunuz ki o azıcık salaklık kitaplarda ne gibi olaylara sebep oluyor- Her ne kadar kendisine sinir olmamamdaki asıl sebep yanında yapmakta olduğu hataları önleyen ve önleyemediklerinin de en az hasarla sonuçlanmasını sağlayan Marquis de Carabas gibi bir karakter olsa da -kendisinin ana karakter olduğu bir yan kitap var ve okumak için sabırsızlanıyorum ay ay- Richard beyefendinin de hakkını yiyemem, Yokyer ile benzeşen hikaye başlandıçları olan kitaplardaki gibi üç saniye önce var olduğunu öğrenen bir dünyaya hemen uyum sağlayan aptal karakterlerden de değildi yani. Okuması eğlenceli, hatalar yaparak öğrenen, aynı hataları suyunu çıkarana kadar tekrar etmeyen ve aklıma James McAvoy olarak kazınmış -buraya sonra değineceğim- bir Gaiman karakteri oldu.

    Kitapta sevmediğim bir karakter yoktu sanırım. Yokyer, hepsi de okuması çok zevkli hikayelere sahip geniş bir karakter yelpazesi olan bir kitaptı. Favori karakterlerim Door ve Carabas'a dair daha çok şey öğrenmeyi dilemiş olsam da hiçbir karakterin geçiştirilmediğini ve hepsinin kendine ait "değerli" bir hikayesi olduğunu söyleyebilirim.

    Kitabın sevmediğim tek şey sonuydu fakat öğrendim ki yazarımız, tatlış Neil Gaiman abimiz Yokyer'e ikinci bir kitap yazıyormuş. Gerçi kitabın çıkacağı haberini geçen yıl duyurduğuna göre hala kitabın sonunun yetersiz olduğundan ve aşırı açık uçlu bittiğinden bahsedebilirim. İkinci kitabın adı Seven Sisters olarak duyruldu ve adından anladığım kadarıyla Yılan kardeşleri temel alacak ama içinde Door, Carabas ve Richard da olsa çok iyi olur.

    Yorumu bitirmeden önce bahsetmek istediğim iki şey var; birincisini bu yorumu yazarken kitabı karıştırmam sonucunda fark ettim. Neil Gaiman kitap boyunca deli gibi foreshadowing yapmış. Kitaptaki ters köşelerden o kadar dikkatim dağılmış ki okurken hiç fark etmemişim. Kitabı tekrar okumak ve bu durumun zevkini çıkara çıkara okumak için sabırsızlanıyorum.

    Bahsetmek istediğim son şey ise Yokyer'in radyo oynu. BBC Radio 4 başrolünde James McAvoy, Natalie Dormer ve Benedict Cumberbatch gibi isimler var ve ben kitabı okurken bir yandan da bu oyunu dinledim. Aldığım zevk tarif edilemez. Bu kadroyla bir dizi gelseydi ortaya çıkacak işin efsaneliğini düşünebiliyor musunuz?
  • Sevgili Tuco Herrera 'nın önerisiyle daha çok okurun yararlanması için belgesel önerilerimi bir iletide toplamaya karar verdim. İşte naçizane önerilerim:
    *Kapitalizm sisteminin nasıl işlediğini, nasıl kandırıldığımızı, tüketime zorlandığımızı anlatan çok güzel bir belgesel: THE LIGHTBULB CONSPIRACY
    *Kapitalizm ve şirket denen kavramın ilk ortaya çıkışı, geçmişten günümüze geldiği nokta, sömürünün karşımıza çıktığı, öğrencisinden banka memuruna, fast food kasiyerinden reklamcısına herkesin izlemesi gereken: THE CORPORATION
    *Kıyafetlere çok para harcayan/harcamak isteyen biri olarak bakış açımı değiştiren bir belgesel. Hızlı tüketimin dünyada nelere yol açtığını, "moda" denen çılgınlığın nelere sebep olduğunu gözler önüne seren: THE TRUE COST
    *Tüketim bizi mutlu ediyor mu, yoksa sadelik çok daha huzur verici mi?: MINIMALISM
    *Propaganda, toplumsal sınıflar, savaş... İlgililerine güzel bir öneri: PSYWAR
    *Hiçbirimizin okumadığı internet sitelerindeki "hüküm ve koşullar"ın içeriğini, verilerimizin nasıl toplandığını ve izlendiğimizi anlatan, bitirdiğinizde "Yav bir salın bizi!!" diyeceğiniz: HÜKÜM VE KOŞULLAR GEÇERLİ OLABİLİR
    *Adı üstünde 'dünya tarihi' Asurlulardan, Fenikelilere, geçmişten günümüze... Genel kültürümü bir anda arttıran: ANDREW MARR'S HISTORY OF THE WORLD
    *Bölümleri 15-20 dk süren sıkılmayacağınız bir mini belgesel serisi. Her bölümde farklı konular işleniyor (tek eşlilik, e-sporlar, müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkisi, kripto paralar gibi) dolayısıyla istediğiniz bölümden başlayabilirsiniz. Bölümler ortalama 20 dk olduğu için sürekli izlenebilir: EXPLAINED
    *Gelecek nesiller 21. yüzyılda yaşayan bizleri tüm imkanlara rağmen kendilerini felakete sürükleyen aptallar ordusu olarak mı görecek? Sizi geleceğiniz hakkında korkutabilecek bir belgesel: APTALLIK ÇAĞI
    *Ülkelerindeki ataerkil hukuk sistemindeki çürümüşlüğün kökünü kurutmak için savaş veren Sisters in Law, mahkeme salonunda bir etki yaratmaya çalışan kadınların peşine düşüyor: ADALET İÇİN KIZ KARDEŞLİK
    *Kuzey Kore'de neler döndüğüne meraklıysanız: THE PROPAGANDA GAME
    *Öğretmenlik okuyarsanız, okumayı düşünüyorsanız veya öğretmenseniz (ya da öğretmenler yattığı yerden maaş alıyor diyenlerdenseniz), bir köy okulunda Türkçe bilmeyen Kürt çocuklara eğitim vermeye çalışan bir öğretmenin belgeseli: İKİ DİL BİR BAVUL
    *Tasarım hakkında ilham verici, büyüleyici bir belgesel serisi. Özellikle tasarımla ilgilenenlere tavsiyemdir: ABSTRACT
    *Yemek endüstrisi, yediğimiz gıdalar nerden geliyor, gıda endüstrisinin iç yüzü için: FOOD INC., WHAT THE HEALTH, ÇATAL BIÇAKTAN ÜSTÜNDÜR, GIDA SUÇLARI ve EARTHLINGS
    *Fast food tüketmenin fiziksel ve ruhsal açıdan zararlı etkilerini kanıtlamaya çalışan bir belgesel. Ayrıca obezite meselesine de yeni bir ışık tutuyor: SUPER SIZE ME
    *Batı medyasısın özellikle Ortadoğu haberlerini taraflı yansıtmasını gözler önüne seren bir belgesel: THE WAR YOU DON'T SEE
    *Medya güdümlü savaşların etiğini sorgulayan, Arap dünyasının en popüler yayın organı El Cezire'yi tanıtan bir yapım. Söz konusu kanal Bush yönetiminin Irak Savaşı ile ilgili her şeyi görmemizi istemediğini ortaya çıkardı: CONTROL ROOM
    *1950'lerde Afrika levreği Victoria gölüne salınmıştı. Sadece 10 yıl içinde doymak bilmez bu canavar diğer balık türlerinin neredeyse hepsini ortadan kaldırarak gölü ekolojik bir çöplük haline getirdi. Daha geniş kapsamda gizli kapaklı yürütülen silah ticaretini irdeliyor. Film, kıtaya sürekli silah alışıyla artan Pan-Afrikanist şiddet de dahil olmak üzere bu ticaretin yol açtığı zararları sorgular: DARWIN'S NIGHTMARE
    * Amerika'nın Lydon B. Johnson’dan George Bush dönemine kadar geçen sürede gerçeklikten saptırılarak medyaya sunulan kamera görüntülerini irdeleyen: WAR MADE EASY
    *Çeçen Savaşı'nın Rusya ve Çeçenistan'daki çocukların psikolojisini nasıl etkilediğini anlatan ödüllü belgesel. Savaş yüzünden travma geçiren, Rus birlikleri tarafından toplu tecavüze uğrayanından tutun da, aklını yitiren annesi tarafından öldürülmek istenene kadar bir avuç çocuğun profilini çiziyor: THE 3 ROOMS OF MELANCHOLIA
    *Japonya'daki yunus katliamını ve Japonların tüm dünyanın gözü önünde bunu nasıl örtpas ettiğinin gözler önüne serildiği: THE COVE
    *Michael Moore'un Amerika'nın işgal politikasını mizahi bir şekilde hicvederek ülkesindeki eksiklikleri gözler önüne serdiği anlamlı bir belgesel: WHERE TO INVADE NEXT
    *Yine Michael Moore, yine mizahi bir eleştiri, Bush hükümetinin dış politikasını irdeleyen, ABD'nin günümüzdeki durumu ve 11 Eylül saldırılarından sonra petrol ve hırsın oynadığı rol üzerine derinlemesine kafa yoran: FAHRENHEIT 9/11
    *Evet, yine Michael Moore ve yine harika bir belgesel! Bu belgeselde Amerika'nın en tabu meselelerinden birine dokunuyor: KAPİTALİZM: BİR AŞK HİKAYESİ
    *Dünyada yaşanan türlü global krizlere toptan bir bakış atan, endüstri devriminin sonu hakkında bir kara mizah: THE CRISIS OF CIVILIZATION
    *Din, para ve banka ile 9/11 olayını anlatan: ZEITGEIST
    *Dünyamızla aramızdaki doğal bağlantımızı nasıl kaybettiğimizi inceleyen: ORIGINS
    *İktidarın aleyhinde yazı yazan gazetecileri nasıl işsiz bıraktığı, susturduğunu anlatan, nereye gidiyor bu ülkenin hali dediretecek, korkutacak bir belgesel. Kimler yok ki: Can Dündar, Fatih Yağmur, Ahmet Şık ve daha niceleri: YA BİZDENSİN YA DA
    *İnsanoğlunun derinliklerine inen, iyi ve kötü yanlarımızı ele alan ve karanlık yanlarımızı bize gösteren, yer yer ağladığım dokunaklı bir belgesel: HUMAN
    *Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama izleyin, tecrübelerini dinleyin, onlarla ağlayın, onlarla gülün: ÖMÜR DEDİĞİN SERİSİ
    *Hâlâ izlemediyseniz Atatürk'ün son günlerini anlatan: SARI ZEYBEK
    *Ölüm, yaşam, doğum, reenkernasyonu konu edinen, 5 yılda ve 25 ülkede çekilmiş: SAMSARA
    *Küresel ısınmanın getirdiği, getireceği felaketler, insanlık olarak nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu gösteren: AN INCONVENIENT TRUTH
    *İnsanların ünlü olma arzusu, bu yolda yaptıkları ve bunların topluma olan etkisi: STARSUCKERS
    *Medeniyetimizin petrole olan bağımlılığının jeolojide nasıl bir kargaşaya yol açtığını hem bilgilendirici hem eğlenceli bir şekilde izleyebileceğiniz: A CRUDE AWAKENING: THE OIL CRASH
    *TRT belgeselin youtube kanalında bulunan bir dolu güzel belgeselleri izleyebilirsiniz. Benim önerdiklerim: EKMEK PARASI SERİSİ (Özellikle ne olacağına karar veremeyen, belirli bir mesleği merak edener için)/ TARİHİN EMANETLERİ/İSTERDİM(Küçük yaşlarda gözlerini kaybeden iki kardeşin yaşam öyküsü)/ Bİ DÜNYA YAŞAM/ DOĞADAKİ İNSAN
    *TRT belgeselin bu belgeseli birkaç ay önce youtube'a konulmaya başlandı. Henüz 2 bölüm izleyebildim ama oldukça profesyonel görünen harika bir belgesel serisi olmuş. Malazgirt Savaşı'ndan Bannockburn Savaşı'na Atilla'dan Tarık bin Ziyad'a harika konulara değiniyor: SAVAŞIN EFSANELERİ
    *Bu belgeseli bir uygulamadan keşfettim. İngilizcesi olan arkadaşlara öneririm zira altyazı yok. Ayasofya ile ilgili ziyadesiyle etkileyici bir belgesel adı biraz uzun olduğu için direkt linkini bırakıyorum: https://youtu.be/Y2WNUWDoAM4
    *Ayrıca youtubeda 32.GÜN kanal arşivine de bir bakmanızı öneririm mutlaka. Mehmed Ali Birant'ın bu ülkeye bıraktığı güzel işlerden.
    *Yine youtubeda 140journos adlı kanalın belgesel tarzı videolarına hayran kaldım son dönemlerde. Ben özellikle siyasetle alaklı videolarını izliyorum fakat moto kuryecilikten atanamayan öğretmenlere video konuları çok çeşitli.
    -Yeni belgeseller izledikçe listeyi güncelleyeceğim-
  • 360 syf.
    ·9/10
    Düşünsenize hem kardeşsiniz hem apayrı... Aslında günlük hayatımızda kardeşi olanlar bu cümleyi kurarlar birbirleri için genelde fakat her zaman mı, hayır! Kızdıkları ya da hoşlarına gitmediği veyahut kendilerine benzemeyen ve bu benzememişi olumsuz bir durum olarak gördükleri anda. Aslında hep farklıyız, kardeş olsak da olmasak da. Sisterslar da...