• Sitem mi, güven mi, bir yaralı umut mu
    Açıp baksam bir bir sürgülü kapıları
    Şükrü Erbaş
    Sayfa 162 - Kırmızı Kedi
  • 687 syf.
    ·63 günde·Puan vermedi
    Umudun hazin hikayesi, acımasızlığın tragedyası, açlığın iştah kabartan kanunsuzluğu, çaresizliğin birleştirme gücü, sindirilmişliğin sessizliği, korkunun orantısız gücü, kadim tarihin mutlak tekerrürü…

    Ekonomik kriz sonrası bir ailenin serüveni olarak sunulan bu roman aslında sosyolojik bir gerçek, fizyolojik bir acı, insanlığın değişmeyen riyakarlığı…

    bir söz var ya; Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
    Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…

    Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
    Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir…

    Bu sözde bahsedilen iki durum aslında bir şablon gibi, tüm kızgınlıkların, haksızlıkların, baş kaldırmaların, adaletsizliklerin üzerine koyduğumuzda ortaya mutlak kötü ve mutlak iyi çıkar. Ama her iki durumu da yaşamak gerekir. Aksi halde hiçbir zaman ‘’iyi’’ ortaya çıkmaz çünkü ne demişler; hiç kimse sınanmadığı günahın masumu değildir…
    Eğer iyi bir çocuk olursanız bu kitapta bunu görecek ve kendinize sitem edeceksiniz..

    Düşünün ki yüz binlerce insan mevcut yerini ekonomik nedenlerle ve hayatta kalma dürtüsüyle yeni iş imkanları aramak için memleketinden çoook uzaklara göç etsin… Bu bir çok yede yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir.
    Sadece hayatta kalma ve çalışma arzusuyla giden bu insanlar göç etikleri yerde ki insanların hayat standartlarını tehlikeye soktuğundan ve belki de kültür farkından ve ve belki de acımasızlıktan (belki de hepsi) dolayı hor görülüp aşağılansın. Adlarına lugatta yeri olmayan ‘’Okie’’ densin. Pislik, kaba, aşağılık manalarına gelen… Tanıdık geldi mi??

    Tamamen aynı değil belki ama bu yaz Rize’ye gittiğimde öğrendiğim kadarıyla yazları çay bahçelerinde çalışan Gürcü asıllı işçilere ‘’bijo’’ derlermiş. Anlamını sorduğumda Okie’lerden pek de farklı bir şey değil ve kendilerinin uydurduğu bir kelime. Anlatmaya gerek yok bu ve benzeri ad koymalar mevcuttur.

    İşte kitap bu okie’lerin dramatik umut yolcuğunu, mücadelesini Anlatıyor. Yaşatıyor. Hissettiriyor.

    Ve

    Fırsatçıları, kapitalleri, düşkünleri, düşürenleri, merhameti, acımasızlığı, insanlığı, açlığı, umudu, mutluluğu… Gören gözler için kendimizi… Anlatıyor da anlatıyor…

    Okuyun, okuyun ve karar verin kim haklı kim haksız... Ama çok dikkatli okuyun, kendi yansımalarınızı atlamadan...

    İyi okumalar…
  • Doktor,kalp-damar hastaliginin genetik olup olmadigini anlamak icin babaanneme basit bir soru sordu."Annenizle,babaniz hangi hastaliktan öldü?"...Oda da bır sure sessızlık oldu sadece babaannemın sessız cıglıkları duyuluyordu...."Hıcbır hastalıktan ölmediler!" sesınde sıtem vardı,acılıydı."Annemle babam öldürüldüler doktor bey.Hastalıktan ölecek kadar yaslanamadılar. İlle de bır hastalık arıyorsanız, onları öldüren insanoğlunun zalimliğiydi!".
  • Daha dün başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Yine kitap sever bir arkadaşıma bu platformu bilip bilmediğini sordum. Bilmediğini söyledi ve dedim ki hadi sen de kaydol ama dikkat et bağımlı olabilirsin. Kabul etti ve onu kaydettik. Evet buraya kadar her şey normal.

    Olay buradan sonra başlıyor. Ben sanırdım ki burada insanlar farklı olacak daha doğrusu erkekler farklı olacak, okuyan insanlar sonuçta. Ama hayat beni bir kez daha yanıltmamayı başardı. Arkadaşım 1 tane inceleme ve sadece 1 tane alıntı yapmakla kalmadı BURAYI BÜYÜK YAZIYORUM. DAHA KAYDOLALI 15 dakika olmadı. 10 tane mesaj geldi. İsimlerini vermeyeceğim için mesajları yazmamda sakınca yoktur diye düşünüyorum. 5 i Merhaba, 3 ü Merhabalar X , 1 i Merhaba Abla (Yaşının eşit olduğu aşikar ama Evet farklı bir giriş yapmaya çalışmış :( ) 1 tanesi de “ Fazla marjinal değil misin” . Yahu şu platformda tamam çok eski üye değilim ama 1 kişiye yazmışlığım yoktur. Olay benim yazıp yazmamam değil ama be kardeşim burdan da mı kız düşürmeye çalışıyorsun be ??

    YAZIK GERÇEKTEN YAZIK.
  • Bugün insan ilişkilerindeki en büyük sancı kişinin insanları bırakın kendilerini bile tanıma konsunda büyük bir körlük yasaması sorunsalıdır. Körlük;gözlerin açılmasındaki son evredir. Körlük ve uyanma paralel tamamlayıcılardır aslında insan hayatında. Yaşadığı herşeye rağmen şükranlık duyan ; kin ve kibir tohumlarını içinde bulundurmayan alçakgönüllü insanlar artık kör değildir. Gerçeğin anahtarı elindedir. Birde yaşamlarının tüm evrelerini sitem ,pişmanlık ,şükürsuzluk ve doyumsuzluk içinde sürdüren mutsuz , yalnız ve artık kalıcı kör olan insanlar... Bu arada bu insanlar geçmişin çöp tenekesinde yaşamaya bayılırlar. En çok da zaman makinesine sahip olmayı arzularlar . Kendilerine ve çevrelerine yaptıkları , yapacakları tek şey bugün adlandırdığınız ;hayal kırıklıklarınız , pişmanlıklarınız, yanlış seçimleriniz veya kazıklarınız olacaktır..
  • “Biz birbirimize en küçük bir sitem bile yapmadan ihtiyar olacağız.”
  • 192 syf.
    Merhabalar
    .
    Sizlere Sunay Akın’ın son çıkan kitabı ama benim okuduğum ilk kitabı olan Kalede 1 Başına kitabı ile geldim. Yazara zaten çoğumuz kitabını okumasak bile aşinayız. Henüz yazdıklarını okumadan önce ara ara videolarını izlediğim biridir zaten.
    .
    İlk defa okudum evet ama videolardan ötürü mü bilmiyorum ben sanki okumadım da dinledim gibi oldu. Yazış tarzı da öyle sürükleyiciydi. Devamını getirir miyim ? Elbette ️
    .
    Ne okuyorsunuz bu kitapta peki ? Hep 1 numarayı forma giyen kişiler. Böyle dedim diye tamamen futbol mu okuyacağız yani gibi sorular oluşmasın kafanızda. Cemal Süreya, Nazım Hikmet , Aziz Sancar, Yaşar Kemal ve daha sayamadığım bir çok isim,olay dinliyorsunuz. Pardon okuyorsunuz.️
    .
    Kitapta daha önce okuduğum hikayeler vardı. Ama şaşkınlığımı gizleyemediğim hikayelerde. “Nasıl Oldu senin oğlan ?” hikayesinde gözlerim doldu. Belki benim hassaslığımdı.Çünkü kardeş başka. Ailenin verebileceği en büyük hediye. Ve hikayesinin sonunun bağlandığı kişideki şaşkınlığımda bir o kadar güçlüydü. Tıpkı “Ankaragücü:0-Amerika:7” hikayesi gibi.
    .
    Kitapta hiç duymadığım, ilgi alanımın pek olmadığı kişiler de oldu elbet ama bu bende sıkıcılığa yol açmadı. Bir yerde karşıma tekrar çıkacağını biliyorum. Ve artık fikrim var diyerek çevirdim sayfaları. Bilmediklerimi araştırdım. Elbette ilgi alanımız olan, kendimizce kendimize bilgi katan kitapları okumaya daha çok yöneliyoruz. Ama farkında olmadan kitaplarda geçen ve hitap etmediğini sandığımız olaylar, yerler günü gelince araştırmaya, o yerlere gezmeye sevk ediyor. En azından bende öyle oluyor diyeyim.
    .
    Son sayfalarda ise yazar biraz sitem ediyor. Sadece şunu demek istiyorum. Araştırın. Kaynak önemli. “Şu demişti, bir yerlerde okumuştum” gibi sözler yerine açın siz okuyun, siz araştırın. Hem daha çok hatırlarsınız hem de konuşmalarınızda net olursunuz.
    .
    Keyifle ve kitaplar kalın.
    .