• 136 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Ben kitabı çok zevk alarak ve beğenerek okudum. Yazar tüm duygu geçişlerini okuyucuya hissettiriyor. Ölüme yaklaşan her gün biraz daha duygusallaşıyorsunuz. Kitabın dili akıcı ve sayfaları çok az olduğundan 2 günde bitiriyorsunuz. Zaten kitap Klasikler içerisinde yer alıyor. Size de kesinlikle tavsiye ediyorum. Keyifle okumalar..
  • 136 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Machıavelli/Hükümdar
    Floransa'lıdır yaşadığı dönemde kendisinden nefret edilme boyutu çok geniş olan bir yazardır. Kitabın şeytan İlhamı ile yazıldığı belirtilir çünkü yazar insanların sorgulamasına katkıda bulunmuştur fakat sistem çarkı sorgulamayanlar tarafından döndürülmektedir. Eserini daha bağımsız daha güçlü daha Cumhuriyetçi bir İtalya için kaleme almıştır. Hükümdarın nasıl niteliklere sahip olması ve Hükümdarlık çeşitlerinin anlatıldığı bir tavsiye kitabı -siyasetname-
    Her kitap bende yeni bir yazı yazma isteği uyandırır şimdi kitaptan bir alıntı ile gündeme yönelik bir yazı kaleme alacam.
    Boş zamanı olan okur belki de .
    . *"Teşhis koymak gecikirse bela öylesine bir hal alır ki istikrarsızlık unsurları herkes tarafından fark edilebilecek bir görünüm arz eder; fakat çare bulmak için artık çok geçtir." Günümüz Turkiye'sinde yapılacak en güzel tespittir. 500 yıl önce Machiavelli'nin bu tespiti. Cumhurbaşkanının 36 adet danışmanı vardır aylık maaşları 200 bin TL'den fazladır. Fakat Asgari ücret düzeyinde ve altında çalışanlardan aldığı oy oranı da küçümsenmeyecek kadar fazladır. İnsanlar neden az para ile geçinmek zorunda olduklarını sorgulamazsa o asgari ücret artmaz ve onun yanında vergiler"güncellemeler" sürekli artar çünkü bir kere kabul eden halk her türlü maddi yaptırıma boyun eğer 2017 yılındayız ben 23 yaşındayım öğretmen olarak ise başlasam dahi bir ev ve araba almak için emekli olmaya kadar birikim yapmam lazım ben neden alım gücünü bu kadar imkansız seviyeye getiren iktidarı sorgulamayayım ki tarım ve hayvancılık bakanı açıklama yapıyor"gülerek" gariban halkım ucuz ete kavuşacak senin gariban halkın ete ulaşmadan önce zaten her şeyini kurban etmiş oluyor 80 milyondan vergi toplayan iktidar her şeyi dışardan ithal ediyor çevre ülkeleri kalkındırmak için elinden geleni yapıyor yapı taşı olan eğitim sisteminin bozuk taraflarından söz etmek içimden bile gelmiyor sosyolojik boyutlarda çok sorunu barındıran bir toplum yapısı mevcut söyleyecek o kadar olumsuz şey var ki ama hepsi içimizde günü gelince paylaşılmak için acı bir hatıra olarak yansıtmak için beklemektedir.
  • 360 syf.
    ·4 günde·Beğendi
    "Bir keskin bıçak ki, kelamıyla yüreğinize saplanan; yetmedi, satırlara ses verip daha da acıtan..."
    Çok değerli gönül insanı; şiire, yazıya, duygulara ses, nefes, hayat veren yazarımız Yusef Masadow beyefendi o kadar güzel ifade etmiş özetlemiş ki kitabının arka kapağında üzerine ne söylenebilir bilemiyorum...
    Naçizane bir kaç cümle ile ifade etmeye çalışacağım düşüncelerimi.
    "Aşkın, sevginin, muhabbetin sadakatin, günü birlik yaşandığı; tüketildiği yok olduğu çağımızda, öyle güzel samimi, doğal, günlük hayatımızda duyduğumuz, kullandığımız cümlelerle, yaşanmışlıklarla anlatılmış... Yürekten kaleme, kalemden kağıda, oradan da okurlarına ulaşmış,okunası bir kitap *Rima'ya Mektup*
    Sevmenin, sevilmenin, sahip çıkmanın ne anlama geldiğini unutanlara, aşkın sevginin sabır ve emek gerektirdiğini anlamak, hatırlamak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum.. :)
    "Sevgi neydi?
    Sevgi emekti
    Uçuşan yaprak
    Boş bir salıncak "

    --"Yar dediğin zaten ; ha burada, ha orda!
    Fark eder mi yeri? Ve tek yuvasıdır, suspus olmuş sevenlerin yüreği..! "

    Sevenin sevdiğine, aşığın maşuğuna seslenişini duymak isteyenlere;

    "Kimi aşık görürsen bil ki aynı zamanda Maşuk'tur da o."
    Çünkü sevdiğinde yok olan aşık, artık hem aşık hem de maşuk olmuştur...
    Aşık ile maşuk BİR olmuştur...
    AŞK olmuştur .... Hz. Mevlânâ
    Aşktan, muhabbetten bahsedilince "Mevlânâ' Hz.'lerinden bir dörtlükle bitireyim istedim.
    Sevgiyle, Aşkla, Muhabbetle kalın İnşallah..
  • 415 syf.
    ·32 günde·10/10
    Bir güz günü Beşiktaş - Sarıyer otobüsünde başladı Huzur'u okuma serüvenim. Az sonra anlatacağım nedenlerle okuduğum herhangi bir kitaptan biraz da uzun sürdü kitabı bitirmem. Uzun zamandır incelemesini yapmak istiyor fakat fırsat bulamıyordum. Sonunda nasip oldu.

    Dediğim gibi Beşiktaş - Sarıyer otobüsünün insanın iç organlarını birbirine geçiren sarsıntısı eşliğinde başladım Huzur'u okumaya. Kerahat vaktiydi, Sarıyer sahilinde gün batımına fotoğraf çekme niyetiyle çıkmıştım yola. Trafiğin varlığı beni evden çıkarken çantama attığım kitabı okumaya zorladı. Çıkardım çantamdan bin bir övgü ile bahsedilen Huzur'u. Okumaya başladım. Uzun uzun cümleler, tahliller, betimlemeler... 10 sayfa okuduktan sonra bu kadar övülen bir kitap böyle olmamalı diyip kitabı, okunmasını tecil etmek maksadıyla çantama geri koydum. İsabetli bir karar almışım, çünkü ertesi gün Süleymaniye'ye nazır kitabı yeniden okumaya başladığım zaman aslında kitabın otobüste okunacak herhangi bir kitap olmadığını fark ettim.

    Kitabın muhtevası hakkında bilgi vermeyeceğim ancak şunu söyleyebilirim ki insanın; insanlara, musikiye ve İstanbul'a bakış açısını değiştiren bir kitap Huzur. Kitabı okurken Refik Talât Beylere, Dede Efendilere, Yahya Kemal Beylere dalıyor ve boğaz esintisi ile uyanıyorsunuz. Bu yüzden bu kitap bana kalırsa herhangi bir kitap gibi değil, manzaraya karşı ve yeri geldiği zaman musiki eşliğinde okunması gereken bir kitap.

    Tevafuk üzere ertesi gün Süleymaniye manzarasında yeniden başlayan Huzur'u okuma serüvenim, bahsettiğim nedenlerle yer yer Boğaz manzarasında, Beşiktaş sahilinde, Üsküdar vapurunda ve teknolojinin vermiş olduğu imkanlar da sayesinde kitabın işaret ettiği Türk musikileri eşliğinde devam etti. Yavaş yavaş ve tadını çıkara çıkara bir okuma yaptım. Yoğun iç sıkıntısı yaşadığım bir süreçti. Kitabı bu şekilde okumak o dönemde zihnimi toparlamama yardımcı olduğu gibi içime de ciddi anlamda ferahlık verdi. Mutlu sonla biten bir roman olmasa da bütün sonların mutlu olması gerekmediğini idrak edebilmemi sağladı. Yazdığım bir yazıda Huzur'a naçizane şöyle bir gönderme yapmıştım hatta: "sonunu getirmeye karar verdim mutsuz romanların da, zor da olsa mümtaz bir gün nuran'ı unutacak. acıması gerekse de insanın kendisine, sonu gelmeyen tek öykü benim öyküm olacak." Bu anlamda benim için unutulmaz ve müferrih bir kitap olarak kalacak Huzur.

    Henüz okumamış olanların manzaraya karşı ve kitabın işaret ettiği musikiler eşliğinde bir okuma yapmasını şiddetle tavsiye ederim. Böyle yaparsanız fark edeceksiniz ki İstanbul'a bakmakla, İstanbul'u görmek farklı şeylermiş. Ve şunu da fark edeceksiniz ki çalan bir müziği duymakla, gerçekten müzik dinlemek kıyas bile edilemezmiş. Mozartların, Beethoven'ların göklere çıkarılıp Dede Efendilerin, Tanbûrî Cemil Beylerin unutulduğu bir dönemde Huzur'u okumak, kişiyle öz kültürü arasında da şüphesiz ciddi bir rabıta kuracak. İyi okumalar.
  • 136 syf.
    Kitap derin anlamlara sahip üzerinde saatlerce sohbet edilebilir.Bir idam mahkumunun iç dünyasını anlatarak sona gidişini anlatıyor.Lakin bir ekleme yapmam lazım fazla uzun...Burada kastım hikaye ana hatlarıyla 50 sayfa sürecekse Hugo 100 sayfa yazmış bu ise akıcılığı etkiliyor başyapıt diyemem lakin iyi bir kitap olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.Tavsiye ederim.
  • 112 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    "Hayat bir mucizedir. Çoğu insan bunu unutur. Sorunlara, eksikliklere, gereksiz çabalamalara, aptalca kaygılara odaklanır."

    Bu kitap hakkında ne yazacağım, aklımdaki düşünce ve fikireri buraya nasıl dökebilirim inanın bilmiyorum.
    Kütüphanede kitaplara bir göz atarken tasadüf eseri adından dolayı biraz derettüt de kaldığım ama arkasındaki yazıyı okuduktan sonra çok farklı tepkiler verdiğim bir kitaptı açıkçası.
    Konusu; bir adamın trafik kazası geçirdikten sonra hastanede uyanır. Aslında gözleri felan açıktır sadece bilinci yerinde değildir. Etrafındaki her şeyden, olan olaylardan haberdardı. Ama bir türlü kendinde değildir.
    Kitabın konusu bu şekilde, baş karakterimiz kendi iç sesiyle konuşuyor, onunla tartışıyor ve bizde aralarında konuşmaları okumuş oluyoruz bir nevi.
    Kitabın sonunda öyle bir olay oluyor ki okurken (şuan bile hatırlarken ağlayasım geliyor) şok oldum. Ben bile bu kadarını beklemiyordum. O son ile hayatımızın kendisi ya da nefes alışımız olsun bırakın yaşamımız olsun mucize olduğunu gösterren kitap.
    Ertesi günü elime aldım ve sadece iki saat içinde bitirmiş olmama şaşırdım. Kısacık bir kitap ama içinde anlattığı, aklınız gelebilecek her şey olsun, bizleri dünya ve kendimiz hakkındaki gerçekleri öğrenmeye iten bir kitap.
    Bu kitabı internetten ve buradan baktım ama okuyan kişi çok az cidden, zaten pek şaşımadım da doğrusu.
    Kişisel gelişim kitabı da diyabiliriz bu kitap için aslında yediden yetmişe herkesin okuyabileceği bir kitap.
    Bu kitap hakkında ne yazacağımı cidden bilmiyorum alın okuyun. Ne demek istediğimi anca o zaman anlarsınız zaten.
    OKUYUN... OKUTTURUN... ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM.

    Yeni bir kitap serüvenin görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın.
    Kitap dolu günleriniz olsun.
  • 13.Ankara Kitap Fuarı, 15 Şubat itibariyle (son gün 24 Şubat) ATO Congresium'da başladı. İlk günün onur konuğu İlber Ortaylı hocaydı ve kitaplarını imzaladı. İlk günde toplam 17 kitap aldım:

    1.Dostoyevski-Ecinniler
    2.Nikolay Çernişevski-Nasıl Yapmalı
    3.Rabindrath Tagore-Gora
    4.Edgar Allen Poe-Öyküler 1( 2. Kitabı vardı)
    5.Anton Çehov-Öyküler 2 (1. Kitabı vardı)
    6.İlber Ortaylı-Türklerin Altın Çağı
    7.İhsan Oktay Anar-Puslu Kıtalar Atlası
    8.Nietzche-Böyle Söyledi Zerdüşt
    9.Platon-Sokrates'in Savunması
    10.Victor Hugo-Bir İdam Mahkumunun Son Günü
    11.Alfred Adler-İnsan Doğası
    12.Sadri Karakoyunlu-Türk Askeri İçin Savaş Şiirlerinden Seçmeler (1914-1918)
    13.Halil Cibran-Ermiş
    14.Halil Cibran-Ermişin Bahçesi
    15.Halil Cibran-Meczup
    16.Halil Cibran-Gezgin
    17.Halil Cibran-Kum ve Köpük

    Türkiye İş Bankası Yayınları'nda %30 indirim var ve ayrıca Dorlion Yayınları'nda herhangi 3 kitap 25₺.

    Sizin de indirim ve kalite olarak tavsiye ettiğiniz yayınlar veya kitaplar varsa bu iletiye yorum olarak yazarsanız ya da profilinizde ileti olarak paylaşırsanız ya da en azından bu iletiyi profilinizde paylaşırsanız gidecek olanlara faydalı olacağı düşüncesindeyim.

    İyi okumalar! 😊