• Biliyorsun.
    Hala birine aşık olabilirim.
    Sana hiç benzemeyen çocuklarım olur…
    Adının hiç anılmadığı bir hayat kurarım.
    Hayalimdeki yüzünü eskitir zaman…
    Biliyorsun.
    Herkes bir yolunu bulup tamamlanır aslında.
    Herkes unutur.
    Annenin cüzdanından aldiğin paralar gibidir bazı şeyler.
    Belli oluncaya kadar devam edilir.
    Biliyorsun.
    Unutabilirim.
    Zaten ben kimleri unuttum.
    Onlardan biri olur, hayatımın en kullanılmayan yerine kaldırılır suretin.
    Tozlanırsın.
    Üzerin örtülür…
    Biliyorsun.
    Seni sevdim!
    Bir gün kör kalsaydın da severdim.
    Ellerin olmasaydı mesela.
    Ellerin olmasaydı, sen bile kendini sevmezdin oysa…
    Biliyorsun.
    Kimsenin tek bir seçeneği yok bu hayatta.
    Hala bana seni unutturacak insanlar tanıyabilirim.
    Başka bir ses kazınır kulaklarıma.
    Biliyorsun herkesin kendini kurtaracak bir bahanesi vardır aslında…
    Oysa;
    Ölene kadar seni sevebilirdim.
    Eğer biraz yardım etseydin bana!


    ~NURSEN YILDIRIM
  • 196 syf.
    ·3 günde·8/10
    İlk defa Şermin Yaşarın bir kitabını okudum. Çok akıcı ve yalın bir dile sahip. Kitap küçük tatlı öykülerden oluşuyor. Bütün öyküleri tek tek çok sevdim ama en sevdiğim öykü "Yine Muazzez" oldu.
    "İyi ki bitmiş Allah var, ayrılık bana yaradı.Hayal gücüm gelişti.
    İyi ki bitmiş; olmayan kimya bilgimle eve laboratuvar kurmalara kalktım sayende Muazzez. Kokunun sindiği her şeyi topladım. O kokuyu ordan sıyırıp bir şişenin içine falan saklayabilsem,dünyanın en mutlu adamıydım.
    İyi ki bitmiş Muazzez; itikadımı sağlamlaştırdın.

    İhtisas alanım oldun Muazzez. Dosya dosya dizdim seni hayatımın raflarına. Bendeki bilgi ananda babanda yok, sen kendini bilmezsin benim seni bildiğim kadar.
    Fakat sen giderken kalbimin Misak-ı Milli sınırlarını çizdin de gittin Muazzez. Kalbim sadece Muazzez'indir ve kat'a parçalanamaz. Bundan sonra istikbalimi Muazzez belirleyecektir. Yokluğunla gelen kapitülasyonlar aynen devam. Alınan kararlar ışığında kartografyaya sardım ve yokluğunun haritasını çıkardım. Kuzeyde, güneyde doğuda batıda tüm sınırlar senle başlıyor,senle bitiyor Muazzez.
  • Yüzünü okşayıp sana çocuk dediğim de / bana kızardın ama öylesin .. / yalnızca benden bu kadar küçük olduğun için değil / büyüsen de hep öyle kalacağın için .. / belki de seni böyle çok sevmemin sebebi budur / erkek olmayı / adam olmayı büyük insan olmayı / onların kurduğu dünyanın gururlu bir parçası olmayı aklının ucundan bile geçirmediğin için seni çok sevdim .. / ne garip / hiçbir şeyin / hiç kimsen yoktu .. /ama her şeyi olan insanları korkuları da sende yoktu / hiç kimseyi / hiç bir şey için yargıladığını görmedim . .. /hep kendi kendime sordum / üzerimde bu anlamsız zırhları taşımayan / her an bir savaşa hazır olamayan / mutluluğu zaferler kazanıp öldürüp bir yerleri istila etmekte aramayan .. / kendiliğinden hiç olabilen biri var mıdır diye .. / varmış .. / hayatımda yanında hiçbir şey düşünmeden sanki sonsuza kadar kalacakmış gibi uyuyabildiğim tek insan sendin .. / birine sarılmanın ne demek olduğunu seninle anladım .. / elbette seninle bir geleceğimiz yoktu / seninse bir geleceğin var .. / gitmen gereken yerler / yapacağın işler var / ben hayatında yapacaklarını yapmış ve artık yorgun biriyim .. / sense henüz yeni başlıyorsun .. / bana asla ayrılmak istediğini söylemezsin .. / bu yüzden bunu yapmak bana düşüyor / beni sevdiğini biliyorum ama bana aşık değilsin .. / benim gibi her sabah uyandığında aklında değilim .. / gözlerin dalıp giderdi bazen ve anlamadığımı sanırdın ama aslında anlardım neden benimle olduğunu .. / düşündüğünü .. / belli etmemeye çalıştım .. / sanki sen de bana aşıkmışsın gibi darandım .. kadınların söylediklerinin başka anlamlara geldiğini bilmediğini bile unuttum / ama artık bu bana acı veriyor / umursamaz göründüğüme inanmadığının farkındayım ../ öylesine budalanın birisin çünkü … / olsun / öyle kal … / ben şimdi gidiyorum her zaman ki gibi delice şeyler yapacağım ve kendimi kandırmaya devam edeceğim çünkü nasıl olsa benim gibi beni de kandırmaya hazır birileri var .. / sen her zaman bir biçimde yanımda olacaksın .. / hayatımda olacaksın / olabildiği kadar .. bunu ve bir de seni çok sevdiğimi sakın unutma … / .. 290/91
  • En çok senin sevdanı sevdim ben
    Bir tek sana güvendim koşulsuz
    Ama seni sevemedi kalbim
    Seni seçmemiş kaderim
  • 469 syf.
    ·4 günde·10/10
    Öncelikle eğer diziyi izlemediyseniz kitabı okuyup sonra diziyi izleyin. Maalesef ben önce diziyi izledim. Kitabı da diziyle birlikte duydum.
    Keşke herkes Atiye kadar kararlı, hayatını şekillendirmek için yapması gerekenlerin peşinde koşacak kadar güçlü olsa...
    Bir an olsun vazgeçmemek, korkularının üzerine gitmek,herşeyin bitmiş olduğu yerde yeniden başlatmak hiç kolay değil.
    Kitaptaki yerleri o kadar güzel anlatmış ki tek tek gidip göresim geldi hepsini..
    Yaşadığımız herşeyde farklı bir anlam varmış gibi..
    Uyanmamiz gerekiyormuş gibi..
    Kendimize, özümüze dönmemiz gerekiyormuş gibi hissettiren bir kitap...
    Atiye çok sevdim seni
  • 518 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    Seni görmediğim için suçlu ben miyim?
    Yoksa sen misin?

    Bazılarımız kendimize körleşiriz.
    Bazılarımız dışarıya.
    Bazılarımız insanlara.
    Bazılarımız görmek, bilmek, yaşamak, anlamak, inanmak ve hatta düşünmek bile istemediğimiz her şeye..

    Kien de böyle.
    Kişiliğini cam bir fanusta saklarcasına koruma arzusu ,kendisini insanlardan uzaklaştırıp tek sevdası kitaplarla baş başa bırakan biri.
    Belleğindeki kütüphane en az gerçek kütüphanesi kadar dolu.

    Körlüğü ; bir silah, bir savunma mekanizması olarak kullanan, görmek istemediklerinin gözbebeklerinden ruhuna sızmasına izin vermeyen ,zamanı çiğneyip tüketen bir ayrıcalık olarak görmeye başlıyor.

    Aslında bu Kien için bir çeşit kaçma biçimi. Kendinden başka sığınmak isteyebileceği hiçbir şey yok.

    Ve var olmak algılamaktır diye düşünürsek kör olmak, yok etmek onun için. Konuşan kitaplar, dillenen filozoflar onun ruhunun çığlıklarına benziyor.

    Kitap üç bölümden oluşuyor.

    DÜNYASIZ BİR KAFA

    Gözlerini bilerek kapatıp, sorunları yok sayarak adım adım körlüğe koşan Kien, bir süre sonra kulaklarını da kapatmaya hatta heykel gibi davranmaya başlıyor.
    Körlük mü, yokluğu keşfetmek mi, arada kalıyorsunuz okurken. Körlükten korkarken bile isteye kör olmak..

    Her satırda biraz daha yaklaşıyoruz onun dünyasına. Dünyasız kafasına..


    KAFASIZ BİR DÜNYA

    Therese 'nin Kien 'i evden atmasıyla başlıyor. Ya da Kien 'in Therese 'yi eve hapsetmesiyle mi demeliyiz?

    Pek çok karakter, pek çok olay, uzun betimlemeler, detaylı anlatımlar, ruhu kötü olan insanlar, ruhsuz kalanlar, yoğun bir nefret ve bencillik, katran gibi yapışıyor satırlara. Ilk bölüme göre kesinlikle daha sıkıcı ve zor. Ama muazzam derecede vurucu.

    KAFADAKİ DÜNYA

    Bu kısımda artık Kien 'in fanusunda bir delik açabiliyorsunuz. Monologları ve kardeşiyle yaptığı konuşmaları sonucunda; onu, korkularını, saplantılarını, yaklaştığı uç noktaları, hatta delirmek üzere olmasını okuyoruz.
    Ama sorgulayarak. Deli kimdir, ya da sıradan insanla farkı nedir, diye düşünerek.

    Bu kısımda Havva 'dan Adem 'e, Buda 'dan Hint felsefesine ,Yunan mitolojisine kadının büyük bir tehlike olduğunu ifade eden uzun paragraflar mevcut.


    Bu, kendi parmak izlerimizi taşıyan bir dünyaya yabancı kalışımızın hikayesidir aynı zamanda. Betimlemeleriyle, kurgusuyla, karakterleriyle daha iyi nasıl olabilirdi ki diye düşündüren tarzıyla bir baş yapıt.

    İlk kısımda kullanılan çok temiz dil, ikinci bölümde büyük bir karmaşaya, karışıklığa ve zorlaşan bir okumaya bırakıyor yerini.
    Üçüncü kısım ise tam bir beyin yangını. Bence kitabın defalarca okunmasını gerekli kılan satırlar, yoğun olarak bu bölümde yer alıyor.

    Aslında bu bir aydının, bir bilim adamının hikayesi. Kendisiyle tüm diğerleri arasında akıl almaz bir uçurum var. Bu yüzden her şeyi, tüm hazinesi olan kitaplarını dört duvar arasına, sadece kendisine saklıyor. Romanı bir bütün olarak düşünürsek, aslında fazlasıyla haklı.

    Kendisini somutlayıp bir fanusun içine gönüllü olarak hapseden Kien, fanusun parçalanmasıyla darmaduman oluyor.

    Dışarısı cehennem kadar korkunç onun için. Oysa kendi kafasının içinde bir cennet gizli.

    Kien 'i çok sevdim. Çalışma azmine ve kütüphanesine tam anlamıyla hayran kaldım. Inanılmaz bir bellek muazzam bir güç ifade ediyor onun için.

    Ve Therese tam bir baş belası. Kurnaz, açgözlü, insanın sinirlerini hoplatan bir tip. Mavi ve kolalı etekleriyle çıkıp durdu bir yerlerden.
    Temiz kalpliliği hatta aşkı bile sorgulatan satırlarda kavramlar ve semboller büyük yer tutuyor.


    VE ELIAS CANETTI.

    1905'te Rusçuk 'ta dünyaya gelen bir İspanyol yahudisi. Dünya edebiyatında büyük bir yer tutan bu kitabı 26 yaşında yazdığını düşünürsek, ne kadar eşsiz bir kalemden bahsettiğimizi daha kolay anlarız belki de. Onun duygularını tetikleyen acıydı büyük ihtimalle. Ona bu eşsiz satırları yazdıran..





    Keyifli okumalar..:)