• Bir saat zaman, bir saat ağla .
    Bir saat gülersen, bir saat daha var .
    Bir saat konuşacağız, bir saat falan
    Bir saat gelecek, olmayacağız bir daha .
    Bir kadeh daha, bir kadeh içsek.
    Bir kadeh içersek, bir kadeh küsecek.
    Bir kadeh kırılacak, bir kadeh şişem.
    Bir kadeh masamda, bir kadeh yeter .
    Bir kalem verin, bir kalem gerek .
    Bir kalem kırılmış, özlemek neden.
    Bir kalem yazarsa, bir kalem siler.
    Bir kalem elimde, yok beynimden geçen.
    Bir kağıt önümden, cümleler yetmez.
    Bir kağıt içince, hüzünler biter.
    Bir kağıt mektuptur, bir kağıt senet .
    Bir kağıt son güne bir kağıt vasiyet.
    Bir sevda talan, bir sevda bahar.
    Bir sevda dermansa, bir sevda yaran.
    Bir sevda parandır, bir sevda kumar .
    Bir sevda uykusuz, bir sevda serap.
    Bir gecen karanlık, bir gecen zanlı.
    Bir gece ayrıldık, bir gecen kayıp.
    Bir gecen olaysız bir gecen kanlı.
    Bir gece vazgeçtik, olmayacak sanıp.
    Bir rüya gibiydi, bir rüya sanki.
    Bir rüya demiştim, bu rüya hain.
    Bir rüya kabustur, bir rüya hayli.
    Bu kadar güzeldir bu rüya halin.
    Bir dünya düşün, bir dünya ölüm.
    Bir dünya dönmüş, Bir dünya hüzün.
    bir dünya gözümde, her kıta yüzün.
    Bir dünya kararttı, en kısa hüzün.
    Bir film sahnesi, Bir film kader.
    Bir film trajedi, bir film bohem
    Bir film karanlık hiç olmadığı kadar.
    Bir film ağırdır, bir film roman.
    Bir dilim küfür, bir dilim özür.
    Bir dilim dolaşmış, bir dilim kör.
    Bir dilime dolaşmış yeni bir hayat falan yeni bir yaşam yalan bir gidip gör.
    Bir yanım sön, bir yanım deniz .
    Bir yanım çöl, bir yanım buz kesmiş .
    Bir yanım köz, bir yanım yalnızlık.
    Bir yazı kış ettik, bu kasım dön.
    Bir çocuk masumdu, bir çocuk katil.
    Bir çocuk kimsesiz, bir çocuk kirli.
    Bir çocuk mahkumdu, her kapı kitli.
    Bir çocuk öldürdük yaşlanır şimdi.
    Bir çanta eşyaydı, bir çanta anı .
    Bir çanta şiir ve bir çanta kahır.
    bir çanta sırtımda, bir çanta yarım.
    Bir sabah sadece bir çanta kaldı.
    Bir rahat artık bir rahat sesler.
    Bir rahat sokaklar, bir rahat ülkem
    Bir rahat dört duvar, bir rahat perdem.
    Bir rahat soframız kurulmuş yekten.
    Buda benden bir veda havası.
    Soğuk BİR yalanda ilkbahar kadarız
    Bir veda hüzünlü, bir veda ağarır.
    Bir veda kasveti üstüme bulaşır.
    Neyi suçlayıp bir hayat yaratacağız.
    Kaybolmuş coşkusu bir hayat kapımda.
    Bir hayat kan kusacak hep geçer sanacağız.
    Bir hayat kayıptır her türlü açıdan.
  • Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
    O bütün alışkanlıklardan
    Ve bütün sıradanlıklardan öteye,
    Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
    Doyamadım inan,
    Kanamadım sevgiye...

    Korkulu geceleri sayar gibi,
    Deprem gecesinde bir yıldız,
    Birdenbire kayar gibi;
    Ellerim kurtulacak ellerinden,
    Bir kuru dal, ağacından
    Çatırdayıp kopar gibi...

    Aşksa bitti...
    Gülse, hiç dermedik.
    Bul kendini kuytularda, hadi dal!
    Seninle bir bütün olabilirdik...
    Hoşça kal gözümün nuru,
    Hoşça kal...

    Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
    Bu, kırık ve incecik
    Bir veda havasıdır.
    Tutuşan ellerimden
    Parmak uçlarına değen sıcaklık,
    İncinen bir hayatın yarasıdır...

    Kalacak tüm izlerin hayatımda.
    Gözümden bir damla yaş,
    Sızlayıp resmine aktığında;
    Bir yer bulabilsem keşke
    Bir yer, seni hatırlatmayan;
    Kan tarlası gelincik şafağında...

    Ölümse, korktun.
    Savaşsa, hep kaçtın...
    Vur kendini kuşkularda, hadi al!
    Sen bir suydun oysa,
    Sen bir ilaçtın...

    Yusuf HAYALOĞLU
  • Gözlerine her bakışım, geçen her bir saniyeye veda havası katıyordu işte..
  • Bir yer bulabilsem keşke
    Bir yer, seni hatırlatmayan

    Yusuf Hayaloğlu
  • “Bir yer bulabilsem keşke.

    Bir yer,
    seni hatırlatmayan.”

    Yusuf Hayaloğlu
  • 239 syf.
    ·11 günde·Beğendi·10/10
    Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İçinde gerçek bilgilerle beraber bir roman havası vardı. Tarih sevenler için bilinmesi ve okunması gereken kişilerden bir tanesi bence :)
    Olay örgüsünden bahsetmek gerekirse;
    Abdülaziz daha şehzadeyken annesi Pertevniyal Kadınefendi’yi torun sahibi eder. Osmanlı Sarayı’nda bir şehzadenin padişah olmadan önce baba olması yasaktır. Bu yüzden Pertevniyal Kadınefendi tavan arasında torunu Yusuf İzzettin’i gizlice büyütmeye karar verir. İlerde çocuğun yalnızlıktan sıkılmaması için, o dönemde Ruslar’ın Kafkasya’ya saldırıları sırasında, İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Kafkas kökenli iki kız çocuğu satın alınarak Saray’da Yusuf’la beraber büyütülmeye ve eğitilmeye başlanır. Pertevniyal Kadınefendi çocuklardan birine Meyyale, diğerine de Çeşmidil ismini verir.

    Meyyale genç kız olup evlilik çağına gelince, Pertevniyal Valide Sultan’ın isteği doğrultusunda, padişah Abdülaziz’in yakın arkadaşı olan Nevres Paşa ile evlenir. Ancak, paşanın yaşlı olması ve uyumsuzluk nedeniyle bu evlilik kısa sürer ve Meyyale Saray’a geri döner. Aradan üç yıl geçtikten sonra Pertevniyal Valide Sultan, Meyyale’yi bu kez ondan on yaş büyük olan Hasan Hilmi Paşa ile evlendirir.
    Çeşmidil ise, birlikte geçirdikleri gecenin sabahında padişah Abdülaziz tarafından haznedarlığa kadar yükseltilir.

    Abdülaziz, en güvendiği kişiler -Serasker Hüseyin Avni Paşa, Sadrazam Rüştü Paşa, Şura-yı Devlet Reisi Rüştü Paşa, Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa, Mektebi Harbiye Kumandanı Süleyman Paşa ve Şeyhülislam Hayrullah Efendi- tarafından tahttan indirilir ve yerine de Sultan V. Murat getirilir. Bu muameleye daha fazla dayanamayan Abdülaziz intihar eder.

    V. Murat’ın da padişahlığı uzun sürmez. Padişahlığı devrilir ve Sultan Abdülhamit tahta geçer. Bu olay üzerine Pertevniyal Valide Sultan’ın üç aylık işkence dolu günleri sona ermiş olur. Meyyale, kocası Hasan Hilmi Bey’den izin alarak Pertevniyal Valide Sultan’ı yalıya getirir ve birlikte kalmaya başlarlar. Meyyâle'nin annesi Şuhucihan (Fatma) Hanım’ın hiç beklenmedik bir yaşta ölümü ve Pertevniyal Valide Sultan’ın başına gelenler onu perişan eder. Kızlarıyla iyi geçinememiş, arkadaş olamamıştır. Hırçın ve kaprisli bir kadın haline gelir. Zaman zaman sinir krizleri geçirip bunalımlara düşer.
    Meyyale, son yıllarda eşinin kendisiyle eskisi gibi ilgilenmediği kanısına varır. İyice bunalıma düşer ve kocasıyla olur olmaz nedenlerle tartışmaya başlar. Bu arada Hasan Hilmi Bey’in Sivas Valiliği’ne tayini çıkar. Ancak Meyyale, kızlarıyla birlikte İstanbul’da kalmak ister. Hasan Hilmi Bey Sivas’a tek başına gider. Orada İstanbul’a bildirmeden Hayriye Hanım’la evlenir. Beraberinde Sivas’a getirmiş olduğu aşçı Salih Ağa, bu olay karşısında çok sevdiği Meyyale Hanım’a mektup yazar. Durumdan haberdar olan Meyyale, çocukları da alarak Sivas’a gelir. Onu mutsuz ve huzursuz etmek için de Sivas’tan ayrılmaz. Hasan Hilmi Bey, hamile olan eşi Hayriye Hanım’ın doğumunun yaklaştığı günlerde geçirdiği bir kalp krizi neticesi vefat eder.
    Meyyale Hanım, tüm bu olanlardan kendini sorumlu tutar. Hasan Hilmi Bey’in cenazesi kaldırıldıktan sonra İstanbul’a döner ve konağa kapanır. Eşinin ölümünden sonra, dünyaya küskün bir şekilde, kızlarıyla da hiç ilgilenmeden ve tebessüm etmeden geçirdiği 16 yıl sonucunda o da yaşama veda eder.