• 144 syf.
    ·Beğendi·7/10 puan
    Ahmet Haşim lisede merdiven şiiriyle tanıdığım bir şair, yazar. Bu kitabında fıkra türünde bir eser vermiş, fıkranın bildiğimizin ötesinde bir tür olduğunu öğrendik. Kitap iki bölümden oluşuyor; birinci bölüm fıkra üzerine, ikinci bölüm Paris seyahati üzerine yazılmıştır. Sohbetlerden öğrendiğim Ahmet Haşim'in Karanlıklar ve Gece Şairi diye anılması. Doğrusu bu fikri destekleyecek görüşlere sahip neden mi? Öncelikle kadınlarla ilgili fikirleri, kadınların örtülerin ve boyaların altına saklandığını ifade etmesi ve erkekler olmazsa kadınların hiç olduğunu ifade etmesi, bunun yanında Paris kadınlarına güzel iltifatlar etmesi. Ayrıca hayvanlara karşı olan tutumu da kadınlara olanla aynı, nefret söylemleri hat safhada.
    Kitabın okunuşu akıcı olsa da fikirler beni hiç mutlu etmedi. Keşke sadece şiirle devam edip, düz yazıyı hiç denemeseymiş dedirtti. Tek güzel kısım Gazi Mustafa Kemal Atatürk' ü anlattığı kısımdı.
  • 120 syf.
    ·4 günde·6/10 puan
    Bir Idam, George Orwell'in deneme turunde yazdigi dort makaleyi iceren ve konu bakimindan kendi yazim hayatini ve bunun nasil sekillendigini, edebiyatin siyaset ya da savas etkisiyle nasil degistigini, Ingiltere ve Ingiliz kulturunu, son olarak da sosyalist devrimin o anki sartlar sebebiyle gerekliligini ve topluma yararini isleyen eseri. Kitap bir cok konuda oldukca bilgilendirici fakat yazarin konulari isleyisi temelde elestiri ve yorum araciligiyla oldugundan ayni zamanda bir cok konuda donemin baska yazarlarinin, dusunurlerinin karsi cikabilecegi bir cok dusunce iceriyor. Bu dusunceler kitabin bazi yerlerinde ilimli ve anlasilir olmakla birlikte bazi yerlerde son derece marjinal ve radikal, hatta bazi gulunc yorumlari da beraberinde bulunduruyor. Ozellikle "Sanat ve Propagandanin Sinirlari" bolumunde oyle pasajlar bulunuyor ki yazarin ironi veya igneleme yaptigini dusunuyorsunuz, fakat gercekte kendi fikirlerini barindiriyor.

    Ilk olarak eserin birinci makalesi olan Yazma Sebebim'den bahsetmek gerekirse, sahsi dusuncem, kitabin en keyifli, anlamli ve yazarin kendisi hakkinda degerli bilgiler verdigi kismi burasi. Anlatimi o kadar guzel ki; kendinin bulundugu yere nasil geldigini, kendisini hem motive eden etkenleri hem de yildiran durumlari ve cocuklugundan bu yana yasadigi degisimi akici bir dille anlatiyor.

    Fakat kitabin ikinci makalesi olan "Sanat ve Propogandanin Sinirlari" adli bolumune geldigimizde, sanki George Orwell'in kendini temize cikarmaya calistigini goruyoruz. Her zaman sanatin sanat icin yapilmasi gerektigini savunan ve suslu, agdali, betimlemeli anlatimlarin degerini one cikarmaya calisan yazar; neden politik ogeler iceren, propaganda edebiyati diye adlandirdigi, kitaplarin neredeyse siyasi brosure donusmesine sebep olan bu 'ahlaki yargi bulunduran' turden etkilenmeye baslandigini acikliyor. Yani elestirdigi edebiyat tutumunun, neden kendisinde de basladigini belirli kosul ve sebeplere bagliyor. Bunun icin de "1890-1930'da olaganustu bir refah ve guven donemi yasanmasi"'nin sanat icin sanat yapilmasina sebep oldugunu soyluyor. 1930'dan sonra bu guven hissinin yok olmasi onu politik-siyasi ogeler iceren eserler uretmeye itmis. Bir cok yazarin korku ve endiseyle kitaplarina konu ettigi 1.Dunya Savasi'nin, 1929 bunaliminin, Ispanyol Gribinin ve Ingiltere'de 'Refah ve Guven' donemi yasanmasina engel olacak onlarca olayin yasandigi bir donemde, George Orwell'in sanat icin sanat yapmasinin ve teknisyen olmasinin kendisine gore sebebi asla elestirmenlerin fikirleri, maddi endiseler ve okunma kaygisi degilmis.

    Kitaba ismini veren "Bir Idam", yazarin Burma'da Hindistan Imparatorluk Polisi olarak calisirken gordugu bir idami anlatiyor. Oldukca anlamli bir bolum ve George Orwell hapishaneyi, cevresini ve gorevlileri oldukca guzel bir bicimde betimliyor. Ister istemez sanki o an orada bulunmus gibi hissediyorsunuz.

    Son bolum olan "Aslan ile Tek Boynuzlu At", aktivist bir tavirla sosyalist devrimi savunan George Orwell'in, donemin kosullarini goze olarak bir halk hareketinin gerekliligini ve bunun nasil gerceklestirilecegine dair ayrintili bir aciklamasini iceriyor. Birbiriyle teoride celisen bir cok dusunce bulunmasina ragmen, yazarin da tekrar tekrar uzerinde durdugu 'dunyanin fasizm ve diktatorlukten kurtulmasi' hedefinin ancak belirli bir ekonomik ve siyasi planlamayla gerceklesecegini belirtiyor. Bu fikrin temelde butun halklarin lehine oldugu dusunulse de, Ingiltere'nin o donemde himayesinde bulunan basta Hindistan olmak uzere bir cok somurge toprak, bu subjektif planlamanin amaciyla bariz bir sekilde celisiyor. Aslinda sadece Ingiltere halki icin yararli olacak toplumsal bir degisimin, baska uluslardan destek ve anlayis menfaatiyle butun dunyaya sevimli bir tanitimi denebilecek bir aciklama. Yazarin kendisi de bu fikrin pratikte gerceklesmesinin ve tamamen yararli olmasinin mumkun olmadigini dusunuyor.
    Kurgu-distopya turundeki eserleriyle bildigimiz George Orwell'i bu tarz bir utopya planlamasinda gormek essiz bir deneyim. Kesinlikle okunmali ve yazarin dusunce yapisi anlasilmali.
  • Gereken her şeyi söyledim," diyor yazar, zarif, dingin, saygılı ve derin bir
    sesle, "son sözünüzden önce benim diyeceğim son şey de şu; kimse sözleri ve
    düşünceleri nedeniyle zindanlara atılmamalı, cezalandırılmamalıdır...
  • Sevdiğim bir kitapta suyun neden yanmadığını anlatıyordu yazar. Su iki hidrojen ve bir oksijenden oluşup oksitlenip yanarmış. Yani zaten külmüş ve kül yanmazmış. Bu yüzden Taladro'nun neyiz biz şarkısındaki " suya adını yazdım okumadın " kısmı hep etkilemiştir beni.

    ~Alıntı
  • 150 syf.
    ·Puan vermedi
    kudumbitti #morguesokağıcinayeti #edgarallanpoe
    Sellllllamlaaaaar
    Uzun süredir okumak istediğim Edgar Allan Poe eseri ile geldim bu sefer. Üniversitede iken yazarın hayatını sunum olarak anlattığımdan beri hep merak ediyordum yazarı ve eserlerini. Uzun bir aradan sonra merakımı gidermek için kitabı aldım ve okuduuuuuum
    Korku, gerilim ve polisiye öncülerinden olan Poe,
    ✔Morgue Sokağı Cinayeti
    ✔Marie Rogêt Gizemi
    ✔Çalınan Mektup ve
    ✔Sensin O Kişi öykülerini bu kitapta toplamıştır.
    Yazar, cinayetleri çözerken yakaladığı ince ayrıntılar ile favorim oldu. Gözümde çok çok zeki bir yazar olarak yerini aldı.
    Özellikle iki öyküsünü çok beğendiğim, yazarın bakış açılarına bayıldığım kitap polisiye, gerilim severlere tavsiye edilir. Ama çok çok büyük bir beklenti ile okunmamalı.
  • Yazar Money Kyrle, Hitler'in karşısındaki halkın yavaş yavaş bireyselliğini yitirmeye başladığını, ideolojinin içinde erirken zekanın azaldığını ve toplumun akılsız bir canavara dönüştüğünü belirtir. Artık geriye aklı başında ve yetenekli insanların çok azaldığı bir toplum kalmıştır, o andan itibaren kan dökülecektir ve artık "Anavatan tehlikede" sloganını atmanın tam zamanıdır. Ulusun tüm fantezileri ve inançları ile gelenekleri kullanılmaya başlanır. Anneyi yani anavatanı kurtarmak gerekir ama aslında dışarıda bir düşman yoktur. Marşlar söylenir, halkın kahramanları yaratılır, milli ekstazi daha çok sarhoş eder.