• Sadece o zengin züppesiyle diyil kimseyle yarışamam ben. Kaybetmekten korktuğumdan diyil. Yarışmaktan anlamam. Hem sevgi dediğin nasıl yarıştırılır ki? İlla bağıra çağıra haykırmak mı gerekir sevdiğini? Gösterişli hediyelerle ya da şaşalı cümlelerle süslemek mi gerek sevgiyi ? Ne gözlerine bakıp söyleyebilirim ne de pazarlayabilirim ben sevgimi.
  • İnsan, hayatında önemli yeri olan herhangi bir "şey" sona erdiğinde kendisine belli bir süre ayırmalı, ve düşünmeli, sindirmelidir. Bu, o "şey"e hak ettiği saygıyı göstermektir. Stephen King'in otuz yılı aşkın sürede kaleme aldığı Kara Kule destanının (evet, kesinlikle bir destan) görkemli bitiş kitabının kapağını kapattığım zaman, kitap keyfime eşlik eden müziğimin de (o an Dream Theater- Change of Seasons'ın Crimson Sunrise bölümü çalmaktaydı kulağımda) yardımıyla arkama yaslandım, gözlerimi kapattım ve Roland'a, Ka-Tet'ine, yolculuklarında onlara eşlik eden veya yalnızca yolları kesişen her kişiliğe, Kule'ye ve en önemlisi Stephen King'e saygılarımı sundum. Geç kaldım halbuki, serinin ilk cümlesi bu saygıyı hak ettiğinin sinyalini çoktan vermişti.

    Kara Kule, okunması gereken bir kitap serisinden ibaret değil, çıkılması gereken bir yolculuktur. Ve ben bu yolculuğumla ilgili bir yazı yazarken korktuğumu hissediyorum. Çünkü biliyorum, yeteri kadar iyi olmayacak, belki de hissettiklerimi anlatamayacağım. Fakat şunu da biliyorum ki; tamamen dürüst olacak. Hatta belki fazla dürüst.

    Bir yazarın yazdığı ile bütünleşmesi genellikle bahsedilen ve garipsenmeyen bir durum. Otuz seneyi aşkın bir destanın da yazarı ile bütünleşmesi bu duruma bakacak olursak gayet olağan. Kendim de bir şeyler yazmaya çalıştığım için biraz da olsa tahmin yürütebiliyorum bir hikayenin temelini atıp üzerine devam etmenin ne kadar zor olduğunu. Bu yüzden Kara Kule yolculuğunun detaylılığı ve inanılmaz derecede gerçekçi atmosferi karşısında Stephen King'e saygı duymamak elde değil. Şunu da düşünmek lazım, Kara Kule nasıl bizler için bir serüvense, bu serüvenin ilk yolcusu şüphesiz Stephen King'in kendisidir. Gerek kitapların sonlarına eklediği
    notlar, gerekse satır aralarına gizlediği hisleriyle King, bu yolculuğun onun için neye benzediğini bizlere elinden geldiği kadar anlatmaya da çalışmış. Ve şunu da söylemeden geçmek istemiyorum; çoğu yazar kitaplarına notlar düşer, fakat ben Stephen King kadar hitabeti kuvvetli ve duygu yüklü bir yazara denk gelmedim.

    Seriyi kısa bir sürede okudum. İlk yazıldığından itibaren takip eden ve her kitabı sabırsızlıkla bekleyen sadık King okurlarının bekleyişlerine kıyasla ben yalnızca son kitabın yeni baskısını bekledim. Keçi inadım sağ olsun, kısacık bir bekleyiş bile beni bu kadar sabırsız bir hale getirdiyse, bahsettiğim o okurları düşünemiyorum bile. Ve ben bu serüvenden hala kopamadıysam, onlar nasıl koptu ya da kopmayı başarabildiler mi, bilmiyorum. Stephen King'in kopmadığını sadık okuyucuları olarak zaten biliyoruz.

    Serüvene başlamak kadar bitirmek de beni fazlasıyla korkuttu. Karakterlere ve yolculuğa o kadar bağlanmıştım ki, hayatımda ilk defa gerçekten bir kitap bitmesin istedim. Bu lafı belki daha öncesinden başka kitaplar için de kullanmışımdır, emin değilim. Emin olduğum, bu lafın gerçek anlamını şimdi idrak ettiğim ve belki de Kara Kule'ye olan yolculuğumdan benim de asla kopamayacağım gerçeğidir.

    Bu belki de çok iddialı bir söz olacak fakat, ben hayatım boyunca bu kadar çarpıcı, bu kadar his yüklü, bu kadar mükemmel bir son görmedim. Sonlar zordur. Bunu herkes bilir. Önemli olan sonun layığı ile yerine gelmesidir. Son sayfaya kadar karşıma çıkacak sondan korktum. Gerçekten korktum. Göreceğim sonun beni yolculuğum hakkında hayal kırıklığına uğratacağından korktum. Fakat ben hiç böyle ters köşeye yatmamıştım. Şunu anladım ki "ağzı açık kalmak" deyimi fiziksel boyutta da kendini gösterebiliyormuş. Başka bir yazar olsa bu denli büyük bir destanın sonunu oluştururken, yükün ağırlığının altında ezilebilirdi. Stephen King, bu destansı hikayeyi sonlandırırken yalnızca iyi bir yazar olduğu için değil, cesur bir yazar olduğu için kurtuluyor sonun ağırlığından. Kurtuluyor demek yanlış olabilir, en azından ben yanlış olduğunu düşündüm. Stephen King bizlere hayal bile edemeyeceğimiz bir son sunuyor. Bazılarınız daha farklı bir son isteyebilir. Bazılarınız seneler süren serüvenlerinin son adımının böyle olmasına öfkelenebilir. Fakat Kule'ye olan yolculuk sona erdiğinde her birinizin gözlerinde birikmiş yaşlar ve göğsünüze kadar sarkmış bir çene olacak, bundan eminim.

    Aslında yukarıda kurduğum cümle bu yazım için güzel bir son niteliğinde olabilirdi. Fakat benim Kule hakkında söyleyeceklerim bitmedi. Hoş, muhtemelen Kule hakkında söyleyeceğim sözler asla tükenmeyecek, tıpkı Stephen King'in Kule hakkında olan sözleri gibi.

    Stephen King'i körü körüne savunuyorum. Elbette yüzde yüz beğenmediğim kitapları oldu, daha da olacak. Denk geldiğim hataları da olacak, kendisi de hatalarını kabul eden biri olduğunu son kitapta bizlere açık açık söylüyor. (Gerçekten açık açık, okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.) Kitaba başlamadan önce, yorumlarına göz atarken gerçekten saygısızca ve iğrenç diyebileceğim bir yoruma denk geldim. Elimden geldiğince saygı çerçevesinde cevap vermeye çalıştım ve bunu başardığıma inanıyorum. Fakat o saygısız kelimeleri kullanan kişiyi (okur diyemiyorum, "üzgünüm derim") karşıma koysanız, şu anki gazla kendisine pek de iyi davranamayacağımı dürüst bir şekilde ifade edebilirim.

    Eğer, benden başka birinin de Kara Kule'ye olan sürekli yolculuğa (evet, bunu da anlayacaksınız) çıkmaya ikna edebildiysem, mutluyum. Çok mutluyum. Çünkü bu tek yönlü bir serüven değil. Bu serüvende, korkacaksınız, adrenalin patlamaları yaşayacaksınız, duygulanacaksınız, dahası ağlayacaksınız, sinirleneceksiniz, gülecek ve kahkaha atacaksınız. Kule'ye olan yolculuk, sizlere hayatın gerçeklerini benzersiz bir fantastik pencereden gösterecek. Bunu yaparken acımasız olacak, çünkü 'ka' acımasızdır. Anlatılması gereken hikaye anlatıldı ve ben nihayet dinledim. Beni bu kadar derinden etkileyecek bir hikaye daha olacak mı bilmiyorum. Fakat şunu biliyorum; her yolculuğumda gözlerim Kule'yi arayacak.

    Ve son olarak: Stephen King, teşekkürler derim sai, uzun günler ve hoş geceler dilerim.