Bana, "Benimle ilgili kitap yazmayacaksın," demişti. Ama ne onunla ne de kendimle ilgili bir kitap yazdım. Ben sadece onun varlığının bana kattığı şeyleri -kuşkusuz okumayacağı, ona yönelik olmayan-sözcüklere döktüm. Yapılan bağışı geri ödemek gibi bir şey.
Çocukken benim için lüks, kürk mantolar, uzun elbiseler ve deniz kıyısındaki villalardı. Daha sonra, bunun entelektüel bir yaşam sürmek olduğuna inandım. Şimdi bana öyle geliyor ki lüks aynı zamanda, bir erkeğe ya da bir kadına olan tutkuyu yaşayabilmektir.
Leyla, aşk bi yokluk deniziymiş. Öyle derler yani. Biz senle işte o denizdeydik. Sonra sen gittin. Sen gidince ben dibe daldım. Sonra, işte çıkmadım ben daha. Hala ordayım. Hatta belki boğulmuş bile olabilirim. Ömür boyu mutluluklar diliyorum ben sana.