• Yaşamak hükmünü sürdürsede tenimizde
    Herkes biraz kendi cenaze töreninde...
  • Şu meşhur sözden dolayı hipnozu herkes bilir “ birazdan derin bir uykuya dalacaksın”. Hollywood filmleri ve ucuz illüzyon gösterilerinin yanı sıra, standart psikiyatrik tedavi yöntemlerinin arasına girdiğinden beri, hipnoz pek çok psikiyatri uzmanı tarafından güvenilir bir tedavi yöntemi olarak görüldü. Hipnoz aslında sanılanın aksine bir illüzyon değil. Fakat insanlara faydasının dokunmasının yanı sıra, tehlikeli de olabiliyor. Çünkü bazı açılardan aslında hipnoz bir tür akıl kontrol yöntemi.

    Göz Boyama
    Eğer hipnoz sirklerde gördüğümüz bir kandırmaca değilse nedir? Aslında hipnozun meditasyon ile bir bağlantısı var. Derin nefes egzersizlerine dayanan hipnoz, kişiyi son derece yoğun bir rahatlama haline sokarak telkine açık hale getiriyor. Bu psikiyatrik yöntem aslında kişinin gözlerinin önünde köstekli saat sallamayı içermiyor. Fakat hipnozu yapan kişinin güvenilir ve lisanslı bir profesyonel olması gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken nokta, hastanın telkinlere daha açık olduğu anda O’nunla bağlantı kurabilmek.

    Aynı zamanda, hipnoz süreci sırasında hasta bir tür kendinden geçme hissine kapılıyor, ayrıca daha fazla odaklanıyor ve daha fazla konsantre oluyor. Bir kişi transa geçtiğinde, hipnoz uzmanının sesi hariç, hasta için her şey canlılığını yitirip yok oluyor. Hipnoz ve meditasyonun arasındaki temel fark ise hipnozun telkin yöntemini kullanması. Meditasyonda ise amaç bireyin kendi iç dünyası ve çevresi ile daha uyumlu hale gelerek sakinlik durumuna erişmesi. Hipnozla, davranışların telkin yoluyla düzeltilmesi veya daha iyi hale getirilmesi hedefleniyor.

    Hipnozun Tarihi
    Eğer eski dönem batı filmlerinden bazılarını seyrettiyseniz, ameliyatlarda anestezi maddesi olarak alkol kullanıldığına dikkat etmiş olabilirsiniz. Birkaç yüz yıl önce bacağınızın ampüte edilmesi gerekseydi, bugünkü tıbbın lüksüne sahip olmadığınız için bu işi ucuz bir viski ile yapmak zorunda kalacaktınız. Fakat 1800’lerde hipnozun da anestezik yöntemler arasında olduğunu biliyor muydunuz? O tarihlerde hastaların ölümcül şoka girmelerini engellemek adına ağrıyı kesmek ve uyuşturmak için hipnoz kullanılırdı. Üstelik bu, işe çok yarayan bir yöntemdi.

    Konu ile ilgili en iyi örnek, üstün bir başarıyla hipnoz yöntemini kullanarak, Hindistan’ daki 3000 den fazla hastayı ameliyat eden İskoç cerrah James Esdaile’dir. Nörobilim uzmanı Marjorie Woolacott’ a göre cerrahi müdahalelerde hipnoz yönteminin kullanılmaya başlanmasından önce hasta ölümleri %50’lerdeyken, Hipnozla hastaların uyuşturularak yapıldığı ameliyatlar ile ölüm oranları %5’e düşürülmüştü.

    Herkes Hipnoz Edilebilir mi?
    Hipnoz edilebilirlik kesinliği olmayan bir durumdur. Bazı insanlar hipnoz edilebilirken bazılarında bu işlem işe yaramaz. Hipnozun nasıl etki ettiği halen nörobilim uzmanları ve psikiyatrlar tarafından büyük bir gizem. İşe yarayabileceğini biliyorlar ancak “nasıl” işe yaradığı hakkında bir fikirleri yok. 2012’de, niçin bazı insanların diğerlerine göre hipnoza daha duyarlı olduğu konusu hakkında “Hipnoz Edilebilirliğin Fonksiyonel Temeli” isimli bilimsel bir çalışma yayınlandı.

    Çalışmaya göre bir bireyin başka bireylere kıyasla daha kolay hipnoz edilebilmesi, beyin fonksiyonlarına ve bağlantı kurabilme yetisine ile alakalı. Makaleye göre, daha kolay hipnoz edilebilen bireylerin sol dorsolateral prefrontal korteksleri (beynin üst düzey kontrol mekanizması) ile bilgiyi işleyen beyin bölgeleri arasındaki bağlantılar, diğer insanlarınkinden daha kuvvetli. Psychology Today’den Dr. Clifford N. Lazarus, hipnoz için, bireyin de istekli olması ve hipnoza açık olması gerektiğini belirtiyor.

    Herkesin Kendi Sınırları Var
    Birini hipnoz edebilmek demek kişiye her istediğimizi yaptırabileceğimiz anlamına gelmiyor. Hipnoz edilen kişiye gerçek anlamda tek başlarına yapabilecekleri şeyleri sadece telkin edebiliriz. Örneğin hiç uçak kullanmamış birine uçak kullandırtamayız. Hipnoz edilen birey bir kukla değildir. Halen bir noktada bilinci açıktır.

    Fakat hipnozla kişilerde gerçek bir değişim görülebilir. Örneğin hipnoz, sigarayı bırakma konusunda yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir. Ayrıca sayısız kötü alışkanlığı bıraktırmada ya da ağrıyı, anksiyeteyi veya diğer rahatsızlık verici fiziksel hisleri gidermede kullanılabilir. Nasıl mı? Fiziksel hisler bile beyindeki algıyla alakalıdır.
    Hipnozla sahte anılar yaratılabilir ya da var olan sahte anılar yok edilebilir. Yani hipnoz sizin hiç olmamış şeyleri sanki olmuşçasına anımsamanızı sağlayabilir. Kulağa bilim kurgu hikayeleri gibi gelse de bu tamamen gerçek.

    Ohio’daki Psikiyatri profesörü Dr. Joseph Green, hipnoz sırasında sahte anıların nasıl oluşturulduğuna dair ortak bir çalışma yaptı. Katılım için 48 hasta seçildi. Bu hastalardan 32’sine, sahte anıların oluşabileceği konusunda önceden bilgi verildi. Geri kalan 16 hastaya ise böyle bir uyarı yapılmadı. Hipnozun etkisi altındayken her gönüllüden, bütün gece uyudukları bir geceyi düşünmeleri istendi ve o gece sabah saat 4’te yüksek sesli bir gürültü duyup duymadıkları soruldu. Hipnozdan sonra deneklerin çoğunda böyle bir ses duyduklarına dair sahte bir anı oluşmuştu.

    Sahte anıların oluşabileceğine dair uyarılmış olan grubun %28’inde ve uyarılmamış olan grubun da %44’ünde sahte anılar oluştuğu gözlemlendi.

    Görünüşe göre hipnoz öncesi sahte anılara karşı yapılan uyarı, bu kafa karışıklığının önlenmesinde yardımcı oluyor fakat halen risk söz konusu.

    Zihin ve Vücut Bağlantısı
    Nörobilim uzmanları ve psikiyatristler hipnozun ayrıntılarını çözebilmek için iş üstündeler. Hipnoz ağrıyı yok edip uyuşturabildiğine göre, açıkça görülüyor ki zihin ve vücut arasında keşfedilmesi gereken bir tür bağlantı var. Bunu test edebilmek için biliminsanları hipnotize edilmiş deneklerle bazı çalışmalar gerçekleştirerek beyindeki değişimleri haritalandırdılar.

    90’ların sonlarında, işkence de denebilecek bir deneyde Montreal Pierre Rainville Üniversitesi, katılımcılardan ellerini 116℉ derecedeki (46.6℃) suya sokmalarını istedi.(Bu sıcaklık, elde ağrı oluşturmaya yetecek sıcaklıktadır.) Bazı deneklere suyun çok acı verecek dercede sıcak olduğu söylenirken, diğerlerine ise çok az bir acı hissedecekleri söylendi. Hipnoz edilen denekler ellerini kısa süreliğine suya soktukları süre içerisinde, beyinlerinde fiziksel bir değişim olup olmadığı gözlemlendi. Az acı hissedecekleri söylenen bireylerin beyinlerinde ise özellikle ağrı süreci ile ilişkili kısım olan anterior singulat kotekste daha az aktivite yoğunluğu görüldü.
    Başka bir çalışmada ise hipnoz edilmiş katılımcılara belirli tablolardaki canlı renklerin aslında farklı gri tonları olduğu söylendi. Beyin taramaları yapıldığında ise, beynin renkleri algılayan kısmında aktivite değişiklikleri kaydedildi.

    Sonuç olarak hipnozun tam bir tarifi yapılamasa da telkine dayalı bir tür yönlendirmeyle bireylerin beyinlerinde de bir takım fiziksel farklılıkların oluştuğu kanıtlanmış durumda. Bu yöntemin, kişilerin hayatında oldukça önemli değişikliklere sebep olabileceği de bir gerçek. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta ise hipnozu yapacak olan uzmanın güvenilirliği ve bu yöntemin iyi amaçlar için kullanılması konusunda emin olmak gerektiği.

    Kaynak: GRUNGE
  • Bir kadın seni seviyorsa sana aittir. Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma! Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma! Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında.. Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni, Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır. Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma. İlk darbede yere çakılma oğlum, İlk imtihanda sınıfta kalma! Ve asla, Ama asla! Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu.. Kesildiği an, vazgeçer kadın. Sevmekten, Beklemekten, Özlemekten, Hatta dua etmekten… Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın. Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın. Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın. Bak oğlum! Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı. Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın, Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla.. Falan filan sonra, Bilirsin ya.. Sen sen ol o kadını satma! Bir kadın seni seviyorsa kavga eder. Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu. Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır.. Bir şey daha vardır ki, Kuştur kadın, Ve bir gökyüzü vardır her kadının. Öyle bir havan olmalı ki adamım, Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın. Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…
  • Bir gün zamanın okuyup yazmış bir kişisi İstanbul Boğazı'nda karsi tarafa geçmek için kayığa biner ve Kayıkçıya
    Farsça bilir misin diye sorar
    Kayıkçı hayır diye cevap verir
    Bunun üzerine musteri
    Eyvah Farsça çok önemli bir dildir bilmediğin için ömrünün yarısı gitti der
    Farsça gerçekten o zaman önemli bir dildir
    Biraz sonra dalga artar kayık sallanmaya başlar Kayikci müşterisine
    Beyim yüzme bilir misin diye sorar müşteri Hayır deyince Kayıkçı
    Eyvah Beyim Eyvah bu bölgede yüzme bilmek Farsça bilmekten çok daha fazla önemlidir birazdan kayık batacak gitti ömrünün tamamı der
  • Son anlar had safhada çekişmeli geçti. Aralık ayının Hikayesinin konusu EMPATİ ve YOLCULUK oldu. Evet 2359C itibariyle iki konu da 29'ar oy almıştı. Sonrasını kale almıyorum . İsteyen istediği konuda (EMPATİ veya YOLCULUK arasında tabi) yazabilecek yılın bu son ayında. Umarım geçen aydan daha başarılı bir etkinlik ıolur. Herkese kolay gelsin . Hikayeleriniz başka bir başlıkta paylaşacaksınız. Onu da yayınlarım birazdan. (Hikayeler #37014610 iletisinde paylaşılacak) Uzun , kısa - durum hikayesi filan önemli değil. Bu ay, yılbaşı modunda azami gevşetme yaptık. Sorusu olan varsa mesaj atabilir. Herkese iyi Aralıklar:)
    ----------------------------------
    İyi haftasonları. İki aylık (kısır) yeniden öykü yazma etkinliğinden sonra eski hamama geri dönmüş bulunuyoruz. En son Eylül'de yapmıştık anketli hikayemizi galiba. Bu ayın belirlediğim 11 teması aşağıdaki ankette. 4 Aralık'dan itibaren,anketten birinci çıkan konu/tema Aralık ayı etkinliğinin konusu olarak kullanılacak olup, istekli arkadaşlar belirtilen tema üzerinden hikaye/hikayelerini (en fazla iki tane) yazabilecekler. Hikayelelerle ilgili site kuralları dışına bir kural yok. Sadece tema olarak seçile konu kullanılacak. İsmini vermek istemeyen yzarların hikayelerini ben yayınlayabilrim eskisi gibi. Onun dışındaki konuları anket bittikten sonra konuşuruz. Cevaplarınızı bekliyorum.

    Aralık ayı etkinliğimizin teması ne olsun?
  • Çıplak sırtı serin örtüye değerken ve Montoya’nın sıcaklığı yanından ayrılırken Amelia ürperdi. Bakışlarını aşağı doğru tuttuğunda, odanın incecik bir şeridini ve şöminedeki ateşin parılltısını görebiliyordu. Ama görmek istemediği için gözlerini sım sıkı kapadı.
    Hayalinde, Montoya’yı oldukça egzotik bir adam olarak canlandırıyordu. Güçlü, yakışıklı ve oldukça haşin. Onun yükünü hafifletme ve biraz rahatlatma arzusu, kışkırtıcı bir dürtüydü. Onun güldüğünü duymak, çok nadiren gördüğü gamzelerini öpmek istiyordu.
    Aniden bütün görkemiyle Colin’in görüntüsü zihninde belirdi ve Amelia şaşkınlıkla kaskatı kesildi.
    “Ne oldu?’ diye sordu Montoya, mırıldanarak. Sesin kesilmesi Amelia’ya Montoya’nın soyunmaya ara verdiğini gösteriyordu. Amelia keskin bir şekilde nefes alarak düşüncelerim o ana odakladı. Belki de o anda ilk aşkını sevgiyle hatırlaması normaldi çünkü onunla da benzer bir yakınlık yaşamıştı. Bunu büyütecek kadar deneyimli değildi.
    “Sensiz üşüyorum,” diye yalan söyledi Amelia, kollarını Montoya’ya uzatarak.
    “Biraz sonra ıslak ve sıcak olacaksın,” dedi Montoya, yatakta sevgilisine katılırken.
    Amelia onun sıcaklığını yanında hissetti ve ardından dudaklarını omzuna nazikçe yapıştığını algıladı. Montoya’nın eli en küçük kıvrımlarını ve düzlüklerini izleyerek onu baştan aşağı okşadı. “Rüya gördüğümden korkuyorum,” dedi Montoya, kısık sesle. “Gözlerimi açtığımda seni göremezsem diye gözlerimi kırpmaya bile korkuyorum.”
    Amelia’nın eli göbek deliğinin hemen altındaki düzlüğe gelip kaldı. “Buramda çırpındığını hissediyorum,” diye itiraf etti. Montoya onun elini tutarak nazikçe sıktı. “Birazdan orada olacağım, içinde.” Parmak uçlarım genç kızın teninde dolaştırdı-ve bacaklarının arasındaki tüylere dokundu.
    Amelia gıdıklanarak güldü. Montoya dudaklarım onunkilere bastırdığında, Amelia onun da gülümsediğini fark etti. “Seni seviyorum,” dedi Montoya, dudaklarına yumulmadan önce. Amela’nın kalbi duracak gibi oldu ve sevgilisinin parmaklarının derinleşen keşiflerine tepki vermesini geciktirdi. Nasırlı bir parmak ucu Amelia’nın kadınlığını araladı ve güdüsel olarak bacakları birbirine yapıştı.
    Amelia hafifçe inleyerek başım çevirdi ve o fısıldanan kelimelere tepkisi sersemletici bir güçle kendini hissettirdi. O kelimeleri bir sevgilinin dudaklarından tekrar duyabileceğini hiç sanmıyordu. Gözleri yaşlarla doldu.
    “Bacaklarını aç,” dedi Montoya, genç kızın boynunu öperken. “Sana zevk vermeme izin ver.”
    Hem duyularına hem de kalbine yönelen saldın onu iliklerine kadar sarsarken, Amelia titremeye başladı. “Reynaldo...” “Hayır.” Montoya genç kadının üzerine yükselerek onu tutkuyla öptü. “Bana onun dışında istediğin şekilde seslenebilirsin. Sevgilim, canım...” “...aşkım ...”
    “Evet...” Montoya’nın dili Amelia’nın ağzına derinlemesine dalarak dilini okşadı ve boğuk bir şekilde inlemesine neden oldu. “Aç,” dedi Montoya, hırsla. ‘İzin ver seni göreyim... sana dokunayım...” Böylesine tutkuyla konuşurken sevgilisini reddedemeyen Amelia bacaklarını açtı ve Montoya ilgisi için yalvaran hassas noktayı okşarken genç kız belini yukarı kaldırdı.
    “Ah!”
    Montoya yakıcı bir beceriyle onu okşamaya devam ederken öpücükleri de daha gösterişli hale geldi. Nasırlı parmakları dilinin darbeleriyle aynı ritmi izleyerek genç kızın iyice ıslanmış olan hassas noktasına dokunuyordu.
    Zevkten sarhoş olmuş halde ama vücudunda giderek yükselen gerginliğe karşı koymaya çakşırken, Amelia kıvranarak sevgisine sımsıkı sarıldı. Aynı anda Montoya'nın ön kol kasları gerilerek birbirlerine ne kadar yakın olduklarım Amelia’nın daha iyi hissetmesini sağladı.
    Sonra bir parmağı aşağı kayarak kadılığının açıklığında dolaştı.
    “Çok kayganlaşmıssın,” diye fısıldadı Montoya. heyecanla. ‘Parmağımı nasıl iştahla emiyorsun.” Bunu kanıtlamak için parmağını çok hafifçe içeri itti. Bu nazik saldırıyla bütün vücudu kasılan Amelia hafif bir çığlık attı.
    ‘Yüce Tanrım, çok dar ve sıcaksın,” dedi Montoya. “İçine girdiğimde beni öldüreceksin.”
    Amelia ona nasıl zevk verebileceğini merak ederek Montoya’nın erkekliğine uzandı. Çok kalın ve sertti. Daha önce hiç dokunulmamış vücudu, tek bir parmağın baskısıyla bile yanıyordu.
    Montoya erkekliğini kavrayan zarif eli hissedince homurdandı. O da kayganlaşmıştı; arzu ve ihtiyaçla.
    “Gelmeye hazırsın,” dedi Montoya. “Kilitorisinin ne kadar sertleştiğini hissediyor musun?’ Başparmağıyla şişmiş noktaya hafifçe bastırarak bir daire çizdi. Parmağı yavaşça hareket ederken buna cevap olarak Amelia’nın vücudu kasıldı. Montoya’nın parmağı biraz daha hızlı bir şekilde ve giderek daha derine girip çıkarken Amelia inledi. Montoya’nm klitorise uyguladığı ustaca operasyon, genç kızın bütün vücudunu ter içinde bırakmıştı ve göğüsleri sızlıyordu. Boğazından umutsuzca iniltiler dökülürken, Montoya’ya daha sıkı sarılarak onu daha yakına çekmeye çalıştı.
    “Bana neye ihtiyacın olduğunu söyle,” diye fısıldadı Montoya, dudaklarım sevgilisinin kulağına yaklaştırarak. “Sana nasıl zevk vermemi istediğini söyle.”
    “Göğüslerim...”
    “Çok güzeller. Emilmek istiyorlar.”
    “Evet!” Amelia cüretkâr bir davetle göğüslerini yukarı itti.
    “Söyle, aşkım.” Montoya’nın parmağı daha derine girdi ve kızlık zanna dokundu. “Ne istediğini söyle.”
    “İstediğim...”
    “Evet?” Montoya genç kızın içini ovalamaya devam etti.
    “Ağzını göğüslerimde istiyorum.”
    “Hımm... memnuniyetle,” diye mırıldandı Montoya.
    Montoya isteneni yaparken Amelia sertçe inledi ve vücuduna yayılan yakıcı alevi hissetti. Dudakların her çekişinde, içindeki parmağın her hareketinde, başparmağını her daire çizişinde bütün vücudu geriliyordu. Zirveye ulaştığında nefesi kesildi. Vücudu kaskatı oldu ve kalbi kaburgalarına çarparken kanının akışı kulaklarında yankılandı.
    Ve tam orgazmın doruk noktasında, parmağı iyice genç kızın içindeyken, Montoya aralarındaki engeli yıktı. O duyu fırtınası arasında bekâretin kayboluşu neredeyse hissedilmedi bile ve Amelia’nın gözünün ucundan süzülen yaşın nedeni acı değil, dayanılmaz ölçüde hissettiği zevkti.
    Bilinci geri dönerken, Amelia onun tatlı sözlerini ve övgülerini duydu. İlk düşüncesi, kendisine böylesine tutku duyan ve böylesine bir arzu yaratan adamla paylaştığı cinsel deneyim için ne kadar minnettar olduğuydu. Bir görev duygusu olabilecek şey, mutluluğa dönüşmüştü.
    Amelia’nın içinde yüz farklı duygu öne çıkmaya çalışıyor, hepsi kelimelerle ifadesini bulmaya çabalıyordu. Ama boğazı düğümlenmiş, sesi çıkmıyordu. Bunun yerine, Amelia kollarını sevgilisine sararak başını göğüslerine bastırdı.
    Colin, Amelia’nın kalp atışlarının yavaşlayışını dinlerken onu hiç bu kadar sevmemiş olduğunu düşündü. Tutku anında tam bir tanrıça, bir şehvet yaratığıydı ve şimdi kızarmış olan güzel vücudu terden parıldıyordu. Vahşi ve ateşli; tıpkı olmayı hep istediği gibi. Seks için yaratılmış. Onunla.
    Onu başka hiçbir erkek çözemezdi. Onun gidişinden sonra hiçbir şey hissetmediğini söylemişti. Yanındayken yaşadığını hissediyordu. Sıcak, yumuşak, ıslak ve istekli. Dokunulma arzusuyla yanıp tutuşuyordu.
    "Bu..." derken Amelia nefes nefeseydi , “ ...harikaydı.” Colin yüzünü sevgilisinin göğsüne sürterek gülerken kalbi mutlulukla doluydu. O da çok uzun zaman uyuduktan sonra tekrar uyandığını hissediyordu. Amelia onun peşinden gitmiş, Montoya’nın kendisini özgürleştirme arzusuna ihtiyaç duymuştu. “Sakalların batıyor,” diye sızlandı Amelia, sevgilisinin başını çekiştirerek.
    Amelia’nın üzerinde böyle açık bir cinsel işaret bırakmanın düşüncesi, erkekliğinin isyanla zonklamasına neden oldu. Ancak yıllar boyunca hayal ettiği şey kendi zevki ve tatmini değildi. İstediği, ihtiyaç duyduğu, Amelia’ınnkiydi. Gece bitmeden onu zevkle kendisine bağlayacak, arzuyla köleleştirecek, ona cinsel ilişkinin birçok yönünü öğretecekti. Ödülü Amelia’nın aşkı olacaktı ama şehvet de çok önemliydi “Başka yerlerine de batsınlar mı?” diye sordu Colin, başını kaldırırken. Amelia diliyle alt dudağım ıslattı. Colin görevi devralarak dilinin tam ucuyla tatlı kıvrımı yaladı. Bu bir işaretti. Amelia’nın nefesinin kesilişine bakılırsa, Colin’in niyetini anlamıştı. “Dalga geçiyorsun.” “Asla.
    tadına bakmak istiyorum , Amelia. Hem dışarıdan hem de içeriden.” Genç kızın beyninin çalıştığını neredeyse duyabiliyordu. Düşünüyordu.
    “Benim seni o şekilde tattığımı daha kolay hayal edebiliyorum,” dedi Amelia, yavaşça, “tersini yapabildiğim den daha kolay.” Bu düşünceyle Colin’in kolları titredi ve Amelia’nın üzerine yıkılmamak için yana yuvarlandı.
    “Bunu istiyorsun,” dedi Amelia, onun tepkisini fark ederek. “Bir kadının ağzı kadınlığından çok farklı hissettirir mi?’ “Meraklı olman hoşuma gitti. Umarım hep böyle olursun.” “Bir gün ben de sana bir şey öğretmek istiyorum.” “Baştan çıkarıcısın. Beni zaten büyüledin bile. Daha fazla aşağılaman gerekiyor mu?’ Amelia’nın eli sevgilisinin karnından aşağı süzüldü ve dikleşip sertleşmiş olan erkekliğinin etrafında döndü. Amelia doğrulup oturarak yüzünü ona dönerken Colin sertçe nefesini üfledi. Uzanarak genç kızın omzunu yakaladı ve onu hareketsizleştirdi. Amelia görememesine rağmen yüzünü ona döndü. Boştaki eli göz bağına uzandı.
    “Henüz değil” dedi Colin.
    “Artık hazırım .”
    “Ben değilim.”
    Amelia itiraz edecek gibi oldu ama sonra fikrini değiştirdi.
    Bunun yerine Colin’in erkekliğini nazikçe yukarı aşağı doğru
    okşadı. Colin dişlerini sıktı ve örtüyü yumruklarının arasına
    aldı.
    “Bana yaptığın şeyi,” diye mırıldandı Amelia. “ben de sana yapmak istiyorum .”
    “Erkeklerin kadınlardan daha kolay orgazma ulaştığım
    biliyorsundur.”
    “Ama his aynı, değil mi?’
    Colin gülümsedi. “Öyle olduğunu sanıyorum.”
    Amelia oturdu ve bacaklarının altına aldı. İki eliyle okşamaya ve sıkmaya başladı. Zevk erkekliğinden başlıyor, omurgasına ulaşıyor ve kalbini yakıyordu. Amelia’nın dokunuşunda saygı ve huşu vardı. Bir tırnağın ucu bir damara sürtündü ve Colin kısık, acılı bir sesle homurdandı.
    “Bana neden hoşlandığını söyle,” dedi Amelia, nefes nefese. “Sana en iyi nasıl zevk verebileceğimi anlat.”
    “Zaten veriyorsun.” Colin genç kızın zarif sırtını okşadı.
    “O halde nasıl daha fazla zevk verebileceğimi söyle.”
    “Bunu yaparsan ellerinde tükenip giderim .”
    ‘Ya ağzım?” Amelia başını soru anlamında yana yatırdı. “Bu gece değil,” dedi Colin, boğuk bir sesle. Beli yukarı doğru kalktı ve hemen kendini zorlayarak indirdi. Amelia onun ne yaptığını anlayana kadar elleriyle yokladı. “Bunu neden yaptın?” Serin parmakları Colin’in testislerine dokunarak nazikçe ovaladı ve hafifçe çekiştirdi. Bu işi kendisi yaparken olduğunun aksine, Amelia ’nın girişimleri aksi etki yapıyordu. Colin, testisleri vücudunun içine toplanmaya çalışıyormuş gibi hissetti. Genç kızın elini itti. “Lanet olsun, bunu yapma!”
    “Ama inanılmazdı,” dedi Amelia, Colin’i delirtecek kadar
    hayranlık dolu bir sesle.
    Zevkten mantığını kaybetme noktasına gelen Colin genç kadının üzerine çıkarak bacaklarının arasına yerleşti. Hareketiyle göz bağı kaydı ama hemen yakalayıp düzeltti.
    “Çok güzel.” Amelia’nın küçük elleri Colin’in geniş omuzlarında
    dolaştı. “Çok büyük ve sertsin ... her yerin .” Colin onun sesindeki endişeyi duyunca hafifletmek istedi.
    “Sana zevk vereceğim,” diye söz verdi. Ağırlığını bir koluyla destekleyip diğer elini aşağı u zattı ve Amelia’nın kadınlığının hassas yerini okşadı. Amelia inledi ve kalçalarım baskıya doğru itti. “Az Önce hissettiklerin , içine girdiğim de hissettiklerinin yanında hiç kalacak .”
    Amelia ’a kollarını Colin’in boynuna dolanarak onu kendine çekti. “Bunu istiyorum . Bunu seninle istiyorum .” “Evet.” Colin sevgilisinin kulak memesini yalayarak ürpermesini sağladı. “Sen şehvetli bir kadınsın . Hareket edişinde, bana bakışında , vücudunun şeklinde bunu görebiliyorum .”
    “Fazla zayıfım ,” dedi Amelia, kısık sesle. “Mükemmelsin . Bazı kadınlar bütün erkeklere uyacak şekilde yaratılmıştır. Sen sadece benim için yaratılmışsın . Kanım hızlı, tutkum güçlüdür; bu yüzden dayanıklı yaratılmışsın .
    Bacakların ve kolların zarif ama ince. Kıvrımların geniş ama
    sınırlayıcı değil .”
    Colin bir parmağını sevgilisinin içine iterek canının ne kadar yandığını kontrol etti. Amelia’nın zevk dolu iniltisi, Colin’in ihtiyacı olan tek şeydi. İyice sertleşmiş olan erkekliğini kavrayarak iri başını Amelia ’nın vücudunun minik girişin doğrulttu. Ucundan zevk suyu damlıyordu ve erkekliği girişi nemlendirmeye hazırdı. Buna gerek de yoktu. Amelia çok ıslak ve sıcaktı. Belinin çok küçük bir hareketiyle başım içeri soktu. “Ah , Tanrım ...!” diye inledi Amelia, ağzı hızlı nefeslerle açılıp kapanırken Colin’in bütün vücudu erkekliğinin sarılışıyla kasıldı. Amelia’nın vücudunun sıcaklığı erkekliğinden tırmanıp bütün tenine yayılıyordu .
    Amelia’nın elleri Colin’in kalçalarına yapıştı ve beli Colin’i neredeyse insanlıktan çıkaran hafif bir yuvarlama hareketine
    başladı.
    “Lanet olsun.'” dedi Colin, testislerindeki acı verici baskıyı azaltmak için bir parça meninin kaçtığını hissederek kaskatı
    kesilirken. “Daha derine,” diye yalvardı Amelia ve Colin o kadar mutlu oldu ki çılgınca bir öpücükle sevgilisinin dudaklarına yumuldu. Amelia’nın dudakları erkeğinin dilinin etrafına kapandı ve erkekliğini kıskandıran bir güçle emmeye başladı. Colin ağırlığını kullanarak genç kadım yatağa çiviledi ve yüzünü iki elinin araşma alırken iki santim daha içeri kaydı.
    “Amelia...” diye homurdandı ve terden kayganlaşmış yanağım
    genç kadınınkine yasladı. “Seninle hak ettiğin şekilde
    bir başlangıç yapmamı imkânsızlaştırıyorsun.”
    ‘İçim yanıyor,” diye bağırdı Amelia, ona sımsıkı sarılırken.
    “Ve sen daha oraya ulaşmadın bile.”
    “Çok dar ve deneyimsizsin; bense çok kaim ve sertim. Acele edersem şimdi canın yanar ve ağrısı sonra da devam eder.”
    “Çok irisin...”
    “Hayır, her şeyin canı cehenneme!” Colin sert davranmak istemiyordu ama Amelia’nın aç kadınlığı erkekliğinin başını öylesine çekiştiriyordu ki ilkel dürtüler kontrolü ele alıp beyefendiliği geride bırakmak için haykırıyordu. “O halde izleyeyim. Eğer görürsem belki daha az korkarım. Bu anı görmezsem fazla yoğun olacak. Her sesi, her dokunuşu
    daha da şiddetli algılıyorum.”
    Colin kaskatı kesildi. Şimdi zamanı değildi ama bu gecenin hiçbir kısmının Amelia’yı huzursuz etmesine izin veremezdi. Cennetteydi. Onun da aynı şekilde hissetmesinden başka bir
    şey istemiyordu. “Beni şimdi görürsen olabileceklerden korkuyorum. Beni geri çevirirsen dayanabileceğimi sanmıyorum.”
    Amelia’nın alt dudağı titredi. “Maskelerinden biri yanında mı?”
    “Geri çekilmemi mi istiyorsun?” Colin sevgilisine şaşkınlıktan
    açılmış gözlerle baktı. “Delirdin mi? İçindeyim!’
    “Tamamen değil,” diye itiraz etti Amelia. “Olmam istediğim
    gibi değil.” Sesinde Colin’in asla direnemediği o yalvaran
    ton belirmişti.
    Gurur ve mizahla karışık bir duyguyla bu kadının kendisini öldüreceğini anladı. Yatak odasında asla pasif olmayacaktı; hiçbir şeyde pasif olmadığı gibi. Colin onun cinsel açıdan tamamen uyanacağı günden yarı yatıya korkuyordu. Onun kadınsı işvesinin saldırısına nasıl karşı koyacaktı? Daha sonuna kadar girmemişti bile ve şimdiden ölüyormuş gibi hissediyordu.
    “Beni heyecanlandırıyor,” diye fısıldadı Amelia, nefes nefese konuşarak. “Seni maskeli görmek.” Parmakları yukarı uzanarak Colin’in dudaklarını okşadı. “Çok seksi bir ağzın var. Hep onu hayal ettim. Tenimde dolaşmasını ve ateşli sözler fısıldamasını istedim.”
    Colin arzuyla titreyerek Amelia’nın sırılsıklam kadınlığının içine huzursuzca yüklendi. Genç kadın, onun erkekliğinin etrafında eridiğini hissediyordu. Göğüs uçlan iyice sertleşmiş bir halde Colin’in göğsüne dayanıyor, karnı karnımın altında titriyordu.
    “Seni izlemek bana zevk verecek. Bunu benden esirgeme.”
    Genç kadının elleri Colin’in kalçalarını kavrayarak çekiştirdi
    ve onu biraz daha derine çekti.
    Colin derine indikçe kadınlığı daha da darlaşıyor, bakirelik dokuları vücudunun Colin’in erkekliğine uyum sağlamasını
    engelliyordu.
    ‘Lütfen...” diye yalvardı Amelia, kalp sızlatan bir tavırla. “Hayatımın en önemli anında beni karanlıkta bırakma.” Colin bir küfür savurarak onun içinden çıkarken vücudu ihtiyaçla titriyordu. Yataktan kalkıp titreyen bacaklarla valizinin durduğu gardıroba yürüdü. Elini valizin içine sokarak, Amelia’yla paylaştığı özel anlarını bir anısı olarak yanından ayırmadığı maskeyi çıkardı.
    Elindeki parlak beyaz nesneye bakarken içinde bir kırgınlık oluştu, çünkü maskenin amacı Colin’i sevdiği kadından ayrı tutmaktı.
    Maskeyi alırken bu aldatmacanın nereye varacağım bilmeyi nasıl isterdi! Amelia’yı bir kez görmek - susuzluktan ölen bir adam için bir damla su gibi - elde etmeyi umduğu tek şeydi. “Acele et,” dedi Amelia, gırtlaktan gelen boğuk bir sesle. Başka kadınların, üzerinde ustalaşmak için çabaladığı kadınsı cilveler onun doğasında vardı.
    Colin maskeyi yüzüne kaldırdı ve siyah saten kurdeleyi bağladı; sonra atkuyruğunu tutan kurdeleyi de bağladı. Başını çevirip Amelia’ya baktı ve buradan, bu odaya girdiğinden farklı bir adam olarak çıkacağım anladı.
    Amelia üst üste konmuş yastıklara yaslanarak, bağdaş kurup kollarını göğsünde kavuşturmuş ve göz bağını çıkarmıştı. Bakışlarında şehvet, özlem ve Colin’in nefesini kesecek kadar büyük bir hayranlık vardı.
    Colin, topuklarının üzerinde dönerek doğruca Amelia’ya yönelirken, iyice sertleşmiş erkekliğini ve gergin kaslarını genç kadının gözlerinin önüne serdi. Amelia'nın zorlukla yutkunduğunu görünce ne kadar ürkütücü görünüyor olabileceğim tahmin etti. Amelia uzun boylu bir kadındı ama Colin daha da uzundu. Vücudu onunkinin iki katı genişliğindeydi ve hem soyunun hem de sürekli fiziksel hareketliliğin sertliğine sahipti. Üstelik iyice kızışmıştı. Kalın damarları hızla akan kanla
    zonkluyordu ve acısını hafifletmek için erkekliğini sıkıca kavramak zorunda kaldı.
    “Beni böyle görmek seni tahrik mi ediyor,” diye sordu, “yoksa korkutuyor mu?”
    Amelia dudaklarını yaladı. “Hiç korkmuyorum,” diye fısıldadı. “Gergin ve belki biraz endişeliyim ama senden korkmuyorum.” “Güçlü bir kadınsın,” dedi Colin, hızlı adımlarla sevgilisine yaklaşırken.
    Fazla beklemeden yatakta dizlerinin üzerinde durdu ve göğüs ucunu ağzına alabilmek için genç kadının kolunu çekerek üzerine uzandı. Sertleşmiş olan ucu sertçe ve ritmik bir şekilde emerek Amelia’yı inletti.
    Genç kadının elleri Colin’in başının arkasına yapıştı ve onu göğsüne bastırdı. “İçime gir,” diye fısıldadı. “Bu kararsızlık ve eksiklik duygusundan nefret ediyorum.”
    Colin diz çökerek Amelia’nın bacaklarını iki omzuna aldı ve uyluğunu iyice açarak kadınlığına baktı. Yastıkların desteği ve yarı oturur pozisyonuyla, Amelia da rahatça görebiliyordu. Minik pembe yarığının büyüklüğünü Colin’in erkekliğinin uzunluğu ve kalınlığıyla kıyaslayamadan Colin aletinin kaim başım iterek içine girdi.
    Amelia inleyerek ve tırnaklarım sevgilisinin bacaklarına gömdü. Colin onu kalçalarından kavrayarak ve nazikçe giderek daha derine doğru sallayarak içinde gidip gelmeye başladı.
    Bakışları da birleştikleri yerle Amelia’nın güzel yüzü arasında
    gidip geliyordu.
    Sırtı Amelia’yı hızla küçülen ateşin ışığından gizlerken Colin renkleri göremiyordu ama güzel kadının alnında biriken ter damlalarını ve gözlerinde biriken yaşları görebiliyordu.
    “Canını yakıyor muyum?” diye sordu Colin. Parmakları kalçalarını sımsıkı kavramışken, Amelia onun sorusuna kadınlığının içinde yayılan ritmik kasılmalarla cevap verdi. O kadar- dar ve sıcaktı ki Colin sımsıkı kapanmış bir yumruğu düzüyormuş gibi hissediyordu.
    “Hayır...” Amelia’nın titrek sesi uzaktan geliyormuş gibiydi. Colin sevgilisinin bir elini kendi teninden ayırarak iyice şişmiş olan kadınlığının üzerine koydu. “Okşa kendini,” dedi. Amelia hiç utanmadan itaat etti ve uzun, ince parmakları çok küçük bir tereddütle kaygan tenin üzerinde daireler çizmeye başladı.
    Güzel kadınlığı Colin’in tahmin ettiği gibi cevap verdi ve onu daha güçlü kavradı. Belinin her hareketinde biraz daha derine giriyor, büyük bir zevkle inliyor, şehvet ve hanımeli kokularını içine çekerek hızlı şekilde nefes alıp veriyordu. Amelia öylesine bir açlık gösterisiyle kıvranmaya ve kesik kesik inlemeye başlamıştı ki Colin daha soma yanda patlamadan nasıl sonuna kadar girdiğini merak edecekti. Sonunda, son bir umutsuz atılışla, en derine ulaşmayı başardı ve hayalarına kadar içine girmiş olmanın hissiyle neredeyse gözyaşlarına boğulacaktı.
    Montoya’nın sıcak, ağır erkekliği nihayet dibe ulaştığında Amelia bir çığlık attı. Ovalanmak için sızlanan içindeki o nokta belirgin bir şekilde rahatladı ve sonra tekrar büzüldü. Montoya hareketsiz kaldığında, Amelia kalçalarım çevirerek ve erkekliğinin dibine kendini tekrar tekrar çarparak devam etti. Montoya’nın gırtlağından yayılan hırıltı insani olmaktan çok hayvaniydi ve Amelia’ınn sesin şehvetine kapılan vücudu buna cevap olarak sarsıldı.
    Montoya güçlü elleriyle onu hareketsizleştirirken gözleri maskenin arkasından yakıcı pırıltılarla bakıyordu. Güzel ağzı iyice gerilmişti.
    “Neden kıpırdamı yorsun?” diye bağırdı Amelia.
    “Çünkü patlamak üzereyim ve bunu sensiz yapmak istemiyorum.”
    “Ben hazırım!” Amelia’nın sesi boğuktu. Rahmi neredeyse
    acı verecek kadar büzülüp kasılıyordu.
    Montoya hiç çaba harcamadan onu kavrayarak dizlerinin üzerinde doğruldu ve erkekliğini daha da derine soktu. Amelia onun geniş omuzlarına sımsıkı sarılırken, boğazının tuzlu, sakallarla sertleşmiş genişliğine yapışıp emmeye başladı. Montoya pozisyonlarını tekrar tekrar ayarlarken oda etraflarında dönüyor, her hareketi Amelia’yı sonunda onu ısırma noktasına getirecek kadar iyice derine kaydırıyordu. Montoya bir küfür savurarak onu kendisinden uzaklaştırdı.
    “Bin,” dedi sertçe.
    Yatağının kenarına oturdu ve erkekliğini iyice içine gömerek Amelia’nın bacaklarını iki yana açtı. Çok derindi. Ellerini yatağa dayayarak gövdesini destekledi ve erkekliğim istediği gibi kullanılması için Amelia’ya sundu. Görüntüsü inanılmaz ölçüde erotikti; karnı gergin kaslarla örülüydü ve tüylü göğsü terden ıslanmıştı.
    Ve maske. Maske Amelia’yı delirten karanlık ve baştan çıkarıcı bir gizem ekliyordu.
    “Ben...”
    “Şimdi!” diye bağırdı Montoya. onu sıçratarak. Onun meydan okumasına cevap olarak, Amelia’nın omuzları geri gitti ve çenesi kalktı. Bunun Montoya için kendisinin daha önce aklına gelmeyen nedenlerden dolayı zor olabileceğini düşündü. Birçok kadınla birlikte olmuş bir erkeğin uzmanlığıyla seviştiği düşünülürse, muhtemelen yüzündeki kusur yeni bir şey olmalıydı. Belki de yaralandığından beri onunla yatmak isteyen ilk kadın kendisiydi. Bu düşünce zaten önemli olan olaya daha da değer kattı.
    Amelia o anda onu bütün benliğiyle, hiçbir kadının sevemeyeceği şekilde sevmeye karar verdi. İçinde hissettiği o kargaşaya ulaşıp, tutkusuyla yatıştıracak, onu çeken şeyin aslında sadece kalbi olduğunu bütün vücuduyla gösterecekti. Dengesini sağlamak için ellerini sevgilisinin omuzlarına koyarak dizlerinin üzerinde havalandı ve kadınlığını Montoya'nın aleti boyunca kaldırdı. Tekrar indirdiğinde, aletinin geniş başının içinde titreyen o noktaya değdiğini hissedince şiddetle sarsıldı.
    “İşte bu,” dedi Montoya, karanlık bir fısıltıyla ve onu kaim siyah kirpiklerinin arasından izleyerek. “Sana ne kadar iyi uyduğumu görüyor musun? Ben de sana zevk vermek için yaratılmışım.”
    Amelia alt dudağım ısırarak hareketi tekrarladı ve yavaşça ilerledi. Başparmağı Montoya’nın omzundaki bir yara izine süründü; yara o kadar eskiydi ki o zamandan beri gümüşi bir renk almıştı. Hareketlerine devam ederken yarayı okşadı ve tırtıklı kenarlarla sarılmış yuvarlak şeklini hissetti. Zihninin derinliklerinde bu yara onu rahatsız ediyor, düşüncelerini kışkırtıyordu...
    O anda Montoya konuşunca ve diğer her şey genç kadının
    zihninden silindi.
    “Tatlı Amelia. Artık benimsin.”
    Amelia yükselerek kollarını onun gövdesine sardı ve başım eğerek sevgilisinin dudaklarına yapıştı; bir yandan kalkıp inmeye devam ediyordu ve şişmiş göğüs uçlan erkeğinin göğsündeki sert tüylere sürtündükçe inliyordu. O da aynı şekilde Montoya’ya sahip oluyordu. Montoya bir elini Amelia’nın buklelerine daldırarak onu kendine yakın tuttu ve dudaklarını birbirinden ayırmadan mırıldanarak genç kadım teşvik etti. Kalçaları nefes kesici darbelerle altında daireler çiziyor, aklım başından alıyordu. Kalbini çalıyordu.
    Amelia güven kazanınca daha hızlı hareket etmeye başladı. Nefesleri giderek ağırlaştı ve göğüslerinin arasından ter damlaları süzüldü.
    “Sana her gün böyle sahip olmak istiyorum.” Montoya’nın sözleri ağır ve zevkle doluydu. “İçinde olmadığımda kendim boş hissetmem istiyorum. Aç. Bana susamış.” Amelia öyle olacağım biliyordu. Şehvetten gözü dönmüştü ve bunu daha önce birçok kez yapmış gibi kalın, sert erkekliğinin üzerinde zıplıyordu. Sanki ne yaptığım biliyormuş gibi.
    Montoya’nın dişleri boynunu hafifçe ısırınca bir çığlık attı ve içindeki her şey kasıldı; bunu hisseden Montoya bir küfür savurdu.
    Colin Amelia’yı deliliğe sürüklüyordu; iri bedeni arkaya yatmış, maskenin arkasında gözleri yarı yarıya kapanmış, dudakları kendi dudaklarından ıslanmış halde. Bir pagan seks tanrısına benziyordu. Egzotik bir güzellik. Sonsuz bir kontrol.
    Sırtüstü yatıp tek amacı orgazm olan bir sürtükten zevk almaktan memnun. Amelia dudaklarını Montoya’nın yanağına yapıştırarak fisıldadı. “Düz beni.” Bu açık saçık sözlerin ağzından bu kadar kolay dökülmesine kendisi de şaşırmıştı.
    Buna cevap olarak Montoya’nın vücudu şiddetli bir şekilde sarsıldı.
    “Boşalt beni,” diye inledi Amelia, hareketlerine devam ederken. “Bunu istiyorum... Seni istiyorum. Vahşice. Derin. Bana...”
    Amelia ne olduğunu anlayamadan Montoya dönmüş ve onu yatağa mıhlamıştı. Ayaklarını yere koymuş, yumruklarını yatağa dayamış halde içinde sertçe gidip geliyor, her vuruşunda Amelia’nın boğazından bir zevk çığlığı yayılıyordu. Genç kadının tepesinde dikilmiş halde maskenin arkasından onu izliyor, göğsü kalkıp iniyor, karnı kasılıp gevşiyor, kalçaları kasıldığı her seferinde Amelia’nın beli de onun hamlesine karşılık vermek için havalanıyordu. Vücudu tam anlamıyla bir cinsel güç timsaliydi. Bir kadım bağımlılık yaratacak şekilde düzmek için yaratılmıştı. Amelia’nın rahminde yükselen gerilim arttı ve başının oradan oraya savrulmasına neden olan bir zevk yarattı. Sonra ani bir duygu seliyle boşaldı, zevk vücuduna yayıldı, ciğerlerini ele geçirdi ve Montoya’nın erkekliğine tapan hızlı dalgalar halinde kasıldı.
    Montoya’nın boğazından yayılan hırıltı Amelia’nın gözlerini yaşlarla doldurdu ve dudaklarından bir isim döküldü. Montoya tam hareketinin ortasında kaskatı kaldı ve Amelia onun altında zevkten çıldırırken inleyerek itiraz etti.
    Montoya hareketlerinin gücünü ve hızını artırarak devam ederken giderek içinde kabardı ve sıkılmış dişlerinin arasından hırıltılar döküldü. En derin noktasına kadar Amelia’nın içine girerken vücudu sarsıldı ve genç kadının içine sıcak, yoğun bir sıvı yayıldı. Bu vahşice, ilkel ve çok güzeldi. Montoya sevgilisinin sırtının altına soktuğu kollarıyla kendini destekleyerek ona sarılırken birbirine karışmış olan terleri tenlerini birbirine yapıştırdı.
    “Seni seviyorum,” diye fısıldadı Montoya, diliyle Amelia’nın gözyaşlarını yalarken. “Seni seviyorum.” Amelia maskeyi tutan kurdelelere uzandı.
  • Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
    Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının, onu kaldırtma!
    Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur,
    senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla, onu susturma!
    Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez. Yalnız genç adam,
    kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez, bu da kalsın aklında…
    Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni.
    Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
    Ve bir kadın seni seviyorsa, sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini,
    onu yanıltma. İlk darbede yere çakılma oğlum, ilk imtihanda sınıfta kalma!
    Ve asla, ama asla!
    Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu…
    Kesildiği an, vazgeçer kadın.
    Sevmekten, beklemekten, özlemekten, hatta dua etmekten…
    Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın.
    Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.
    Kadınları bomba gibi düşün genç adam,
    Yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın.
    Bak oğlum!
    Bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
    Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın.
    Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla...
    Falan filan sonra, bilirsin ya… Sen sen ol, o kadını satma!
    Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
    Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
    Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için,
    bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile
    edilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır...
    Bir şey daha vardır ki,
    Kuştur kadın!
    Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
    Öyle bir havan olmalı ki adamım,
    Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
    Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…