“How much of our humanity is intrinsic? How much remains, when all else is stripped away?”
Bu eseri okurken varoluşsal açıdan çokça düşündüm. Distopik olarak başlayan kurgu, yerini kasvete bırakıyor. Sayfalar ilerledikçe bağlamı, düzeni ve normaliteyi unutturuyor. Eser, başlangıcın verdiği his aksine kaos ve şiddet yerine bir kadının kendini içinde bulduğu dünyayı bebek adımlarıyla yönetme çabasıyla ilerliyor. Toplum, sosyal kodları bize doğduğumuz andan itibaren aşılamasa varlığımızın anlamı ne olur?
Charles Dickens'a hepiniz aşinasınızdır. Bu hikayesinin havası, yazarın alışılagelmiş tarzının aksine daha gotik ve ciddi. Belki de Dickens'ın henüz kariyerinin başındayken kaleme aldığı eserlerden biri olduğu içindir. Yine de, eserdeki adaletsizlik vurguları ve yoksulluk temasından dolayı Dickens, gotik bir hikaye yazsaydı bunu yazardı diyebiliyoruz. Bu kadar hoşuma gitmesinin sebebi belki de hikayenin ''insan''dan çıkmamasıdır.
Hikayede çaresizlik ve kederden gelen delüzyon birini nasıl hırpalar, onu görüyoruz. Dickens'ın gotik kalemini merak edenlerce rahatlıkla okunup hızlı bir şekilde bitirilebilir.
Yazarın mistik temaları psikolojik alt yapıyla destekleyen bir tarzı var. Bu tarzıyla H.P. Lovecraft'a ilham olmuş diyeyim hatta, siz kafanızda öyle canlandırın. Okunmaya değer, iç dünya çatışmaları ve şüphenin bir araya geldiği bir hikaye. Eser hakkında ne kadar fazla yazarsam hikayeyi o kadar afişe ediyormuşum gibi geliyor, dolayısıyla gizemli ve olağanüstü hikayeleri seviyorsanız öneriyorum.
Öncelikle, bu kitabın gerilim türüne dahil edilmesinin bir hata olduğunu düşünüyorum. Zira kitap yas, dram ve belki biraz gizem içeriyor. Fakat yas ve dram temaları öylesine yoğun ki bu konularda hassasiyetiniz varsa hikayenin gittiği yeri fazla önemsemeyip ana karakterin beyninde kayboluyorsunuz. Modern dünyanın (Reddit gibi sosyal medyaların ve forumların) kitaplara dahil edilmesiyle ilgili pozitif hisler besleyip beslemediğimden hala emin değilim. İngilizce suç podcast'leri dinleyen biri olarak Reddit'in ne kadar sık başvurulan bir platform olduğundan haberdarım ve kitaptaki ana karakter gibi kendi dosyalarının peşinde olan insanlar da bu forumlarda bulunabiliyor. Dolayısıyla Reddit eklentisi bana çiğ gelmedi fakat arada hikayeden çıkardı diyebilirim. Bir yerde çocuk gibi ağlamama rağmen daha yüksek puan vermeme sebebimse kitabın gerilimle uzaktan yakından alakasının olmaması, yer yer göz devirten klişeler barındırması ve oldukça kolay okunmasına rağmen beni okumaya devam ettirecek br hikayesinin olmaması. Bu kadar kolay okunan ve akan bir kitabı belki yasla ilgili kendi sürecimden dolayı elime almaktan çekindim, belki de hakikaten beni içine tam olarak alamadı; orası muamma.
İlk Mine Söğüt kitabım… tam tahmin ettiğim üslup ve hikayecilik. Herkese hitap etmez, etmesine de gerek yok zaten. Deli kadın Mine Söğüt, seni seviyorum.