Kitap Vonnadorya’dan mühim bir görev için Dünya’ya gelen bir uzaylının, Dünya yı tanımasını ve başlarda nefretle baktığı insanlığa, hayranlıkla biten yolculuğunu konu alıyor.
Hikâye kuvvetini bir alien’ın ( uzaylı) gözünden insanlığa bakma fikrinden alıyor. Bu bakışın içinde harika eleştiriler var. Yüzlerce ışık yılı uzaktan bir uzay aracı bile kullanmadan gelebilen, matematiksel doğrulukla hareket eden, acıyı hissetmeyen, korkuyu bilmeyen bir varlığın, huzur içinde yaşadığı gezegenden Dünya denilen pislik çukuruna gelip onu kıyasıya eleştirmesi çok keyifliydi.
Matt Haig hikâyenin sarkabileceği yerleri çok iyi biliyor ve tam o noktaya yeni bir çatışma ekliyor. Bu da kitabı bitmeyen bir merakla okumanızı sağlıyor.
Kitabı okurlara ciddiyetle tavsiye ediyorum. İnsanlığa bakış açımızı genişleten; içesinde acı, mutluluk, hüzün, aşk ve yalnızlık gibi pek çok duyguyu bizlere tattıran bir eser.