Türklerin kendileri ne etnik ve ne de dinsel, bir ırk veya bir devlet veya bir ulus değillerdi. Bu nedenle de kendilerinden farklı ırk veya toplumlar arasında ayrım gözetmezlerdi. Bunun yanı sıra savaşçılıkları ve asabiyetleri (kabile bağları) onlara karşı saygı, korku, güven ve hürmet duyulmasına sebep oluyordu. Bütün bunlar birleştiğinde ise Türklerin İmparatorluk kurma eğilimi ortaya çıkıyordu. Ancak Hun İmparatorluğuna gelene kadar Türklerin bu İmparatorluk kurma temayülü, ufak denemeler dışında hiç kuvveden fiile geçmemişti. Hun devletinin kurulması ile birlikte, Türklerin İmparatorluklar çağı da başlamış oldu.