Aynen öyle. Ben de sana kalitesiz hayatı anlatamam mesela. Açlığı anlatamam. Yüzüne bakmayacağın yiyecekleri yemek zorunda kalmayı anlatamam. Birbirimize anlatamayacağımız çok şey var, bu yüzden konuşamayız biz, bu yüzden anlaşamayız, anlayamayız birbirimizi.
Fakat ben sana yalan söyledim Kristiyan. Ben bir genç kız için daha büyük bahtsızlıklar biliyorum. Sevdiği bir nişanlının ölümünü gören genç kızlar zannettiğin kadar acınacak insanlar değillerdir. Bir büyük tesellileri vardır onların, aradan aylar yıllar geçtikten sonra, bir gece yabancı bir memleketin karanlık ve soğuk bir odasında yalnız kaldıkları vakit o nişanlının çehresini göz önüne getirme imkanına maliktirler; “Bu zavallı gözlerin son bakışı benimdi!” Demek hakkına maliktirler. Bu hayalin yüzünü kalplerinin dudağıyla… Halbuki, ben bu haktan mahrumum Kristiyan…!
Her günü ilk kez yaşıyormuş gibi hissedecek kadar unutmak gerekiyormuş… Ve de bağırmak: “Hangi dinde dejavu yoksa ben ona inanacağım” Ve de susmak: Nerede diriliş yok, ben orda olacağım…