Mark Twain’in Hadleyburg’ü Yozlaştıran Adam eseri, erdemlerin sınanmadığı sürece ne kadar sahte kalabileceğini gözler önüne seren sarsıcı bir hicivdir. Hadleyburg, dürüstlükleriyle ün salmış, kendi ahlaki üstünlüğüne hayran bir kasabadır. Ancak bu ün, hiçbir zaman zor bir sınavla karşılaşmamış olmanın rahatlığına dayanmaktadır.
Kasabaya gelen gizemli bir yabancı, bıraktığı altın çuvalıyla halkın en derin arzularını harekete geçirir. Yıllarca ahlak dersi veren, doğruyu savunan insanlar, küçük bir ihtimalin bile vicdanı nasıl susturabileceğini gösterir. Twain, insanların dürüstlüğünün çoğu zaman ahlaki güçten değil, fırsat eksikliğinden kaynaklandığını ustalıkla işler.
Eserdeki en güçlü ironi, kusursuz bir toplum imajının, aslında hiç sınanmamış bir saflık olduğu gerçeğinde saklıdır. Hadleyburg halkı, erdemli olmayı kendilerine o kadar çok anlatmışlardır ki, kendi içlerindeki zaafları fark edemeyecek kadar körleşmişlerdir.
Twain’in ince mizahı, olaylar ilerledikçe okuru gülümsetirken aynı anda rahatsız eder. Çünkü bu hikâyede yozlaşan sadece Hadleyburg halkı değildir; herkesin içindeki küçük Hadleyburg deşifre edilir.