“Başarısızlık yalnızca fırsatın kılık değiştirmiş hâlidir.
İçinde başarısızlıkların yer almadığı tek bir başarı öyküsü
bile duymadım. Deneriz, kendimizi geliştiririz, bazen de başarısız oluruz. Ya pes edip hayattan koparız ya da kendimizi toparlar ve bu deneyimi yeni bir rota çizmek için kullanırız.”
"Hayat böyledir, canım. Hayat her zaman aynı yerde kalmıyor. Değişiyor ve dönüşüyor, bizim de onunla dönüşmemiz gerekiyor. Bu kötü bir şey değil. Hiç değişmemek ne kadar kötü olurdu, değil mi?”
“Bana sahipler. Ne olabilirsem ikisi için o olacağım. Senin bütün parçalarını seviyorum, özellikle de sana anne diyen parçalarını. Umarım bir gün, bir şeye ihtiyaç duyduklarında senin yerine bana gelirler çünkü ben burada olacağım.”
Lütfen,” diye fısıldadı gözlerini kapatırken. Bir damla
gözyaşı yanağından aşağı süzüldü ve onu başparmağımla
yakaladım. “Bana zarar verme. En önemlisi Lucy’yi incitme
çünkü küçük kızım seni seviyor ve bir gün babası gibi neden
yanında olmadığını merak etmesini istemiyorum.”
“Bir gün bebeğim, yaşlanıp saçlarımız ağardığında sana
bakacak ve verandada oturup bu gözyaşlarının nasıl boşa
gittiğini anlatacağım.”
Gözlerini araladığında ağlaması daha da şiddetlendi.
“Tanrı korusun... Sen ciddisin!”
“Yüzde yüz.” Yanaklarını ellerimin arasına aldım. “Sana
ait olan o yüzde biri... Onu istiyorum. Senden bir parça istiyorum.”