• Kapın sizden kaptıklarını,
    alın artık size ait olanı, diye bağırdı,
    üşüyerek, ceketi küçük geliyordu ona,
    saçı dolanıyordu vinçlere,
    bağırdı, ben sizden biriyim,
    ne bekliyorsunuz daha? Şimdi
    zamanı işte, yıkın parmaklıkları,
    atın bu sülük takımını suya,
    bavulları, köpekleri, uşakları,
    karıları ve hatta çocukları ile,
    zorla, bıçakla, ellerinizle!
    Ve onlara bıçağı gösterdi,
    onlara ellerini gösterdi.
    Ama ara güvertedekiler,
    Göçmenlerdi bunlar, öylece
    karanlıkta durup, yavaşça
    kasketlerini çıkarıp, dinlediler onu.
    Şimdi kıpırdamazsanız
    ne zaman alacaksınız öcünüzü?
    Yoksa kendi kanınız ve
    çocuklarınızın kanı dışında kan görmeye
    dayanamıyor musunuz?
    Ve yüzünü tırmaladı,
    ellerini kesti
    gösterdi onlara kendi kanını.
    Ama ara güvertedekiler
    onu dinleyip sustular.
    Litvanyaca konuşmadığı için değil
    (Litvanyaca bilmiyordu)
    sarhoş oldukları için değil
    (kaba bezlere sarıp
    getirdikleri eski tip şişeleri
    Çoktan boşaltmışlardı);
    aç oldukları için değil
    (acıkmışlardı da):
    Ama bunların hiçbiri yüzünden değil. O
    kadar kolay değil açıklaması.
    Onun neler söylediğini anlamıyor değillerdi,
    ama onu anlamamışlardı.
    Onun sözleri kendi sözlerine benzemiyordu.
    Onlar, onun bilmediği başka korkularla
    ve başka umutlarla yenip bitmişlerdi.
    Sabırla durdular orada,
    dağarcıkları, tesbihleri,
    raşitik gocukları ile
    parmaklıkların önünde,
    saygıyla dinlediler onu, yer açtılar ona
    ve beklediler, batıncaya kadar.