• Değerli dostlar en büyük özürümüz okumak sonra da dinlemek. Hele dinletmek çok zor. Ben dinledim sizinle de paylaşmak istiyorum!

     Lütfen siz Allah’ın ilk emri olan oku emrine uyun ve okuyun sonra da kararı siz verin Bu yazıya vesile olana ve kendinize de bir dua edin!  

    Dua müminin silahıdır

    Allah (cc) üç kısım insan müstesna ziyanda ve hüsrandadır diyor Asr Suresi’nde! 

    Sabreden, sabrı tavsiye eden, iman eden ve tabii ki salih amel işleyen… Yani farz olan vecibeleri dışında millet için Müslümanlar için yapılan yol, köprü, mektep, kervansaray, aşevi, imaret, köprü, bir ağaç dikmek, topluma faydalı bir kitap yazmak, adam yetiştirmek tabii ki kendi evlatları dışında işte bunların hepsi salih amelden sayılıyor Rabbim hepimize farzlarımız dışında salih amel işlemeyi de nasip etsin!

     Sabretmek ve sabrı tavsiye etmek!  

    Büyüklerimiz derdi ki Allah(cc)’den sabır istemek bela istemek gibidir!

     sabır istemeyiz ancak Allah (cc) sabredenlerle ve sabrı tavsiye edenlerle beraberdir çok doğru!!!

    NEBİ Sallallahu Aleyhi Vesellem şiddetli bir hastalığa yakalanmış bir Müslüman hastayı ziyaret eder ve ona “Allah’a bir dua’da bulunmuş muydun?” diye sorar. O kimse “Allahım ahirette benim için hazırladığın bir ceza varsa onu bana dünyada iken ver derdim” diye cevap verir.

    Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Subhannallah ona gücüm yetmez buyurarak; Rabbimiz! bize dünyada da ahirette de iyilikler ver ve bizi cehhenem azabından koru! deseydin ya buyururlar. Yusuf Aleyhisselamın zindanda kalması süresi uzayınca “Rabbim zindandaki sürem uzadı” demiş. Allah Teala da Yusuf Aleyhisselama “zindanı istedin sana verdik, afiyeti isteseydin sana afiyeti verirdik” buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim Yusuf Aleyhisselamın kendi diliyle şöyle dediğini ulaştırmıştır; “Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettikleri şeyden daha hayırlıdır.”(Yusuf-33) Kaç defa buna benzer cümleler kurduğunu hatırla. İmam El Maverdi der ki; “kader söylediklerinizle müvekkeldir, söylediğiniz kelimelerinizi murakabe edin, söylediklerinizi kendi nefsiniz karşılayacaktır. Allah’tan dünya ve ahiretiniz için iyi olan kelimeleri seçin.” Gelin size tarihten bir misal verelim: Teşbihte hata olmazmış dinleyelim okuyalım ve ders alalım biz de hayra vesile olalım tebliğ etmiş olalım.

    Hayatından şikayet eden şükürsüzler okusun! Şükretsin..!

    Ali Tantavi başından geçen olayı anlatıyor ve diyor ki; Şam’da kadı idim. Bir grup arkadaşla bir akşam bir kardeşimizin evinde toplanmıştık. Nefesimin daraldığını hissettim ve şiddetli bir şekilde boğulacak gibi oldum. Ayrılıp gitmek için arkadaşlarımdan müsaade istedim onlar ise sohbete devam etmemizi ısrarla kalmamızı istediler lakin ben dayanamadım ve temiz hava almak için yürüyeceğimi belirttim. Onlardan ayrılıp karanlıkta bir başıma yürümeye başladım. Ben bu haldeyken arkamda Allah’a yalvaran, hıçkırarak ağlayan bir bayan gördüm. Zor bir durumda olduğu her halinden belliydi. Allah’a yalvararak dua ediyor acıklı bir şekilde ağlıyordu. Ona yaklaşıp, “kardeşim seni ağlatan nedir?” diye sordum. Dedi ki; eşim çok sert ve zalim birisidir, beni kovdu ve bugünden böyle evlatlarımı göremeyeceğime dair yemin etti. Benim gidebileceğim ne bir evim ne de bir kimsem vardı. Ona neden kadıya gidip şikayette bulunmuyorsun diye sorduğumda çok ağladı ve dedi ki; Benim gibi bir aciz kadın nasıl kadıya ulaşabilir ki? 

    Kadı Tantavi ağlayarak anlatmasına devam ediyor ve diyor ki; kadın bunu söylerken Allah’ın kadıyı boynundan çekerek ayağına kadar getirdiğini bilmiyordu. Subhanallah! Gecenin karanlığında çıkmasını ona kim emretti? Kadı’nın ayağına kadar gitmesini ve bizatihi ona derdini sormasını sağlayan neydi? O zavallı kadının hangi duasıydı ki acaba? Nasıl bir dua etmişti ki bu şekilde ve bu hızda duasına icabet edildi? Ey tasa içinde olduğunu ve dünyasının karardığını hisseden kimse! Nasıl halolacak diye tasalanma, ellerini semaya doğru kaldır, sabırdan sonra seni güzel bir şeyin beklediğini şüphe etmeden inan. Bu dediklerimden sonra hâlâ sıkılıp daralacak mısın? Bilhakis karıncanın ayak sesini işitene yönel. Şüphesiz sen tersini düşünmüş olsan da Allah’ın seni sınadığı hiçbir şey yoktur ki onda senin için bir hayır bulunmasın. Kalbini ferah tut. Allahu Teala Yusuf Aleyhisselamı sınava tabi tutmamış olsaydı belki de babasının kucağında şımartılmaya devam edecekti lakin sınanınca Mısır’a hakim kılındı. Bundan sonra göğsün daralır mı?

    Sabırdan sonra seni bir şeyin beklediğini şüphe etmeden inan. Öyle ki o şey seni şaşırtacak sıkıntını, acını unutturacaktır. 

    Allah (cc) sabredenlerle beraberdir ve DUAMIZ:

    Ey Rabbim! açıp duyana gökteki rızkın bereketini aç. Göklerin ve yerin rızıklarından ver.

    Müşkül ve sıkıntılarımızı gider hayırlı işlerimizde bizden yana ol!

    Bizim şer bildikleriniz hayır, hayır bildiklerimiz şer olabilir!

     Rabbim Sen bize daima şükür edenlerden eyle Âmin...
  • Biz ne istiyorsak o değil, olacak olan her ne ise o olur her zaman!
  • Eylemlerdeki ortayı bilmek, o eylemi çevreleyen durumlar mukayese edildiği ve değerlendirildiği zaman mümkündür.Nasıl bir doktor sağlığa iyi gelecek mütedil miktara karar verirken öncelikle iyileştirmek istediği kişinin bedeninin mizacını, zamanı, insanın mesleğini ve tıbbî müdahalesini yönlendirecek diğer şeylerin bilgisini değerlendiriyorsa, sağlığa iyi gelecek şeyin miktarını bedenin mizacının dayanabileceği ve zamana, ilaca uygun şekilde takdir ediyorsa, biz de eylemlerde orta olanın miktarını takdir etmek istediğimizde, öncelikle eylemin zamanını, eylemin vuku bulacağı mekanı, failini,kime karşı eyleneceğini, nerede, neyle ve ne için ne eyleneceğini değerlendirir, eylemi bunlardan her birine göre takdir ederek eyleriz.

    Böylelikle orta olan eyleme isabet ettirmiş oluruz. Eylem, bütün bunların hepsi değerlendirilirse orta olur, bütün bunlar değerlendirilmediğinde daha fazla veya daha eksiktir. Bu şeylerin çokluk, azlık bakmundan ölçüleri daima aynı şekilde olmadığı için, orta eylemlerin ölçüsü de her zaman aynı şekilde olmayacaktır.

    Fârâbi
  • Bittiği sanılan yerde başlayan hikayeler vardır. El sıkışıp ayrılınan yerde öyle bir deprem olur ki bazen, fark edebilen herkesin kalbini ve ruhunu sarsar. Ve ne acıdır ki, bunu oracıkta kalakalan, gidenin arkasından bakıp ağlamak ya da bir bira daha söylemek dışında hiçbir seçeneği olmayan o zavallı mağrur mağluptan başka kimse bilmez...

    Bana bitti denilen şeyin bitti denilen yerde bitti denir denmez nasıl bitebildiğini anlatabilecek biri varsa söz ilk biralar benden. Saatlerce ağladıktan sonra makyajını tazeleyip alışverişe gidebilmenin aslında ne kadar normal olduğunu anlatabilirse biri bana, öldükten sonra ona organlarımı bağışlayabilirim. Birileri bana, bütün hafıza kuramlarına meydan okurcasına "unutmak istersem unuturum" diyebilmenin, üstelik söylemekle kalmayıp bunu yapabilmenin nasıl olduğunu gösterirse her sabah ekmeğini alıp evine kadar götürürüm yeminle. Balık tutmayı öğretmeyin bana, balık da vermeyin. Becerebiliyorsanız balık olmayı öğretin... N'oldu? Yemedi dimi?

    Haydi dağılalım, çünkü kimse kimsenin umurunda değil!
    Haydi dağılalım, çünkü birlikteyken çok komik görünüyoruz!
    Haydi dağılalım, çünkü bu kadar bokluğa ancak yalnızken tahammül edilebilir!
    Haydi dağılalım, çünkü biz birbirimizi acıdan öldürürüz!
    Haydi dağılalım, çünkü "cehennem başkalarıdır! "
  • Biz Kur'an'ın ayetlerini okurken ashâb-ı güzinden ilk neslin o ayetlerle terbiye edildiği gibi terbiye edilmeye muhtacız.
    Muhammed Kutub
    Sayfa 43 - Bir Yayıncılık
  • ''Biz,hepimiz,sürekli değerli bir şeylerimizi kaybediyoruz(...)Önemli fırsatları,olasılıkları,bir daha yerini asla dolduramayacağımız duyguları.Hayatta olmanın bir anlamı da bu işte.Fakat kafamızın içinde,ben kafamızın içinde olduğunu sanıyorum,öyle şeyleri bellek haline getirebilmemiz için küçük bir oda var.Herhalde kütüphanenin depo kısmı gibi.Dahası bizler,kendi yüreğimizin ne durumda olduğunu doğru şekilde takip edebilmek için,sürekli arama kartları yapmak zorundayız.O odayı temizlememiz,havalandırmamız,çiçeklerine su vermemiz de gerekiyor.Baska bir deyişle,sen sonsuza kadar kendi kütüphanende yaşayacaksın!''
  • Her şey bir anda anlamsız gelecek
    İşte biz o gün tükeneceğiz.