• Eğer karşılık olarak biz de istediğimizin üzerine tutabileceğimiz el fenerlerine sahip olacaksak, gözlem altında tüm sırlarımız ortaya dökülmüş olarak yaşamaya dayanabilir miyiz...?
  • Öncelikle çok uzun bir yazı olduğunun farkındayım. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim. Ben uzun uzun yazdım. Umarım sizler de uzun uzun okursunuz.


    TÜRKÇE ÖĞRETMENİ
    Bir Türkçe öğretmeninin nasıl olması gerektiğinden önce bir öğretmenin nasıl olması gerektiği üzerinde durulması daha önemlidir. Çünkü ne öğretmeni olursak olalım belli başlı konularda her birimizin sahip olması gerektiği unsurlar mevcut.
    Öncelikle hangi akran grubuyla ilgileniyorsak onları anlamaya çalışmalıyız. En çok hangi aktivitelerde bulunduklarını, çevresiyle nasıl iletişime geçtiğini, çevresinden nasıl etkilenebildiğini, zekasal ve fiziksel olgunluğunu vb. öğrenci, çocuk için temel konulara hakim olmalıdır ki zaten bunlar da öğretmenliğin temeli sayılan her branştaki öğretmen adaylarının gördükleri temel öğretmenlik bilgisi olarak bilinen formasyon derslerinde kazanılan teorik bilgilerdir.
    Öğretmen, bu dersleri üniversite döneminde görürken bazı şeylerin bilincinde olmalıdır. En ufak ayrıntıya bile önem vermelidir. Çünkü bu gibi meseleler gelecekte çocukları, öğrencileri anlamasına hatta ve hatta o çocukların gelecek yaşamlarını da derinlemesine etkilemesini sağlar.
    Türkçe öğretmeni de diğer öğretmenlik dalları gibi belli şeyler üzerinde durmalıdır. Örneğin çocuğun seviyesine inebilmek çok önemlidir. Hani deriz ya çocukla çocuk oluyorsun diye bırakın olsunlar. Eğer ki çocuk için bu sizin muhayyilenizin dahi alamayacağı derecede önemli bir detaysa, hayatı bu şekilde daha iyi kavrayacaksa bırakın da öğretmen çocuklaşsın. Bu ve buna benzer şeyleri yadırgamak insanlara kolay gelir ama çocuk için, öğrenci için bu böyle değildir. Öğrenci hem kendine model alabileceği hem de onu yadırgamadan beraber etkinliklerini yapabileceği bir öğretmen ister. Anlayışlı, çocuklara değer veren öğretmen de çocukları olması gerektiği gibi hem düzen hem de hoşgörü içersinde eğitir ve yetiştirir.
    Türkçe öğretmeni adından da anlaşılabileceği gibi Türklüğe, kültürüne, tarihine ve milli duygularına sahip çıkmalı ve onları öğrencilerine, çevresine aktarmalıdır. İnsanlar tarihlerinden uzaklaştıkça benliğini kaybedip, geleceğini de elde edemez. Bu nedenle öğretmen, öğrencinin kimliksiz bir birey olmasını engellemelidir. Kimliksiz bir toplum başkasının maşası olur. Asimile olmuş toplumların gelişme hızları, gelişmeleri çok az ve yavaştır.
    Türkçe öğretmeni gerçek bir Türkçe öğretmeni olmalıdır. Her insanın hatası olur ama hataların derecesi önemlidir. Eğer ki bizlet çocuklarımızın Türkçe alan bilgisine sahip olmasını istiyorsak bizim de bu yeterliliğe sahip olmamız gerekir. Öğrencinin bilgiye, yeni kazanımlara her daim ihtiyacı vardır. Bu açlığı iyi değerlendirmemiz gerekmektedir. Boş ve gereksiz bilgiyi herkes verir. Öğretmen olacaksak veya olduysak doğru ve gerçeği araştırmalı ve çocuklarla paylaşmalıyız. Doğru bilgiyi çocuklarla birlikte istişare ederek, araştırarak sınıf ortamında bulursak verdiğimiz bilgiler hem kalıcı olur hem de uygun, olması gereken demokratik bir sınıf elde etmiş oluruz. Sınıf içersinde bu ve buna benzer tekniklerle doğru bilgiyi aramak, araştırmak çocuklardaki merak duygusunu, araştırma duygusunu da perçinler.
    Çağımızda gerek okullardaki gerekse öğretmenlerdeki yetersizlikler çocuklarda araştırma, merak, heyecan, test etme, analiz etme, düşünme gibi temel yapı taşlarını elde edememelerine neden olmaktadır. Ama asıl ve gerçek olan öğretmen yokluğun içinden varlığı çıkartabilendir. İmkanlar her zaman el vermeyebilir. Ama öğrenciler için zoru başarmalıyız. Biz başarırsak onlar da başarır. İnanılması gereken kısım budur.
    Bizler öğretmen adayları ve öğretmen olmuş bireyler makine üretmediğimizi, gerçek bireyleri, doğru bireyleri, geleceğin üreticilerini ürettiğimizi, biçimlendirdiğimizi, hayatlarının tohumlarını attığımızı bilmeliyiz. Sorumluluğun belki de en çok yakıştığı yerlerden birisi de budur. Ama inanın ki sonuçlarının da en güzel olduğu, olacağı yer işte burasıdır.
  • Yarım adam olmaya da razıyım ben,
    İki ayrı yarımdan bir tam olacaksak eğer.
  • 192 syf.
    ·2 günde·8/10
    ''Sevmek belki bir gün okur diye şair olmaktır.''

    İlk şiirimiz ELİF GİBİ SEVMEK: bir sevda şiiridir.

    Elif gibi dosdoğru, sağlam koşulsuz şartsız sevmektir. Elif gibi sevmek bir başlangıçtır. Zamansız mekansız sevmektir. Hareketsiz, yalansız yanlışsız ve derinden sevmektir. Seveceksen elif gibi seveceksindir. Çünkü elif gibi sevmek cesarettir.

    İkinci şiirimiz GECE DOSTLARINA: Bu şiirde bir kişiyi sevmekten ziyade yağmurlu geceleri özleyen, yalnızlığı gözlerinde taşıyan, anlatamayan ve anlayanı olmayan kitapları seven dostlara selam gönderen bir şiirdir.

    ELİF: Elif ismi ömrün diğer yarısı ve dudaklarımı yakardı diyen şairimiz elifi yüreğine köprü yapmıştı. Sevmenin tarifi Elifti.

    KISACA SEVMEK: Şairimiz burada sevince yemek yiyemediğini, hayatını feda etmesi gerektiğini anlatır. Sabah namazını beraber kılıp Venedik sokaklarında kaybolmayı düşlüyor. Sevmek önce satır aralarında kaybolup sonra ete kemiğe bürünecek. Görenler ise bu adam / kadın seviyor diyecek. Son olarak da hayatta iki önemli günden bahsediliyor. Biri onu tanıdığın gün diğeri ondan ayrıldığın gün yani bugün diyor.

    KIZ KULESİNDE: Şairimiz ilk tanıştıkları gün gittikleri kız kulesinde Beni ne kadar seviyorsun diye sorulan soruya susmuş ve dünyada sevgimi anlatacak kadar çay yoktur demiştir. Yani sevgisi o kadar uzun ki anlatmaya ömür yetmez demek istiyor.

    GÖZLERİN: Bu şiirde şair sevdiğinin gözlerinin yaratılma nedenini şöyle vurgular

    ''Canım cennet çeksin diye sanki gözlerin''

    SEN BANA YANGIN OL EFENDİ: Her şiirin ona yazılası geliyordu. Çünkü o aşktır. Dünyanın en büyük sevdasıdır.

    GELİNCİK ÇİÇEĞİ: Bu şiirde şair sevdiğinin sesinden dinlediği kuranın ve beraber kıldıkları namazda aynı secdeye baş koymanın nasıl bir sevda olduğunu anlatır.

    YAĞMURDAN DAHA FAZLA SENİ SEVEBİLDİM: Gözlerini gördüm yağmur oldum ıslandım

    HUZUR: Bir anlatmaya kalksam senli solumu, huzurun adıdır Elif

    TESADÜF: Kirpiklerin nasıl bir tesadüf ki cennetten gelmişçesine dizilidir der şair sevdiği kadına...

    SIRILSIKLAM: Şair bu şiirde Yağmur ne kadar yağarsa yağsın gözlerime sen düşersin diyor.

    BURUŞUK DEFTER: Sol yanıma dualar yaz ey sevgili

    MEVSİMLER: Gönlün mevsiminin sevgili olduğu vurgulanmıştır bu şiirde

    YEŞİL GÖZ: 27 Yaşında bir çift yeşil gözde bulunan sevdadır aşk.

    SENİ DÜŞÜNÜYORUM: Seni ama sadece seni düşünüyorum çünkü seni sevmek başlı başına yaşamak diyor şair.

    SEN OLMADIĞINDA: Şair bu şiirde sevdası yanında olmayınca yapacak bir şeyi olmadığı için hep yazası geldiğinden bahseder.

    ÇINAR: Bu sevdanın ulu bir çınar olduğu ve kolay kolay yıkılamayacağı aşikardır şair için.

    Bir bilsen ne kadar özledim, utanır, nefes alamaz gelirsin...

    GEÇİT: Şair bu şiirde iki sevgili arasında şiirlerden geçit kurmak istediğini anlatır.

    SEVDA ÖZETİ TEK HARFTİR: Sevda tek harftir. O harfte sevdanın baş harfidir.

    ''Seni özlemek her şarkıda şair kesilmektir ister istemez''

    BİZ OLACAKSAK EĞER: Eğer ikimiz bir bütün olacaksak sana en güzel şiirlerimi yazacağıma dair söz veriyor şair.

    KÖY SEVDAMIZ: Şair bu şiirde aşırdığı eriklerin çekirdeklerini gömdüğünü ve o çekirdekler ağaç olunca sevdasına kavuşacağını ümit eder.

    Şiirler Tasavvuf ağırlıklı Allah arzusuyla dolup taşmış, çoğu yerde karşısındaki insanı, insan ötesi bir varlığa dönüştürmüş. Gerçek hayatta böyle bir sevda olur mu diye düşündürtüyor. Yazar dilini çok güzel kullanmış. Bu kadar çok okunmasının hakkını vermiş..
  • Yarım adam olmaya da razıyım ben,
    İki ayri yarımdan bir tam olacaksak eğer.