• 130 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, fahşadan ve münkerattan alıkoyup engelleyecektir. Allah'ı zikretmek ise, muhakkak en büyük ibadetdir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.

    Ankebut-45

    ~Tolstoy'un son sözü~
    .
    .
    .
    Bu birliktelik, doğal sonuçlarıyla (çocukların olması gibi),eşlere, Tanrı’ya, insanlara hizmet yolunda çok değişik,yepyeni görevler yüklemektedir. İnsanın çalışma alanınıkısıtlar evlilik. Ondan çoğalmasını, nikâhın doğal sonucu, gelecekte Tanrı’ya, insanlara hizmet edecek yeni kuşaklar yetiştirmesini ister.Eşler, durumları gereği, çocuk yetiştirmekten, böylece çoğalmaktan oluşan sınırlı görevlerini yerine getirirken ne yapmalıdırlar? Yalnızca şunu: Günaha sapmamaya, kendilerini temizlemeye, Tanrı’ya da insanlara da hizmet etmelerini engelleyecek günahlardan uzak durmaya, cinsel isteklerinin yerine kız kardeş, erkek kardeş sevgisini yerleştirmeye çalışmalılar.
    * * *
    İsa idealinin çok yüce, çok mükemmel, çok ulaşılmaz olduğu için biz insanlara yol göstericilik yapamayacağı iddiası ise doğru değildir. Bize yol göstericilik yapamayacak
    olmasının asıl nedeni bizlerin kendi kendimize yalan söylememiz, kendimizi aldatmamızdır.
    Doğrusu, bize İsa’nın idealinden daha sağlam kurallar gerektiğini, yoksa İsa’nın idealine ulaşamadan ahlâksızlık çamuruna batacağımızı söylersek, İsa’nın idealinin bizim için aşırı yüksek olduğunu değil, yalnızca, ona inanmadığımızı, bu ideale uygun davranmadığımızı söylemiş oluruz. Bir kez düştükten sonra ahlâksızlık çamuruna gömüleceğimizi söylerken, aslında, dengimiz olmayan bir kadınla birlikte olmanın günah değil, nikâh dediğimiz şeyle düzeltilmesi zorunlu olmayan bir eğlence, bir zevk olduğuna bunu yapmadan önce karar verdiğimizi söylemiş oluyoruz. Düşmenin, yalnızca nikâhın bozulmamasıyla, evlilikte dünyaya gelen çocukların iyi yetiştirilmesiyle bağışlanabilecek bir günah olduğunu anlayabilseydik; düşmenin, ahlâksızlık çamuruna gömülmeye asla neden olamayacağını anlayabilirdik... Bu, bir çiftçinin, sonuç alamadığı bir ekini ekin saymamasına, sonra başka birkaç yerde daha ekin ekip, birinde başarılı olursa onu ekin saymasına benzer. Besbelli, adam bu arada birçok toprağı da, tohumu da bozup yok edecek, ama ekin ekmesini bir türlü öğrenemeyecektir. Yalnızca, ideal olarak ahlâkı alın; kimin kiminle olursa olsun, her düşüşün, tek, ömür boyu sürecek bir evlilik olduğunu varsayın, o zaman İsa’nın yol göstericiliğinin yalnızca yeterli değil, üstelik bağlanılabilecek tek öğreti olduğunu açıkça göreceksiniz. Bazıları şöyle söylüyor: “İnsan zayıftır, gücüne göregörevler verilmeli ona.” Bu da şöyle demekten farksızdır:“Kollarım zayıf benim, düz çizgi, yani iki nokta arasında en kısa olacak çizgiyi çizemiyorum. Üzülmeyeyim diye ben deiki nokta arasında en kısa çizgi olarak eğri ya da köşeli çizgiyi kabul ediyorum. Elim ne kadar zayıfsa bu çizgi o kadar eğriya da köşeli oluyor.”Hristiyan öğretisi idealini tanıdıktan sonra, onubilmiyormuş gibi yapmamız, yerine günlük yaşamla ilgilibirtakım kurallar koymamız olanaksızdır. Hristiyan öğretisi insanlara, bu çağda bulundukları düzeye uygun olarak yollanmıştır. İnsanlık, dinlerin günlük yaşamla ilgili kurallarının gerekli olduğu çağı geride bırakmıştır artık. Günümüzde kimse inanmıyor bu tür kurallara. İnsanlara yol gösterebilecek tek öğreti Hristiyanlıktır. İsa’nın öğretisinin yerine günlük yaşamla ilgili birtakım kurallar koymak olanaksızdır. Aslında böyle bir şeyi yapmamak da gerekir. Bu öğretiye temiz yürekle sıkı sıkıya bağlanmalı, en önemlisi de ona inanmalı...Kıyıya yakın seyreden bir geminin kaptanına, “Şu tepeye ya da buruna, kuleye doğru dümdüz git,” vs... diyebilirsiniz.Ama bir zaman gelecektir, kıyıdan ayrılacaktır gemi, o zaman yalnızca deniz fenerleri ile pusula yol gösterebilecektir ona. Bunların ikisi de verilmiştir bize.


    1890