ozan erdoğan, Vahşetin Çağrısı'ı inceledi.
Dün 03:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Çocukluğumun kitabı. En azında "Üç Anadolu Efsanesi" ve "Orman Çocuğu Mogli" ile beraber çocukluğum kitaplarımdan birisi. Evet ben de bir zamanlar çocuk oldum. bizim zamanımızda internet de yoktu kütüphaneler de yaygın değildi. Benden büyük olan kuzenlermin ve rahmetli babamın kitaplarını okur okur dururdum. Ve bunların içinde en çok okuduğum üç tane yukarıda saydıklarımdı işte. Ama vahşetin çağrıı bam başkaydı çünkü ana karakter aslında bir kurt köpeğiydi. ve özümüzdeki yabaniliği anlatıyordu! Ömrümün sonraki yıllarında Jack London kitaplarını sorgusuz sualsiz okuma nedenim olmuş kitaptır . . . Sadece o yüzden bile saygıyı hak eder!

Sema Özaslan, bir alıntı ekledi.
18 May 15:52 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Babam derdi ki bizim zamanımızda bir insanın efendiliği kitaplarından anlaşılırdı; oysa bugün geri vermediği kitaplardan anlaşılıyor."

Ses ve Öfke, William FaulknerSes ve Öfke, William Faulkner

"Nasıl 65 yıl evli kaldınız?"

"Bizim zamanımızda bir şeyler kırıldığında çöpe atılmaz, tamir edilirdi. Bu yüzden..."

@kitapfisiltisiofficial, Kasedi Başa Sardır'ı inceledi.
12 May 17:13 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Unutulmuş birer birer eski günler eski günler...
Düşünüyorum da zaman nasıl hızlı geçiyor. Çocukken, büyüklerimizin ağzından duyduğumuz "bizim zamanımızda" ile başlayan cümleleri şimdi biz kuruyoruz. Çocuklarımızın büyümesine sevinirken kendimizin de büyüdüğünü unutuyoruz.
.
Hayat, koşullar, teknoloji ne kadar ileri gidip bizi rahatlatsa da galiba yine memnun değiliz. İçten içe, eski gelenek, görenek ve adetlerimizi, dostluklarımızı, yorulsak da her şeyi kendi elimizle yaptığımız işleri, masum aşkları, samimi duyguları özlüyoruz. Hiç bitmeyen aile sohbetleri, çıkarsız komşuluk ilişkileri, tatil için fırsat olarak görülmeyen bayramlar, internetsiz telefonlar, televizyonda defalarca izlediğimiz Türk filmleri, anlam yüklü sözleri ile bizi mest eden şarkılar, tertemiz duygularla yaşanan aşklar ve daha niceleri... Bu kitapta aradığınız herşeyi bulacaksınız.

Pelin levent, bir alıntı ekledi.
11 May 00:11 · Kitabı okuyor

Bundan 130 yıl önce harikalar diyarini ziyaretinden sonra alice bir aynanin icinden geçti; tersine dünyayı kesfetmek için. Alice bizim zamanimizda tekrar dünyaya gelseydi,bir aynanin icinden gecmesine gerek kalmazdi. Pencereden bakmasi yeterdi.

Tepetaklak, Eduardo GaleanoTepetaklak, Eduardo Galeano

Mehmed Uzun
Okuyorum, duyuyorum. Hayır, hiçbir şey değişmiyor. Kim insanların, devirlerin değiştiğini söylüyorsa yalan söylüyor. Her şey olduğu gibi. Bizim zamanımızda da böyleydi. İnsanlar kin ve nefretin içinde boğuluyordu. Aynen bugün olduğu gibi.

Gökhan, bir alıntı ekledi.
24 Nis 13:54 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eskilerdeki eğitim sonuçları ile bizdeki eğitim sonuçları arasındaki fark
Bugün ise, üç birbirine zıt eğitim alıyoruz: babalarımızdan aldığımız eğitim, öğretmenlerimizden aldığımız eğitim ve hayattan aldığımız eğitim. Üçüncü eğitim sürecinde bizlere anlatılanlar, ilk iki eğitimde verilen bütün fikirleri tersine çeviriyor. Bu durum bir ölçüde, bizim zamanımızda var olan, dinin emrettikleri ile hayatın gerektirdikleri arasındaki zitliktan kaynaklanıyor. Oysa eskiler böyle bir durumla karşılaşmamıştı.

Kanunların  Ruhu Üzerine, Montesquieu (Sayfa 44 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)Kanunların Ruhu Üzerine, Montesquieu (Sayfa 44 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)
şükriye tuğçe gümüş, Posta Kutusundaki Mızıka'yı inceledi.
21 Nis 23:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

90'lı yılların öncesinde ve ortasına kadar cep telefonu bugün kadar yaygın ve çeşitli değildi dahası benim hatırladığım hatta bizim evimize giren ilk cep telefonu Sabah gazetesi kuponlarını biriktirip gidip bayiden aldığım Nokia 3210 cep telefonu ve yanında verdikleri muhabbet hat ve kartı idi.Evimizde ahizeli telefon vardı onunlada öyle boş konuşmalar olmazdı.Az ve öz konuşurduk. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bizim zamanımızda cep telefonlarında ki mesajlar yerine,en yaygın olan "mektup" yazmak vardı
Rahmetli babam ablamla bana hadi kızlar mektup yazalım dediğinde bi heyecan olurdu içimde."Sevgili diye başlayan satırlar günlük olaylardan bahsedip özlemle ellerinden öper sağlıcakla kalmanı dilerim" diye son bulan cümle kalıpları olurdu. Ne güzel günlerdi ne çok özledim o günleri.Şimdi o günlerden eser yok.Bazen teknolojinin eskiyi silmesine üzülüyorum ama yeni icatlarla gelmesine de şaşırıyorum.Duygudan duyguya sürükleyip götürüyor.Ama bende halen eskiyi yaşatmak var çünkü beni ben yapan o güzel günleri yaşatmayı çok seviyorum.Belki hergün sayfalarca yazmıyorum ama bir iki satırda olsa yazmak.Evet belki okuyamayacak yazdığım kişi ama hissedecek bunu bilmek bile yetiyor.

Konusu ise 61 güzel özenli özel ve sizi özel hissederecek hatta geçmişi yaşatacak,durup sorgulatacak mektuplardan oluşmuş harika bir kitap.Yazarın okuduğum ilk kitabıydı iyikide okudum.Sizde elinize alacak bir solukta okuyacak ve belkide çocukluğunuza gideceksiniz şahsen ben gittim.Ve size en çok da kalbinize iyi gelecek

Şevket Altuğ da “sizi neden göremiyoruz” sorusuna aynen şu yanıtı vermiş:

“Türk toplumunun değerleri değişti. Türk toplumuna sunulan işlerin içerikleri değişti. Yani ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam. Eleştiri olarak kabul etsinler, biraz da yaşlılığıma versinler... Bütün yapılan işlerde tabanca, tüfek, millet birbirini öldürüyor. Bütün erkekler sakallı. Bizim zamanımızda sakal rol gerekirse bırakılırdı. Bu ortamda ben olamam. Çünkü biz yaptığımız işlerde topluma sevgiyi, hoşgörüyü, toleransı, birlikte yaşamayı, dayanışmayı öğretmeye çalıştık. Böyle bir senaryo ile karşılaşırsam yaşıma rağmen hâlâ oynayabilirim. Ama karşılaşacağımı da pek zannetmiyorum”...

Benim notum; kimse şiddetdeki tırmanıştan, nezaketsizlikten kabalıktan şikayet etmesin. Sokak Polat Alemdarlarla, Recep İvediklerle dolu.

Okuyorum, duyuyorum. Hayır, hiçbir şey değişmiyor. Kim insanların, devirlerin değiştiğini söylüyorsa yalan söylüyor. Her şey olduğu gibi. Bizim zamanımızda da böyleydi. Kan akıyordu, insanlar ölüyordu, köyler yanıyordu, çığlıklar göğe yükseliyordu. İnsanlar kin ve nefretin içinde boğuluyordu. Aynen bugün olduğu gibi.

Mehmed Uzun