Bunlar insanları Allah'ın yolundan alıkoyuyor, vaazlarında kullandıkları aşırı umut vadeden hurafelerle onları Allah hakkında yanıltıp yanlış hedeflere saptırıyorlar. Böylece vaazları insanlarda günaha ve dünya sevgisine cüret oluşturuyor. Özellikle vaizin pahalı kıyafetleri ve lüks binekleri varsa, hâli tepeden tırnağa dünyaya düşkünlüğünü gösterir. Bunların bozdukları onardıklarından çok daha fazladır. Hatta bunların hiçbir şeyi onardıkları da yok, bilakis çok insanı yoldan çıkartırlar.
Seyda Bediüzzaman da vaizler (tebliğci) için böyle diyor...
"Vaiz hem hakîm, hem muhakemeli olmalıdır. Evet muvazenesiz vaizler, çok hakaik-i neyyire-i diniyenin husufuna sebeb olmuşlardır.
Zaman-ı hâzırayı zaman-ı sâlifeye kıyas ederek, yalnız tasvir-i müddeâyı parlak ve mübalâğalı gösteriyorlar. Tesir ettirmek için ispat-ı müddeâ ve müteharrî-i hakikati iknâ lâzım iken, ihmal ediyorlar."
..bir zaman –küçüklüğümde– hayalimden sordum: “Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?” dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden “Ah!” çekti. “CEHENNEM DE OLSA BEKA İSTERİM.” dedi.
Seîdê Kurdî
Evet, sünnet-i seniyyeye ittiba, mutlaka gayet kıymettardır. Hususan bidaların istilâsı zamanında sünnet-i seniyyeye ittiba etmek daha ziyade kıymettardır. Hususan fesad-ı ümmet zamanında sünnet-i seniyyenin küçük bir âdabına müraat etmek, ehemmiyetli bir takvayı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor. Doğrudan doğruya sünnete ittiba etmek, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı hatıra getiriyor. O ihtardan, o hâtıra, bir huzur-u ilâhi hâtırasına inkılâb eder.