1000Kitap Logosu
M
M
M
TAKİP ET
M
@blackcenturion
Amor patriae nostra lex.
KOÜ/İÜ
Kocaeli
27 Temmuz
163 okur puanı
23 Ağu 2020 tarihinde katıldı.
119
Kitap
14
İnceleme
1.055
Alıntı
48
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
M
bir alıntı ekledi.
ÜÇ KADIN, ÜÇ İDAM
28 Şubat 2007'de 31 yaşındaki Wassan Talip, 25 yaşındaki Zeynep Fadil ve 26 yaşındaki Liqa Ömer Muhammed adla rinda üç Iraklı kadın hakkında, 3 Mart tarihinde idam edilmeleri kararı alındı. Bağdat'taki el Kazimiye Hapishanesi'nde infaz gününü bekleyen kadınların tek suçları vardı; işgale direnmek. Sadece dört yıl içinde bir milyona yakın insanın ölü müne, yüz bin çocuğun katledilmesine, binlerce insanın esir kamplarında toplanmasına, Ebu Gureyb gibi, benzerlerinin hâlâ ülkenin her tarafında bulunduğu; işkence ve tecavüzlerin kol gezdiği hapishanelerin işletilmesine, Kuzey Irak'ta bile var olan çocuk ve kadınların tutulduğu gizli merkezlerin kurulmasına yol açan işgale karşı çıkmak. Üç kadın, işgal güçlerinin merkezi olan Yeşil Bölge'de saldırı ve bir ABD askerînin ölümüne neden olmaktan idam cezasına çarptırıldı. Irak ceza kanununun "Ülkenin bağımsızlığına, birliğine veya ülke topraklarının güvenliğine halel getirmek kastıyla kendi iradesiyle eylemde bulunan her kes, bu eylem doğası gereği böyle bir ihlale yol açtığında, "ölümle cezalandırılır" maddesine göre suçlu bulundular! Hangi halk, hangi güvenlik? Köleleştirmeye karşı çıkan, özgürlüğünü ve onurunu isteyen bir halk mı, uyuşturulan, yok edilen, süründürülen bir halk mı? Bu ülkede halkın güvenliğini, huzurunu düşünen kim var? Güvenliğini bu kadar önemsedikleri bir halkı dört yıldır nasıl da kırıp geçiriyorlar! Çirkin, işbirlikçi, yağmacı bir zihniyetin, küresel işgal çetesine hizmetçilikten başka ne özelliği var?
1
M
bir alıntı ekledi.
11 Eylül sonrasının toz dumanı arasında, bu büyük dönüşüm sürecini dikkatle izleyip israrla yansıtmaya çalıştım. 2003 yılında hazırlanan "Civil Democratic Islam: Partners, Resources and Strategies" başlıklı çalışma, içeriği itibariyle Müslüman coğrafyada derin bir bölünmeyi, yırtılmayı hatta iç savaşı amaçlıyordu. Etnik çatışmalara, mezhep savaşlarına yol açacak plan, ne yazık ki, Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri, cemaatler ve sivil toplum örgüt leri üzerine temellendirildi. Bir köklü devrim harekâtı olarak tanımlandı. Bir yıl sonra "U.S. Strategy in the Muslim World After 9/11" başlıklı yeni bir çalışma yayınlandı. 567 sayfalık çalışma, bir öncekinin devamıydı ve açık cepheleri, yaşadığımız coğrafyada oluşturulacak kamplaşmaları içeriyordu. Her iki çalışmada Müslümanlar şu kategorilere ayrılıyor: Şii-Sünni bölünmesi: Müslümanların büyük çoğunluğunun Sünni olduğu, Şiilerin dünya Müslümanlarının yüzde 15'ini teşkil ettiği belirtildikten sonra ABD'ye Şiilerle iş birliğine gitme önerisi yapılıyor. Arap-Arap olmayan bölünmesi: İslâm dünyası Arap ve Arap olmayan olarak ikiye bölünüyor. İslâm'ın ağırlık merkezi Arap olmayan ülkelere kaydırılması ve ABD'nin, bu bölgelere yönelmesi isteniyor. Ilımlı Müslümanlar Enternasyonali: Liberal ve ılımlı Müslümanlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla bir "Uluslararası Mekanizma" olarak "Ilımlı Müslümanlar Enternasyonali" oluşturulması isteniyor. Radikal birlikteliklerin dağıtılması: Bu çevrelerin birbiriyle bağlantılarının zayıflatılıp yok edilmesi, destek bağlantılarının kesilmesi, zayıflatılıp ılımlıları öne çıkarmak için kritik bölgelerde merkezler açılması isteniyor. Medrese ve cami reformu: Dini eğitim veren yerlerin denetimi için "Yüksek Eğitim Akreditasyon Merkezleri"nin ku rulması, cami ve medrese reformunun hükümetler ve ılımlı gruplar üzerinden yürütülmesi isteniyor. Sivil İslâm'ın desteklenmesi: Ilımlılığı ve modernliği savunan Müslüman STK'lar, Müslüman dünyaya yönelik ABD politikalarının temel bileşenidir. Dolayısıyla seküler ve ilimli çevrelerin güçlendirilmesi, diğerlerinin para kaynaklarının kesilmesi gerekiyor. Kültürel istihbarat: ABD, Müslüman ülkelerde bugüne kadar yürüttüğü istihbarat, psikolojik operasyonlar ve sivil çalışmaların yanı sıra bölge ve dil uzmanları üzerinden kültürel istihbarat alanında da çalışmalarını yoğunlaştırmalı. Medeniyet içi çatışmanın izlerini taşıyan bu çalışmalardan sonra bu yıl Mart ayında 217 sayfalık bir açık savaş stratejisi daha geliştirildi. Öncekilerin devamı gibi. Soğuk Savaş dönemini örnek alarak Müslümanların nasıl alt edileceği, nasıl bir biriyle savaştırılacağı zikrediliyor. "Building Moderate Mus lim Network" (Ilımlı Müslümanlar Ağı Oluşturmak) başlıklı rapor, "İslâm tehdidi"nin Batı için yine Müslümanlar tarafından yok edilmesini amaçlıyor. Yani yukarıdaki kategorilere göre bir iç çatışma senaryosu yazılıyor. Kendi ifadeleriyle bir Yol Haritası. Aynı kurumlar ve aynı kişiler tarafından, aynı hedefler için... Bu çalışmanın ABD güvenliği ve çıkarları için ne anlam ifade ettiğini de içeren ve Müslümanlara karşı "Soğuk Savaş" ilan eden raporda Ilımlılar İttifakı için ne yapılması gerektiği, kimlerle iş birliği yapılacağı sıralanıyor. 2005 yılında yazdığım "Ilımlı Müslümanlar Enternasyoneli" için bakın kimlerle iş birliği yapılacak? 1- Liberal, laik bilim adamları ve aydınlar. 2- Genç, ılımlı akademisyenler. 3- Kanaat önderleri. 4- Kadın hareketi öncü leri. 5- Ilımlı gazeteciler ve yazarlar. Peki, neler yapılacak? 1- İş birliği yapılacak isimler, gruplar, kuruluşlar ve STK'lerin eğitilmesi. 2- Medyanın bu faaliyetlerin duyurulmasın da etkin olarak kullanımı. 3- Bu çevreler için siyasi ajanda oluşturulması. Oluşturulacak çekirdek kadro üzerinden, Kurtuba gibi, İslâm'ın sembol şehirlerinde, toplantılar düzenlemek. Washington gibi merkezlerde toplantılar düzenlemek, ılımlı Müslümanları eğitmek, ziyaretler planlamak... Bütün bunlar, o raporlar yayınlandıktan sonra büyük oranda uygulandı. Bugünkü çatışmaların birçoğunun temelinde işte bu projeler vardır.
2
M
bir alıntı ekledi.
ABD eski Başkanı Jimmy Carter, İsrail'in elinde 150 nükleer bomba olduğunu söylüyor. Bölgede 13 ülke resmen nükleer çalışmalara başladığını deklare etti. Kaynaklar ve hegemonya arayışları yüzünden öyle acımasız bir yıkım uygulanıyor ki, bırakın toplumları ve ülkeleri, aileler bile bölünür oldu. Bu bölgenin ahmaklarının da yardımıyla 21. yüzyılı inşa etmeye girişenler bizim için 20. yüzyıldan daha beter bir ge lecek tayin etmeye çalışıyorlar. Öyleyse biz buna direneceğiz. Bunu yaparken de kendimizle barışacağız. Onlar savaş isterken bizler inadına kardeş olmanın yollarını arayacağız, aramalıyız. Başka da yol görünmüyor. Adına ister "Osmanlı barışı" densin isterse başka bir isim bulunsun. Gerekirse acı fedakarlıklar yaparak kendi geleceğimizi kendimiz kurmak zorundayız. Çünkü başkalarının bizim için kurduğu bir gelecek hiçbir zaman olmayacak!
3
M
bir alıntı ekledi.
Kuzey Irak merkezli olarak Türkiye, Iran, Suriye'de etnik çatışma, Filistin'de Hamas-El Fetih çatışması, Darfur'da Arap-Afrikalı çatışması, Iran'da ayrıca Fars-Arap çatışması, Mısır'da Kıpti, Cezayir'de Berberi sorununu tahrik etme ve bütün bölgede Şii-Sünni gerilimi gibi bölgenin zaafları üze rinden bir dizayn çalışması yürütülmektedir.
2
M
bir alıntı ekledi.
Ve birçok önemli not daha: İslâm Konferansı Örgütü'nü oluşturan 57 Müslüman ülkenin aldığı bir karar var. Bölgede hiçbir sınır değişikliği bu 57 ülke tarafından tanınmayacak, kabul edilmeyecek. İKÖ ilk kez bu denli gerçekçi bir karar alıyor. Irak bölünse, Kuzey Irak'ta bir devlet kurulsa bile İKÖ bunu kabul etmeyecek.
1