• Epeydir kütüphanemde duran bu dergiyi okuma fırsatı buldum sonunda. Blue Jean, geçmişte çok fazla okuyucusu olan popüler bir gençlik dergisi. Kendileri (yazarları) yeni yayın hayatlarında artık olgunlaşma kararları aldıklarını yazsalar da, durum pek öyle gözükmüyor. Derginin önemli bir kısmı Star Wars: The Force Awakens filmi, Star Wars geçmişi, reklamları, oyunları... yani Star Wars alt kültürü üzerine yazılmış. Ve benim gibi Star Wars'a pek ilgi duymayan okuyucular için bu üzücü bir durum.

    Bu sayı benim gözümde hayal kırıklığıydı açıkçası, dergi yayın hayatına devam ediyor mu onu da araştırmadım. Bu sayıyı tavsiye edebileceğim tek kesim, iflah olmaz Star Wars hayranları, hatta fanatikleri olacaktır. Aslında onlara bile pek bir şey ifade etmeyebilir bu sayı, dergi genel-geçer bilgilerle dolu.
  • '70'lerin başında John Lennon sınırların olmadığı bir dünya ütopyasını paylaşırken, '70'lerin sonunda Pink Floyd etrafımızı çevreleyen duvarlara ve sınırlara dikkat çekerek bizi hayal dünyasından çıkarıp gerçek dünyaya dönmemize sebep oluyordu.

    Dipnot: https://youtu.be/YR5ApYxkU-U Another Brick In The Wall
  • Mezarlıkta çalınan ıslık gibi, karanlık ne kadar büyürse onu aydınlatmak için yeni bir şarkı yazma ihtiyacı hissedecek birisi. Evet belki bu bir savaş ve hiç bitmeyecek. Ama dünyada sonuncumuz da kalsa, ağıdını yakarken yine müzik orada olacak.
    Blue Jean Dergisi
    Sayfa 42 - Çetin Cem Yılmaz
  • Rock ve metal camiasının Türkiye'de bir türlü büyüyemediğinden ve genel olarak kötü karşılandığından hep şikayet edilir. Çok da katılmıyorum bu duruma, hak ettiği ilgiyi göremiyor demek yeterli. Büyüyemiyor, sevilmiyor... bunlar ülkemizde bu tarza gönül vermiş insanlara hakaret etmektir. Zaten pop müzik kadar geniş bir kitlesi olsun istemem, bilen ve anlayan dinlesin yeter. O yüzden boşu boşuna rock ve metal müziğe "kuru gürültü" diyen sanattan ve muziğin ruhundan uzak beyinlerle boşu boşuna laf yarışırmaya gerek yok. Bizler kaliteli müziğin keyfine varırken onlar "gece gölgelerinin rahatına bakabilirler."

    Biraz sert bir giriş yapmış olabilirim ama söylediklerimin de sonuna kadar arkasındayım. Bu ülkede yalnızca güzel müzik dinlemek için bir araya gelen insanların canına, kendilerini ahlakın temsilcileri olarak gören bir grup insan tarafından (polemiğe girmemek için çok detay vermek istemiyorum, zaten işaret ettiğim nokta belli) kast edildiği zamanlar oldu. Metal müzik seven herkesin şiddete meyilli olduğunu ve insanlara zarar vereceğini düşünüp, bunu engellemek için büyük bir grup insanı öldürmeye çalışmak da zaten çok güzel bir çözüm önerisi, ayakta alkışlıyorum. Evet bu bahsettiklerim uzun zaman olmuş olabilir. Fakat maalesef bugün bile hala bu gerici zihniyete hizmet eden insan müsveddeleri mevcut. Sevdiginiz müziği yaparken veya dinlerken her kesimden insana ve icra ettikleri müziğe saygınız olursa bir sorun olmuyor, bi' deneyin göreceksiniz. Metal müziğe cephe alan insanların çoğunun bu müzik hakkında en ufak bir fikri yok.

    Müzik konusunda eleştiri yaparım. Zaten kendi tarzım dahilinde olanlara özel olarak ilgi gösterip özel olarak fikirlerimi belirtirim. Bana uzak olan isimlerin de ne olduğunu bilmek ve onlar hakkında fikir sahibi olmak istediğim için her zaman araştırırım. Yani, tutup iki parçayı az buz dinleyip "En iyi müzik bangır bangır metaldir lan!" diye bağırmıyorum, her tarz hakkında fikir sahibi olduğum için en kaliteli müzik rock ve metaldir diyecek kadar "biliyorum" ve bununla gurur duyuyorum.

    Rock ve metal müzik altında o kadar çok subgenre (alt tür) barındırır ki, bu alanda ciddi bir akademik araştırma yapmadıysanız her biri hakkında her şeyi bilmeniz imkansız gibi bir durum ortaya çıkarır. Ben de buna dayanarak her zaman şunu iddia ederim; herhangi bir müzikseverin rock ve metal subgenreleri arasında kendine yakın hissedeceğini en az bir tür mutlaka bulunur. Bu da önyargıları bir kenara bırakmak için gerekli bir sebep değilse, daha ne olabilir bilmiyorum.

    Grammy'lerde hala rock ve metal için ayrı kategori vardır ve yılın en iyi parçaları ve albümleri kategorilerine dahil edilmezler. Gerçi elbette, stratejik düşünmek lazım; Metallica'nın Hardwired... to Self-Destruct'ta yaptıkları karşısında Adele veya Bruno Mars gibi isimlerin ne kadar şansı olabilir ki? Ayrıca daha tarzları birbirinden ayırmayı beceremeyen bir seçici kuruldan ne denli iyi bir karar bekleyebiliriz bunu da düşünmek lazım.

    Evet, bu kadar yazıp içimi dökerken (ki hala konuşacak çok şeyim var, konuşmak isteyen lütfen ulaşsın!) yazıda asıl ele almam gereken konuya tam olarak değinmediğimk fark ettim. "Tam olarak" diyorum, çünkü yazımda görmüş olduğunuz belli bölümlerin detaylı ve çok daha profesyonel açıklamalarını Headbang'de bulacaksınız. Zorluklar içinde her zaman biz müzikseverlerle olmak isteyen "gürültülü azınlığın sessiz çığlığı" (Pentagram davulcusu Cenk Ünnü'nün birebir ifadesidir) Headbang işleri bir üst seviyeye taşıyacağının sinyallerini verdiği için mutluyum, gururluyum ve bunun gibi birçok duygu içindeyim. Yayın hayatına Blue Jean dergisi yanında verilen bir ek olarak başlayıp sonrasında BJ'nin de önüne geçen bu başarılı topluluk maalesef son zamanlarda piyasadan çekilmek zorunda kaldı. Son zamanlarda her sayfasında black metal veya deathcore görmekten sıkılmış olsam da (saygım sonsuzdur, fakat dinlemeyi tercih etmediğim subgenrelerdir) her daim keyifle takip ettiğim bir süreli yayındı Headbang. Bu yüzdendir ki, dergiden çok arşivlik bir eser tarzında yayın hayatına tekrar giriş yapacaklarını duyduğumda tabi ki çok mutlu oldum. Umarım hak ettikleri desteği görürler ve bu adımlarının devamı gelir.

    İçerik, alıştığımız Headbang formatı ile aynı. Çoğu şey aynı şekilde duruyor, elbette belli başlı yenilikler de mevcut. Her satırını keyifle okumayı özlediğim bir tatmış Headbang, bunu fark ettim. Bu arşivlik eser de ekibin yıllar boyunca yaptıklarını daha geniş kapsamlı yazılarla ve içerikle tekrar sevenleriyle buluşturuyor. Keşke dediğim ve daha geniş yer bulmasını tercih edeceğim belli kısımlar olsa da, Headbang'in bu gümbür gümbür dönüşü karşısında heyecanlanmadan edemiyorum. Umarım temennileri gerçekleşir, hak ettikleri desteği bulurlar ve bizlerle olmaya devam ederler.

    Not: Dostlarım, abilerim, ablalarım... Her şey iyi hoş da hala neden Bullet For My Valentine'dan Temper Temper'ın birinci nesil metalcore albümleri arasında olduğunu bi' çözemedim.
  • Müzik ile edebiyat arasında köprü kurmayı amaçlıyan dergi Blue Jean dergisi ve daha eskilerden (bilenler bilir) Laneth fanzin ve Non Serviam'la tanınan Çağlan Tekil'in de müzik yazılarını barındıran dergi.