Ama ne doğu toplumlarının dilenciye ve onun töresine yaşama hakkı tanıyan ahlâkını taşıyabilen bir toplum olabiliyoruz, ne de batının hizmetsiz ve servissiz hiçbir ödeme yapmayan ödünsüz tutumunu benimseyebiliyoruz.
Çocuk yaşta bile, kendinizi bütün oyunların dışında görürseniz size yanılsamasına kapılacağınız hiçbir oyun kalmaz; taş gibi bir gerçeklik duygusuyla büyürsünüz.
Günümüzde kaybetmek, kaybeden biri olmak bile bir başka statünün bir entelektüel statünün simgesi oldu. Ortalık sahte “kaybeden”lerle kaynıyor. Kaybedenlerin mitolojisinden kendilerine macera ve tarih istiyorlar. Yani kaybeden olanın kazançlarını istiyorlar. Oğuz Atay’dan sonra nice irili ufaklı Oğuz Atay çıktı ortaya. Bir dolu sahte tutunamayan... Hayatın”out” ettikleri kültür dünyasının “in”leri olmaya çalıştı.
Ne zaman, “Kadının yapıcı, onarıcı, süslemeci doğası,” dense ardından, marazi bir titizlikle sürekli düzenlenen ve süslenip duran eşyalarla çatılan ev içi hayatından gönüllü bir hapishane yaratma koşullarının meşrulaştırılması gelir. Böyle zararsız görünen gündelik ayrıntıların yalancı mitolojisinden hafife alınmayacak görünmez hapishaneler üretilir.