144 syf.
Bob Ross: Belki şurada bizlere beş yüzyıldır gülümseyen natüralist vardır. Natüralist: Öldüm ben öldüm. Beni sal artık Bob. Beş yüzyıl boyunca resim sanatına egemen olan doğa figürüne karşı yirminci yüzyıl başında başlayan başkaldırıyla sanatta ortaya çıkan kalıcı değişim süreciyle Sürrealist akımın sanatı özgürleştirici etkisini bağdaştıran harika bir kitap. Natüralizmin akıl sınırları içinde sürekli bir kendini tekrar etme durumu beş yüzyıl sürmesi, yine aynı akıl tarafından isyanla karşılaşmıştır. Sanat, akli sınırlar ve bilinç hareketleri kalıplarından çıkarak bilinçaltı ve bilinçdışı alanlara yönelmiştir. Sürrealizmin, kübizmin, ekspresyonizmin ve diğer akımların öncülük ettiği bu süreci bir yandan Freud psikanaliziyle anlatan yazarımız, diğer taraftan sosyokültürel değişimlerle ele almış. Sanattaki bu köklü değişimin özünü resim sanatından aldığını ve oradan diğer sanatlara sıçradığını savunan yazarımız çok da haksız sayılmaz. Ancak bugün, hem ekonomi hem de toplumsal eğlence getirileri fazla olduğu için bu değişim müzik üzerinden yaşanmaktadır. Bu o kadar hızlı gelişmekte ki, kapitalizmin endüstriyel üretim mantığı birbirinin aynısı ürünlere çokça maruz kalmamıza neden olmakta, diğer sanat dalları da bu alana pek fazla girmeden varlıklarını kendi özlerinde korumaya çalışmaktalar. Bu noktada kitaptaki genel geçer tespitler oldukça isabetli. Bu yüzden her okurun elinde bulunması gereken kitaplardan diyebilirim. İlgilisine şimdiden keyifli okumalar.
kamera
Sanatta Devrim
kamera
Nazan İpşiroğlu
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.9/10 · 25 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
136 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Pişmanım...
Hangi kitap, hangi makale , hangi inceleme nerden bilmiyorum ama uzun zamandır alışveriş listemde bulunan bir kitaptı. Resim sanatı hakkında ki bilgim Ressam Bob Ross'dan da öteye gitmez. Amsterdam'da da Van Gogh müzesinin önünden geçmişliğim var. Belki müzenin kendisi de olmayabilir; müzenin afişi de olabilir.Konuyla ilgim bundan ibaret. Yıllardır alışveriş listesinde olmasından ibaret alıp okuyayım dedim. Her sayfada kendime lanet okudum. Kırk yaşına merdiven dayamış biri olarak neler kaçırmışım meğer . Çile, ekonomik zorluklar , dönem şartları ve yaşadığı ağır travmalara mektupların yazıldığı dönem içerisinde bir bir şahit oluyorsunuz. Bir galeride resim satıcısı olan kardeşi ile arasında geçen yazışmalar içinde kendinden önceki ressamlara , dönemindeki ressamlara ve klasik edebiyatın krallarına doğru muhteşem bir yolculuğa çıkıyorsunuz Belki 2-3 saatte bitecek bir kitap. Ama her sayfa da bahsettiği eserler ve ressamların detayına indiğinizde hiç de göründüğü gibi ince bir kitap değil. Ben bilmeden derleme mektuplardan oluşan Remzi Kitabevi baskısını aldım. Şimdi ki aklım olsa tüm mektuplarını içeren YKY baskısını alırdım. Zira #okudumbitti hashtagi ile hava atılacak bir eser olmadığını düşünüyorum. Çok enteresan bir kişilk Van Gogh. Yaşadığı tüm zorluklarda hatayı hep kendisinde aramış ve sorunların çözümünü daha çok çalışarak aşmaya yönelmiş. Adaletsizsin be dünya. Bugüne kadar okumadığım için kendi cahilliğime kızıyorum. Bugüne kadar kendimi bu dünyadan uzak tuttuğum için yine kendime kızıyorum. Ama şurada bir teselli buldum. Bu baskısı bile bu topraklarda 11.Baskıya ulaşmış. Selam olsun bu güne kadar benim gibi gözünü kapamayan herkese.
kamera
Theo'ya Mektuplar
kamera
Vincent Van Gogh
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.5/10 · 3.739 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
Puan vermedi
Görgümüz Artsın
Şiir okumakta zorlanan bir insan olmama rağmen Ahmet Murat'ın şiirlerini pek severim. Birkaç yıl önce Belki de Üzülmeliyiz isimli ilk deneme kitabı, yazarın şiirlerinden sızan Müslümanlığı, sükûneti ve bilgeliği içinde taşıyordu, güzel bir sürprizdi. Sonrasında gelen Kuşlarla Sohbetin Şartları ise Ahmet Murat şiir yazmayı bırakıp sırf deneme yazsın denecek kadar iyi bir seçkiydi. Şimdi ise Avarelik Görgüsü ile çıkageldi yazarımız. Denemeler yine önceki iki kitaptan aşina olduğumuz bir üslûpla kaleme alınmış, okuması rahat ve uzunluk olarak da çoğunlukla üç sayfacık. Önceki kitaplardan hareketle yazarın artık biraz daha uzun ve ayrıntılı denemeler yazmasını istiyordum ama yazar aynı şekilde devam etmeyi tercih edecek gibi görünüyor. Aslında kolay okunabilirlik için iyi bir şey bu; ama bazı yerlerde keşke biraz daha açsa konuyu demeden edemedim. Yazarın üçüncü deneme kitabı olması hasebiyle, siz de eğer bunu üçüncü deneme kitabı olarak okuyacaksanız, bir tekrara düşmüşlük hissi yaşamanız olası. Ayrıca denemelerin özellikle de dünyevi meseleler üzerine olanlarında hissettiğim sekülerimsi yaklaşım da (çok da işaret edememekle beraber) kitabı biraz yabancılamama sebep oldu diyebilirim. Yine de kitaba ismini veren Avarelik Görgüsü isimli denemeyi ve çoğunlukla kitabın ikinci yarısındaki denemeleri beğendiğimi söyleyebilirim. Rahat ama aynı zamanda göz açan bir okuma. Not: O ne güzel kapak. Çok güzel kapak. Maşallah kapak. Bob Ross kapak. Harun Tan'ı tebrik edelim.
kamera
Avarelik Görgüsü
kamera
Ahmet Murat
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.9/10 · 674 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
88 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Herkese merhaba bu incelememi bu kitap için yapmayı uygun gördüm çünkü az sayıda okunmuş bu uygulamada. Öncelikle okunup okunmama konusunda kararsız kalacak bir durumu yok kitabın zaten 88 sayfa bir şey bu yüzden o riski rahatça alabilirsiniz. Kitapta “Yürümek”, “Bir Kış Yürüyüşü” ve “Gece ve Ayışığı” adlı 3 deneme var ve düşüncelerini akıcı bir şekilde dile getirmiş. Onca yıl öncesinden yazıldığı halde bazı düşünceleri geçerliliğini koruduğu için şahsen üzüldüm bir adım yol kat edemediğimiz için. Yazarla bir yürüyüşe çıkıyorsunuz ve bizzat sizinle konuşuyor yol boyunca ve çok güzel ayrıntılara değiniyor böylece de sizi kendine çekiyor kitap. Yazar gördüklerini anlatırken aklıma ünlü ressam Bob Ross geldi bazı betimlemeleri onun resim yaparkenki konuşmalarını anımsattı. (Özellikle ikinci denemede) Düşüncelerini anlatırken yaptığı alıntılar, verdiği ilginç bilgiler ve gerek kendi yazdığı gerek başka yazarlardan paylaştığı şiirler çok hoşuma gitti. Malum koronadan dolayı madem dışarı çıkamıyoruz bu kitapla beraber güzel bir doğa yürüyüşüne çıkabiliriz. Burada “Doğaya sahip çıkalım, koruyup kollayalım.”diye nutuklar atmayacağım ve öyle düz bir şekilde anlatmaktansa sanatla beraber yazarın yapmış olduğu gibi anlatmanın çok daha etkili olacağını düşünüyorum o yüzden yazara ayrıca saygı duydum. Zaten yazardan için ilk çevreci aktivist diye bahsediliyor. Fazla uzatmadan sözlerimi bitireyim herkese kitabı herkese öneririm, keyifli okumalar dilerim. :)
kamera
Yürümek
yildiz
6.7/10 · 1.892 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
219 syf.
Reggae var, gam yok!
“Sadece çocukken güler insan, diğerleri palavra. Çünkü insan büyüdükçe komikliklere değil, acılara gülmeyi öğrenir aslında.” Bob Marley "Mutluluk için ne az şey gerekir! Bir tulum nağmesi. Müziksiz bir yaşam, yanılgı olurdu." Putların Alacakaranlığı - Friedrich Nietzsche "Bob"ları severim; Bob Ross gibi, Bob Dylan gibi, Bob Marley gibi.. Aileden biri gibi yani. Ne demişidim," Her Bob Zion'a çıkar!" Sahi bir düşünün, müziksiz bir dünya? Hele de Reggae’siz bir dünya nasıl bir yerdi acaba? O kadar eskiyi bilemem ama şimdi size Reggae’nin doğuşunu ve benim için anlamından bahsedeceğim, elbette ki bu kitap bağlamında. Şimdi şu şarkıyı açıp Reggae dünyasına yumuşak bir giriş yapalım. Değişim için çal etkinliğinin Bob Marley ayağı: youtu.be/4xjPODksI08 Önce Rasta ile ilgili anahtar kelimeleri verelim: RASTA,RASTAMAN: Rastafari dinini kabul etmiş, o dine inanmış kişilere verilen ad. RASTAFARİ: Eski Etiyopya İmparatoru Haile Selassie’yi Siyah Mesih olarak niteleyen ve onu tanrının yeryüzündeki yansıması olarak gören dini ve felsefi hareket. Bu isim Heile Selassie’nin gerçek adı olan “Ras Tafari” den alınmıştır. BABYLON : Rastafari dininde, bu dünyayı belirten sözcük. “Bu dünya” ile anlatılmak istenen acılar, sıkıntılar, pislik ve kötülüğün birleşimi olan bir yaşama biçimidir.Rasta’lara göre Babylon, beyazlara özgüdür ve “Babylon sistemi” nin koruyucuları da onlardır. (bugünün para babalarını sayabiliriz). Babylon geriletici, gelişmeyi köstekleyici ve insanı ota çevren bir yaşam biçimidir.( günümüz yaşam şartları için kullanabiliriz) DREADLOCK: Saçların hiç kesilmeden uzatılarak, omuzlardan aşağıya bırakılmasıdır. “Dreadlock” ta toka, örgü, saç bağı gibi şeyler kullanılmaz. Zamanla birbirine dolanır ve bildiğimiz rasta örgüsü şeklini alır. Yıkanmazlar, yıkanırsa da doğal sabunla ve çok az sıklıkla yıkanması gerekir. Bu saçlar bilinci simgeler ve Rasta’yı uyanık tutar. GANJA: Marijuana’ya rastafaryan anlayışta verilen ad. HERB: Bkz. “Ganja” HYPOCRITE: İngilizce anlamı “ikiyüzlü” olan bu kelime ile sömürgeci ve baskıcı beyaz yönetimler ve onların temsilcileri işmar edilir. Kimi zaman yardakçılar olarak da kullanılır. Bob Marley çok sefer kullanmıştır şarkılarında. JAH: Rastafari dininde tanrıya verilen ad. Yehova sözcüğünden elde edilmiştir. MENTO: Reggae’nin en eski atası olarak bilinen, Jameika’daki ilkel folk müzik türü. NANTY: Kabiliyetli, becerikli kimse. SISTREN: Kız kardeş, dost, arkadaş, broooğğğ DREDREN: Erkek kardeş, yoldaş, broooğğğ TAM: Genelde yünden yağılan, dreadlock ların üzerine takılan sarı, kırmızı, yeşil renklerde olan şapkalar. ZION: Matrix filminden de hatırlarsınız, insanlığın son kalesidir. Rastafari’de, söz verilen topraklar anlamına gelir. Soyut bir kavramdır. Babylon’un zıttıdır. Ulaşılacak yer, mutluluk ülkesidir. Bize (Rastalara) yıllarca esrarkeş, müptezel, hippi, serseri, saçı sakalı karışık vs gibi ithamlarda bulunup, Reggae sound ritmiyle atan narin yüreğimizi üzdüler. Bob Marley için de çok şey söylediler. Peki ben nasıl tanıştım onunla? Şöyle: Bir yaz günü, sene 2005. Dayımın oğlundan karışık mp3 cd si doldurmuşum. Babama güç bela, borç harç aldırdığım cd çalara takmışım o cd’yi ve ılık Haziran rüzgarı saçımı, yeni tellenen sakalımı ve tüm tüylerimi okşarken, köylülerden aldığım tütünden ince bir dal sarmışım. Mavi duman havaya yükselirken ilk defa o sesi duydum. “ no woman no cry…” O an tüm dünyayı ve sahilleri dolaştım, okyanuslarda kanat açtım. Çok sonraları kim olduğunu öğreneceğim kişiyi o zaman çok sevmiştim. Kadın yok ağlamak yok, sandığım sözleri, ilerde abim düzeltti: “Hayır kadınım, ağlamak yok” idi onun anlamı. İşte o yaşımda artık bir rasta idim. Geçenlerde Beyazıt’ın oralarda geçerken sahaflar varmış, bilmiyorum oraları, gittik. Dolaşırken yerde 5 tl lik kitaplar arasında gördüm bu kitabı. Okumam lazımdı çünkü. Kitaba gelelim: “Ve gülümse, Jamaica’dasın Gel, gülsün yüzün Jamaica’da Hepimiz birlikte, Jamaica’da Şimdi gelin Jamaica’ya Duygulu kent, duygulu insanlar Görüyorum eğleniyorsunuz Reggae ritmiyle dansederken Ey güneş adası, gülümse Halkımıza yardım edeceğiz…” 6 Şubat 1945 günü St. Ann’ın az uzağında bir dağ evinde, Robert Nesta Marley yaşamla tanıştı. Yemyeşil bir dağ eteği ve yöresi. Bu köye “zamanın yavaş geçtiği yer” de denirdi. Onun doğduğu ev müze halindedir. Beyaz bir baba ve siyahi bir annenin birlikteliğinden doğmuştur ve “ben ne siyahların tarafındayım ne de beyazların” demiş. Gelgelelim babası aileyi terketmiş. Babasız büyüdüğü için tüm eş dost konu komşu ona sahip çıkmış. Büyükbabası en büyük yardımcısıydı. Onun müzikle tanışmasına vesile olmuş pek çok konuda dünya görüşünü etkilemiştir. Zamanla okuldan okula şehirden şehire geçim derdi ile savrulan aile Trenchtown’a yerleşir. Nesta burada demirci çıraklığı yapar ama aklı hep müziktedir. Yaşadığı yerde hırsızlık, cinayet, yoksulluk almış başını gitmiştir. O bunlardan hep geri durmuştur ve genelde ailesi ile vakit geçirmiştir. Bu dönemlerde Jimmy Cliff ile tanışmıştır ve müzik dünyasına adım atmıştır. Jimmy Cliff’i bunun ile hatırlarsınız belki; youtu.be/xzGV9Bl6CGg İlk plağını doldurur ama tutulmaz. Yılmadan devam eder ve “The Wailing Wailers” grubunu kurarlar arkadaşları ile. Daha sonra yeni bir soluk gelir müzik piyasasına. Bu dönemdeki siyasi çalkantılar gençleri varolma savaşına sürüklüyordu. Bir kuşak düzene karşı durmaya başlıyordu. Dayatılan hayata isyan ediyor, müziklerinde artık “rude boy” denen kültür baş gösteriyordu. Ve Wailiers bu akımın öncülerinden oldu. Daha sonra “Rastafari” olgusu ile tanıştılar. Bu öğreti ve felsefe onları, yani asileri devrimci yaptı. Gruptan ayrılan üyeler oldu zamanla. Ekonomik sorunlar baş gösterdi. Zorluklar dalga dalga geldi. İleride eşi olacak kadın Rita’yı alıp Amerikaya taşınan annesinin yanına gittiler. Geçim derdinden dolayı pek çok işe girip çıktı. Demirciliği sayesinde Chrysler fabrikasında iş buldu. Ama Sam Amca’nın çukuru onu boğuyordu ve Jamaica’ya döndü. Eski dostlar bir araya geldiler ve patlattılar bombayı: youtu.be/87HqYVb_mvA youtu.be/eZ3eA5gxiLs Ama hükümet baskısı devam ediyordu ve bir grup üyesi esrar içmekten dolayı tutuklanmıştı. Tüm bunlardan bunalan Bob bir süre çiftçilik yaptı. Yediği kazıkların sonrasında kötü insanlara şunu söyledi “ onlar hakkında kötü şeyler söylemek istemiyorum ama söyleyecek iyi şeylerim de yok.” Çünkü onun besteleri çalınıp kullanılmaya başlanmıştı. “Gerçek şu ki, herkes seni incitecek. Yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak.” Bob Marley Hepimizin bildiği şarkısı ise “no woman no cry” dır kuşkusuz. Bu parça Trenchtown’da geçen günlerini anlatır onun. “Bu büyük gelecekte Geçmişini unutamazsın, Sil gözlerini diyorum sana Hayır kadın ağlama” Artık Reggae dünyayı sarmıştır. Daha sonraki dönemlerde bazı şarkıları Jamaica’da yasaklanmış, sansüre takılmıştır. “Sakıncalı düşünceleri” müziğine yansımıştır çünkü. Gördükleri ve yaşadıklarını artık tutamaz içinde. Yasaklı şarkılara bir kaç örnek: youtu.be/4XHEPoMNP0I youtu.be/BR0fQ6wJb6A youtu.be/5Qe23LVs2O4 Amacı: insanları birleştirmekti. Tüm insanları. Tek silahı gitarıydı. Bu uğurda düzenlenen “Smile Jamaica” konseri düzenlendi. Konser bedavaydı ve tüm halka teşekkür mahiyetindeydi. Ama bir şekilde konser engellenmek istendi ve Bob Marley’in evi kurşunlandı konserden evvel. Tüm ısrar ve baskılara rağmen Bob vazgeçmedi ve sahne aldı. Saldırı engel olması amacındaydı ama halkın sevgi selini ve coşkusunu artırmaya yaramıştı. Artık bu zayıf saçları dreadlock olan çikolata renkli adam dünyayı sallıyordu. youtu.be/za01QWLXisQ RASTAFARİ Marcus Mosiah Garvey, siyahların özgürlüğünü ve kurtuluşunu savunan efsanevi 20. yüzyıl peygamberi olarak kabul edilir. Öğretisi ve yaşamı Bob Marley’i derinden sarsmıştır. Özgürlük, bağımsızlık gibi kelimelerin anlamını çok zaman evvel unutmuş, köleliğin verdiği yıkımı yaşayan siyah insanlar dünyası için Garvey ve felsefesi yepyeni bir ses, bir umut oldu. Bu öğreti tüm siyahların birleşmesi ilkesine dayanıyordu. Garvey aynı zamanda ödüncü yaklaşımlara ve bu yaklaşımların temsilciliğini üstlenen siyahi liderlere de savaş açtı. Bu liderler yaptıkları konuşmalarda, siyahların beklenen güzel günlerin bu dünyada değil, “Cennet”te gerçekleşeceğini söyleyerek,bu insanları sömürmeye hizmet veriyorlardı. “Cennete itirazımız yok” dedi Garvey, “ama şu anda dünyada yaşıyoruz. Ve çok ayrıdır. İlgimizi bu dünyaya yoğunlaştırıp özgür ve bağımsız uluslar yaratmalıyız.” En büyük düşü ise siyahları ait olduğu yere yani Afrika’ya taşımaktı. Bu uğurda taşıma şirketi kurdu ve siyahilere hizmet verdi. Daha sonra ABD tarafından cezalara çarptırıldı ve taşıma izni iptal edildi. Artık siyahlar arasında bir peygamber olarak görülüyordu. Afrika’da bir kralın tahta çıkacağını ve kurtuluşun yakın olduğunu dile getirmişti ve yıllar sonra Etiyopya’da bir kral tahta çıktı: Ras Tafari. Beklenen kral oydu. Yeni din bunun ardın doğmuş oldu böylece. Siyahların umudu olan bir din: Rastafari! Rastafari mensupları sade giyinir. Tam adı verilen 3 renkli şapkaları onları belli eder. Kırmızı: dökülen kanı, sarı: sahip olunan zenginliği, yeşil: yeryüzünün verimliliğini temsil eder. Neyse efendim. Bob Marley Rastafari ile tanıştıktan sonra müziği ve felsefesi farklı bir boyuta ulaşır. Küçücük, dar bir görüş alanına bağlanıp kalan bireyin, dünyayı ve insanlığı göremediğini, kuru, anlamsız bir yaşam sürdüğünü düşünüyordu Marley. Batı dünyası ve Batı kültürünün yaptığı buydu ona göre: insanları küçük dünyalarına, küçük yaşamlarına hapsetmek. Batılılar yani beyazlar. Artık müziği bu insanlığı ayağa kaldırmaya yöneliktir. youtu.be/oyFmNPoDbDU Babylon’un baskılarına tepki vardır artık: “Nasıl hala oturabiliyorsun orada Ne zaman çevreme baksam Acı çeken insanlar görüyorum her yerde…” Bu kadar şan şöhret neticede para demekti. Ama önce şunu bir izleyiniz dostlar: youtu.be/VjLSIauDEX0 "mülk seni zengin yapar mı? Para hayatı satın alamaz. Benim zenginliğim hayatım, sonsuza dek." Bob kazancının büyük bir çoğunluğunu yardım kuruluşlarına bağışlıyordu. Kötü durumda olan Jamaica’lılara ayda yaptığı bağış 200bin doları geçiyordu. Afrikadaki okul, kilise, hastane gibi yerlere de yardım ediyordu. Şarkıları içinde belki de en anlamlısı “Redemption Song” olsa gerek: “Kurtarın kendinizi zihinsel kölelikten Kendimizden başkası özgür kılamaz aklımızı” “Eşlik etmeyecek misin Bu özgürlük şarkılarına ? Çünkü tek sahip olduğum, kurtuluş şarkıları, Kurtuluş şarkıları” youtu.be/QrY9eHkXTa4 Kitabın içinde çok hoş bir röportaj da var. Umarım okuyanlar için keyifli olur. Bir gün Bob yere yığılır ve yapılan araştırmalar sonucu kanser olduğu ve çoğu yerini sardığı ortaya çıkar. Memleketinden uzakta olan Dost Bob, tüm umutlar tükenince evine dönmek üzere yola çıkar ama çok fenalaşan Kral, acil hastaneye yatırılır. Tüm bekleyişin ardından 1981 yılının 11 mayıs sabahı Reggae kralı Bob Nesta Marley hayata veda eder. 36 yaşında ve ününün zirvesinde iken aramızdan ayrılır. Bu en ünlü Rasta, Babylon’daki cefasını tamamlamış ve Zion’a gitmiştir. Peygamber olan Bob artık zion’daki tahtındadır ve oturmuş en kallavi cigaralardan içiyordur. :) Onun ardından dünya bu müziği daha iyi tanıdı ve sevdi. Teşekkürler Jah, teşekkürler Bob, teşekkürler Ras Tafari… Mezarında hala “GANJA” yetiştiği söylenir. Bir gün orayı ziyaret edebilirsem bunun teyidini yaparım sevgili dostlar. Onun ardından şu sözler havada süzülür: “Ne zaman işitir gibi olsam bir kırbacın şakırtısını Buz gibi akar kanım, Anımsarım, esir gemisinde Ruhumu nasıl yaraladıklarını…” Esen kalın dostlar, Jah sizinle olsun. RASTAFAY!!! Bonus şarkılar, keyifli okumalar, sağlıcakla dinlemeler :) youtu.be/KLL3DKZAzig youtu.be/Li41j14n4aY youtu.be/ysUcCHngH-I youtu.be/_fF4x-LljWo youtu.be/j2G_FA7weGk youtu.be/pZ7RjaFIP80 Karadenizden Reggae :) youtu.be/gUXIDTbrMJo youtu.be/_SaF9RTqqQI youtu.be/GDIaH5NzT7U youtu.be/O8L5_6FaU_0
kamera
Bob Marley - Reggae
yildiz
9.5/10 · 2 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
;