Sibel

Sibel
@bookshug
Öğretmen
Özel Eğitim Öğretmeni
13 Kasım
127 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:24
Eser, on üç yaşına kadar el bebek gül bebek, şehirli bir ailenin tek kızı olarak büyütülen, ancak bir gün aniden hiç tanımadığı öz ailesine geri verilen bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor. Ne adı var kahramanımızın ne de sığınacak net bir aidiyeti... O artık sadece "L'Arminuta", yani "Geri Verilen". Yazarın dili o kadar duru, o kadar süssüz ki; karakterin yaşadığı o keskin aidiyetsizlik sancısını, terk edilmişlik hissini ajitasyon yapmadan, tam göğsünüzün ortasına bırakıyor. İki farklı dünya, iki farklı anne modeli ve arada sıkışıp kalan, çocukluğunu bir gecede geride bırakmak zorunda olan bir ruh. Özellikle kız kardeş Adriana ile kurdukları o vahşi ama sımsıcak bağ beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. Aidiyeti kan bağında değil, acı ortaklığında buluyorlar. Yalın, sarsıcı ve çok gerçekçi bir yüzleşme romanı arıyorsanız mutlaka listenize ekleyin. “Sonraları aidiyetimi kaybettim, artık kimin kızı olduğumu bilmiyorum.”
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,030 okunma
Reklam
Puan vermedi·325 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 16:15
Hikâye, IQ’su 68 olan ve öğrenme güçlüğü çeken Charlie Gordon’un, deneysel bir ameliyatla zekâsının artırılmasını konu alıyor. Bu süreçte Charlie, laboratuvar faresi Algernon ile yarışır. Charlie’nin zekâsı dâhi seviyesine ulaştıkça, dünya onun için daha net ama bir o kadar da acımasız bir yer haline gelir. Hikâyede Charlie’nin yazdığı raporları okuyoruz. Başlangıçta yazım hatalarıyla dolu, çocuksu bir dille yazılan bu raporlar Charlie zekâ kazandıkça felsefi, derin ve kusursuz bir dile evriliyor. Charlie zeka değişimini tamamladığında, çocukken "arkadaşım" sandığı insanların aslında onunla dalga geçtiğini fark ediyor. Bu kitabın en vurucu noktası benim için. Zekâ arttıkça, izolasyon da artar. Charlie, toplumun dışladığı "saf" biriyken, toplumun anlayamadığı "kibirli" bir dâhiye dönüşüyor. Algernon sadece bir fare değil, Charlie’nin geleceğinin bir projeksiyonudur. Algernon’un gerilemeye başlamasıyla Charlie, kendi sonunu görmeye başlıyor. "Lütfen, eğer vaktiniz olursa, arka bahçedeki Algernon'un mezarına biraz çiçek koyun." Algernon’a Çiçekler, okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, her satırında kendinizden bir parça vicdan sorgusu bulacağınız bir eser. Sizce Charlie'nin ameliyattan önceki o saf mutluluğu mu, yoksa her şeyi fark ettiği o kısa süreli dâhiliği mi daha değerliydi?
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,3bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 10:57
Türk Edebiyatı'nın en iyi 100 romanı listesinde 10. sırada yer alan bir eserdir Puslu Kitalar Atlası. 17.yy Osmanlı İstanbul'unda (onun deyişine göre "Konstantiniye'de) geçen bu
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,5bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 17:46
Mutluluk aslında adının tersine, insanın içindeki derin “mutsuzluk”la yüzleştiği bir roman. Zülfü Livaneli bu kitapta töre, suçluluk, kaçış ve vicdan temalarını güçlü bir hikâye üzerinden anlatıyor. Roman; töre cinayetine kurban edilmek istenen Meryem’in İstanbul’a doğru kaçışıyla başlıyor. Ona eşlik etmek zorunda kalan Cemal’in iç çatışmaları ve Profesör İrfan Kurudal’ın kendi hayatındaki boşlukla yüzleşmesiyle hikâye üç farklı karakter üzerinden ilerliyor. Her biri aslında kendi mutsuzluğunu taşıyor: biri korkudan, biri suçluluk duygusundan, biri de anlam arayışından. Livaneli’nin dili sade ama çarpıcı. Özellikle doğu-batı çatışmasını, kadının toplumdaki yerini ve bireyin özgürlük arayışını gerçekçi bir şekilde ele alıyor. En etkileyici tarafı ise karakterlerin “iyi” ya da “kötü” diye keskin çizgilerle ayrılmaması; herkes kendi yarasıyla, kendi çaresizliğiyle var. Kısacası bu roman, mutluluğun dış koşullardan değil; yüzleşmeden, cesaretten ve özgürlükten geçtiğini söylüyor. Okurken hem vicdanını hem kalbini yokluyorsun. Okumanızı öneriyorum. İyi okumalar diliyorum.
MutlulukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi Yayınları · 202443,6bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 18:55
Michael Ende – Momo | İnceleme Momo, ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi dursa da “Bunu çocukken değil, şimdi okumalıymışım.” dedirten bir eser. Çünkü bu kitap, büyüdükçe hayatımıza sinsice yerleşen aceleyi, verimlilik takıntısını ve zaman yoksulluğunu fark ettiren bir ayna. Michael Ende, Duman Adamlar üzerinden zamanı çalan sistemi somutlaştırırken, Momo karakteriyle neredeyse unutulmuş bir erdemi hatırlatır: Dinlemek. Momo’nun süper gücü akıl vermek, çözüm üretmek ya da konuşmak değildir; gerçekten dikkatle ve yargılamadan dinlemektir. Beni en çok etkilediği noktalardan biri de burasıdır. Çünkü modern dünyada eksik olan şey tam olarak budur. Ende, “zaman kazanmak” adına hızlanan hayatların aslında ne kadar yoksullaştığını sade ama çarpıcı bir dille anlatmıştır. Masalsı dili sayesinde her yaşa hitap etmektedir ancak verdiği mesaj özellikle yetişkin okurda daha derin bir yankı bulur. Kısaca Momo, zamanın aslında ölçülen değil yaşanan bir şey olduğunu hatırlatan, her dönemde güncel kalmayı başaran nadir eserlerden biridir.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,1bin okunma
Reklam