"Bir an geçmişlerini düşündü. Eşinin, çocuklarının ve kendisinin geçmişlerini. Yapabilecek olsaydı, bazı şeyleri farklı yapacağını düşledi. Ama geçmiş, kırık bir aynadan oluşmuş bir yapbozdu. Parçaları bir araya getirmeye çalıştığında insanın elleri kesilirdi, aynanın kendine baktığında da görüntüsü değişir dururdu. İnsanlar da onunla bağlantılı olarak değişirdi belki. O ayna insanı yok edebilir, delirtebilirdi. Bu yüzden kırık parçaları bir beze sarıp ortadan kaldırmak belki de yapılabilecek en doğru şeydi."
"Biliyor musun, o sıralar durmadan kendime şunu sorardım: Neden böyle aptalım ben? Madem başkaları aptal ve ben onların aptal olduklarını kesin olarak biliyorum, öyleyse neden onlardan daha akıllı olmak istemiyorum? Sonra, herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım, Sonya. Bir de bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini...İnsanların değişmeyeceğini, onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini!"
"Biliyor musun, Sonya, dün seni nereye çağırdığımı daha şimdi, şu anda anladım... Dün bilmiyordum bunu, nereye gideceğimizi ben de bilmiyordum. Bir tek şey için çağırdım seni, bir tek şey için geldim buraya. Beni bırakmaman için. Bırakmayacaksın değil mi Sonya? "