• Not for us the vegetarian recipes one finds across the border to the east, nor the sanitized, sterilized, processed meats so common in your homeland! Here we are not squeamish when it comes to facing the consequences of our desire.

    For we were not always burdened by debt, dependent on foreign aid and handouts; in the stories we tell of ourselves we were not the crazed and destitute radicals you see on your television channels but rather saints and poets and, yes, conquering kings. We built the Royal Mosque and the Shalimar Gardens in this city, and we built the Lahore Fort with its mighty walls and wide ramp for our battle-elephants. And we did these things when your country was still a collection of thirteen small colonies, gnawing away at the edge of a continent.
  • The U.S. government subsidizes billionaire George Soros’ radical leftist agenda dedicating hundreds of millions of dollars to his deeply politicized Open Society Foundations (OSF) worldwide, records uncovered by Judicial Watch show. In a special investigative report Judicial Watch documents the financial link between U.S.-funded entities and OSF affiliates to further the Hungarian-born philanthropist’s agenda seeking to destabilize legitimate governments, erase national borders, target conservative politicians, finance civil unrest, subvert institutions of higher education, and orchestrate refugee crises for political gain. The special report also illustrates the financial and staffing nexus between OSF and the U.S. government.

    In 2018 OSF projected expending more than $530 million to promote Soros’ radical globalist agenda in every corner of the world under the guise of supporting democratically elected governments, strengthening the rule of law and promoting fairness in political, legal and economic systems. The reality is far different, the report shows. Soros, with the help of American taxpayer dollars, bolsters a radical leftwing agenda that in the United States has included: promoting an open border with Mexico and fighting immigration enforcement efforts; fomenting racial disharmony by funding anti-capitalist racialist organizations; financing the Black Lives Matter movement and other organizations involved in the riots in Ferguson, Missouri; weakening the integrity of our electoral systems; promoting taxpayer funded abortion-on-demand; advocating a government-run health care system; opposing U.S. counterterrorism efforts; promoting dubious transnational climate change agreements that threaten American sovereignty; and working to advance gun control and erode Second Amendment protections.

    The Soros network is engaged in an active effort to affect politics, economics, and societies globally, including in Europe (Albania, Macedonia, Romania, Hungary) and Latin America (Honduras, Guatemala, Mexico). Judicial Watch has successfully investigated and litigated to document the paper trail left by the OSF network as it operates, at taxpayer expense, to subvert and manipulate the sovereignty of constitutional republics and allies of the United States. Last year Judicial Watch exposed a collaborative effort between the U.S. government and Soros to destabilize the democratically elected, center-right government in Macedonia. Records obtained by Judicial Watch in that investigation show that the U.S. Ambassador to Macedonia worked behind the scenes with OSF to funnel large sums of American dollars for the cause, constituting an interference of the U.S. Ambassador in domestic political affairs in violation of the Vienna Convention on Diplomatic Relations. The cash—about $5 million—flowed through the State Department and USAID.

    The new report identifies OSF affiliates worldwide that receive U.S. government funding as well as the alarming figures. The Soros operations are highly sophisticated and work across academia, the legal system, labor, agriculture and “social justice” organizations as well as religious and political groups. Key personnel in the multi-faceted OSF network are former American government officials known to leverage their status and access to benefit the OSF’s goals. The report identifies a number of them, including Barack Obama’s Domestic Policy Council Director, Cecilia Muñoz, who currently serves on OSF’s U.S. Programs board and OSF President Patrick Gaspard, Director of Political Affairs in the Obama White House and the U.S. Ambassador to South Africa. Others include OSF Director of Global Security Denis Reynolds, a former Supervisory Special Agent with the Diplomatic Security Service at the State Department, and OSF Senior Policy Advisor Emily Renard, a former State Department Foreign Service Officer and Africa Policy Officer.

    OSF-funded groups reportedly promoting, organizing and supporting the illegal immigrant caravan that started in Honduras are also identified in the report. Many of the leftist groups also get hefty sums from Uncle Sam. They include the Catholic Legal Immigration Network (CLINIC), the American Constitution Society, Centro para la Acción Legal en Derechos Humanos (Center for Legal Action in Human Rights, CALDH) and a multitude of others, including those named in a special report published by Judicial Watch earlier this year focusing on OSF in Guatemala. The big question is, why are American taxpayers funding Soros and his highly politicized OSF. Judicial Watch will continue investigating and litigating to get answers.
  • Çin'deki Moğol hükmü hakkında da çalışmalar yayımlandı. Bu ya­yınların en önemlisi olan The Cambridge History of China: Alien Re­gimes and Border States, 907-1368 (Cambridge Çin Tarihi: Yabancıla­rın Yönetimi ve Sınır Devletleri, 907-1368), Moğollarca kurulan Yüan Hanedanı'nın her dönemindeki siyasi ve ekonomik gelişmelerin bir özetini sunar. Yeni düzenlenen bir yayın, Sonğ-Yüan-Minğ hanedanları arasındaki geçiş olarak adlandırılan olguyu konu alıyor ama Moğol dö­nemine özgü bazı konulara da değiniyor. Çin'deki Moğol devlet kurum­ları, tıptaki gelişmeler ve kadınların mülkiyet hakları üzerine de kitap ve makaleler yazıldı. Yüan Hanedanı hükmünün bütün yönleri yeterin­ce çalışılmış olmasa da, ön çalışma niteliğindeki bu kitap ve makaleler,
    o dönemdeki gelişmeler hakkında değerli bilgiler ortaya koydu. Yüan Hanedanı'nın, özellikle de Kubilay dönemindeki uluslararası ilişkileri­nin incelenmesi sonucunda, Moğolların Japonya'yı ve Java'yı işgalleri de, Yüan devletinin Hindistan ve Batı Asya ile ticari bağları da daha iyi anlaşıldı. Bu çalışmalar elinizdeki kitabı tamamlar niteliktedir. Hatta bazı tezlerimde kimi değişiklikler yapmama da neden olmuşlardır. .,; Örneğin Çin kaynaklarının, başarısız 1281 Japonya seferindeki as­ker sayılarını şişirdikleri sonucuna vardım. Çin kaynakları işgal ordusu­nun mevcudunu 140.000 olarak verir, bu da o dönem için aşırı büyük bir seferdir. Halbuki Japon kaynaklarını kullanan Thomas Canlan, bu seferde çok daha az savaşçı olduğunu öne sürdü. Yine de bu seferin masraflarının büyüklüğü, oldukça büyük bir gücün seferber olduğunu gösteriyor. Hatta kısmen bu masraflar yüzünden başlayan bütçe açıkla­rı, Japonya seferinden sonra Yüan Çin devletinde ortaya çıkan çalkantı­ların da nedeniydi. Dolayısıyla, bu sayının Yüan tarihi eleştirmenlerinin ortaya attığı 10.000 kadar düşük olduğunu da sanmıyorum. Herhalde 140.000'in gerçekten abartılı olduğunu ve gerçek sayının bunun yarısı civarında olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Kitabı bugün yazacak olsaydım daha çok vurgulayacağım konular, belki de bu ayrıntılardan bile önemlidir. Bu kitap ortaya çıktığı günler­de, gerek Doğu'da gerek Batı'da pek çok eğitimli okur Moğolları yağ­macı, açgözlü ve cani olarak algılıyor, işgal ve yönetimlerinin de yıkıcı felaketler olduğunu düşünüyordu. Bu kitap ve o günlerde tek tük yazı­lan başka bazı çalışmalar, Moğolların yönettikleri ülkeler Üzerlerindeki etkilerine ilişkin bu topyekun olumsuz bakışa meydan okudu. Bu çalış­malar, Moğolların Doğu ile Batı arasındaki ticarete katkıları ile kültürel, dini, sanatsal ve teknolojik etkileşim -bugün sevilen tabirle "küresel­leşme"- üzerindeki etkilerine odaklandılar. Bu kitap ayrıca, Kubilay'ın yabancı dinlere karşı genellikle hoşgörülü tutumunu ve Çin'i yönetirken çok etnili bir memur kadrosu istihdam etmesini tanımlayarak, Moğol­ların yapıcı ve yönetici değil katil ve yıkıcı oldukları yolundaki alışıldık düşünceyi çürüttü
  • 303 syf.
    ·8 günde
    Değerli 1k sakinleri ben bu inceleme işlerinden pek anlamıyorum, sürç-i lisan edersem affola.

    Nedir karşı roman? Klasik romanlarda olan tanrısal bir hikaye anlatıcı yok karşı romanlarda, onun yerine okuyucunun hikayeye kendisi olarak katılabilmesini sağlayan bir anlatım dili kullanılır. Okuyucudan okuyucuya değişebilen bir anlam çıkabilir; tıpkı bu türün en önemli örneği sayılan "Pale Fire" da olduğu gibi. Kitabı anlaması ve okuması zor, kalabalıklar içerisinde pek okunabilecek bir kitap değil, bir köşeye çekilip sakin kafayla okunması gereken bir kitap.

    Romanın genel yapısından bahsedecek olursak; bir önsöz, 999 dizeden oluşan ikili uyakla yazılmış solgun ateş şiiri ve bu şiirin açıklamalarının yapıldığı son kısım. Bu haliyle bir roman olmaktan çok sanki bir inceleme kitabı gibi. Eğer kitabı okumayı düşünüyorsanız, İngilizceniz varsa, şiir kısmını İngilizce okumanızı tavsiye ederim. İngiliz edebiyatına, mitolojiye göndermelerin bulunduğu, kelime oyunları yapılan bu şiir tam olarak Türkçeye çevrilememiş doğal olarak. Pale Fire şiiri hakkında fikir vermesi için buraya birkaç dize ekliyorum:

    "I knew - but I did know that I had crossed
    The border. Everything I loved was lost
    But no aorta could report regret.
    A sun of rubber was convulsed and set;
    And blood-black nothingness began to spin
    A system of cells interlinked within
    Cells interlinked within cells interlinked
    Within one stem. And dreadfully distinct
    Against the dark, a tall white fountain played."

    Son olarak şunu söyleyebilirim ki, kitabın okuyucuya vermek istediği mesaj; gerçeğin ne kadar göreceli ve kişiye, zamana, yere göre değişken olabileceğidir.
  • "...The forces that shaped the state in the West seem to vary significantly from those that shaped the Ottoman state before modernization set in. Because of its feudal antecedents, the process of centralization that created the modern state included a series of confrontations leading to compromises with what may be called the forces of the periphery. (...) Each time a compromise -or even a one-sided victory- was obtained, some integration of the peripheral force into the center was achieved.
    (...)
    In the Ottoman Empire before the nineteenth century these characteristics of multiple confrontation and integration seem to be missing. Rather, the major confrontation was uni-dimensional, always a clash between the center and the periphery.
    (...)
    The religious institution was thus on the border line between the center and the periphery. During the modernization, and because of secularizing policies of the center, it was increasingly identified with the periphery."
  • I can't tell you how
    I knew - but I did know that I had crossed
    The border. Everything I loved was lost