Kızının kapıyı sertçe kapattığını duyamadı. Yaklaşık üç saat önce uykusunda, güzel başlayan bir rüyanın içindeyken ölmüştü çünkü. Ölmesi de sessiz sedasız olmuştu Zöhre’nin. Sanki kocasını ve kızını rahatsız etmekten ya da uyandırmaktan korkmuştu. Gık bile çıkarmadan ölmüştü işte. Yıllardır yaşadığı ama en fazla birkaç semtini gördüğü bu korkunç şehirde ölmüş olmak koymuştu belki biraz, şüphesiz bir de kızını evlendiremeden bu dünyadan göçüp gitmek.