"Bazılarımız anadan doğma savaşçıyızdır. Özgürlüğümüzü korumamız gerek. Benim için siyasi partiler önemli değildir. Nerede bir kötülük görürsem ona karşı çıkarım. Parti adlarının bir önemi yoktur. Özgürlüktür önemli olan. Halk, özgürlüğü için başkaldırmaz, direnmez.Bir lokma ekmeğe, bir kaşık çorbaya değişir özgürlüğünü. Bunun için onların altına ateş yakmak, haklarını aramalarını sağlamak gerekir. Demokrasi istiyorlarsa onu kazanmak için savaşmaları gerekecektir. Bütüncül yöntemleri yıkıp, özgürlük, mutluluk içinde yaşamalarını ancak biz düşünürler sağlayabiliriz onlara... - Masanın üzerinde duran çatalı alıp duvara saplamaya başladı. Ucu kırılınca da öfkeyle fırlayıp attı. - Ye zavallı çocuk... - dedi bana üzüntülü bir sesle. - Çağdaş dünyanın, uygarlığın kurbanı, ye. "
"Ben ben ben! - diye bağırdım avazım çıktığı kadar.
-Ben ne olacağım? Sanki bütün bu olanlar beni ilgilendirmiyor? Ben bir hayvan mıyım! Yoksa cansız bir yaratık mı?"
Bunun üzerine tümü bana dönüp bir ağızdan bağırmaya çağırmaya koyuldu. Sesimi iyiden iyiye yükseltip boyun damarlarını şişire şişire avazim çıktığı kadar bağırdım :
-Ben bir OTOMATİK PORTAL mıyım yoksa?"
Günah işlediğini biliyoruz. Ne var ki cezan bu günahla kiyaslanamayacak denli büyük. Seni bir makine biçimine sokmuşlar. Seçme hakkını elinden almışlar. Toplumun kabullendiği davranış türlerine boyun eğmek zorundasın. Sadece iyilik yapmakla görevli küçücük bir makinesin. Buna göre müzik, cinsel ilişki, edebiyat ve her türlü sanat dinlendirici, zevk verici değil de, acı çektirici birer etken oluyorlar.
-Evet efendim.
Bu iyi yürekli adamın uçlu kanserlerinden birini yakıp dumanını üfledim.
-Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir.