1000Kitap Logosu
Barış Şahin
TAKİP ET
Barış Şahin
@bosahin
Mühendis
ODTÜ - Havacılık ve Uzay Muhendisligi
Ankara
Bursa
118 okur puanı
08 Ağu 2019 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
102 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Çin ve Uzakdoğu Edebiyatının en büyük isimlerinden birisi olan Yan Lianke ile “Günler, Aylar, Yıllar” kitabı ile tanışma fırsatım oldu. 102 sayfalık bu harika kitabı tek bir oturuşta bitirdim. Dikkat ederseniz bitirmeyi başardım diye bir cümle sonu kullanmadım çünkü bu harika kitap kendisini o kadar güzel bir şekilde okutuyor, İhtiyar ve Kör’ün hikayesine o kadar kendinizi kaptırıyorsunuz ki; zamanın ve sayfaların nasıl geçtiğinin farkına varmıyorsunuz. Kuraklık sebebiyle terk edilen köylerden birisinde umut veren bir mısır filizi nedeniyle kalmayı tercih eden İhtiyar ile sadık dostu Kör’ün sıcaklığı, kuraklığa, açlığa, susuzluğa, sıçanlara karşı mücadelesini ve mısır filizi canlı tutmak çabalamalarını izliyoruz. Ne kadar ümitsiz durumlarda olursak olalım, elimizden geleni yapmanın önemini çok güzel bir şekilde aktarmış kitap bize. Diğer taraftan ise kitapta insan ile köpek arasındaki dostluk insanın gözlerini yaşartacak şekilde işlenmiş. 1-2 günde zevkle okuyabileceğiniz ve Uzakdoğu edebiyatı konusunda uzman olan Erdem Kurtuldu tarafından Türkçe’ye kazandırılmış oldukça güzel bir kitap “Günler, Aylar, Yıllar”. İyi okumalar.
Günler Aylar Yıllar
8.4/10 · 2.374 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
78 syf.
·
6 günde
·
5/10 puan
Siddhartha’yı bitirdikten hemen sonra başladığım “Doğu Yolculuğu” benim açımdan biraz hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Hermann Hesse’nin Siddhartha’da yarattığı o inanılmaz öyküden sonra “Doğu Yolculuğu” yazılmış olmak için yazılan, aslında kitabın ortasında bile yazar tarafından olmadı denilen ve bitsin diye bitirilmiş hiç bir sonuca bağlanmayan bir kitap gibi geldi bana. Kitap boyunca bahsi geçen “Doğu Yolculuğu” aslında kitabın ana karakteri tarafından bir çok kez anlatılmaya çalışılsa da bir türlü anlatılmıyor. Yolculuğun ne olduğu, nasıl katılındığı, ne amaçlandığı ve nasıl bittiği konularında kitapta ciddi boşluklar mevcut. Ana karakter de dahi olmak üzere kitaptaki hiç bir karakter sizi kendisine bağlamıyor. Hatta hiç yan karakter yok bile diyebiliriz. Sanki yazarın anlatacağı çok şey varmış da, bir anda hepsini unutmuş ve bambaşka bir sonla bitmiş gibi kitap. Siddhartha’yı okuduktan sonra açıkçası Amin Maalouf’un “Doğu Limanları” klasında bir kitap beklemiştim. Belki ben beklentimi yüksek tuttum ama kitap gerçekten o klasmanın yanından bile geçmedi. İyi okumalar.
Doğu Yolculuğu
7.5/10 · 1.945 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
148 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Eminim birçok kişi Alman yazar Hermann Hesse’nin başyapıtı olsan Siddhartha’yı okumuş, beğenmiş ve yorum yazmıştır. Benim açımdan bir aydınlanma yolculuğu olan Siddhartha, yaşam boyunca tek bir doğrunun ve gerçeğin olamayacağını, insanoğlunun yeryüzündeki serüveni boyunca bir arayış içinde olacağını ve bu arayışın sadece tek bir boyuta odaklanmak yerine dünyaya ve dünyadaki olaylara, görüşlere farklı açılardan yaklaşmak gerektiğini mümkün olan en güzel şekilde anlatan bir kitap. Okurken kesinlikle sıkılmıyorsunuz ve Hesse öyle bir dil kullanıyor ki kitap adeta akıp gidiyor. Bir bakıyorsunuz kitabın sonuna ulaşmışsınız. Bence Siddhartha’nın yaşam öyküsünü tekrar ve tekrar herkes okumalı. Çünkü her ne kadar 150 sayfalık bir kitap olsa da, içinde barındırdıkları ile paha biçilemez bir hazine gibi. İyi okumalar.
Siddhartha
8.1/10 · 27,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
109 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Benim de aralarında bulunduğum bir çok Türk okuyucu için Uzakdoğu Edebiyatı iki ana Japon yazardan Haruki Murakami ve Kazuo Ishiguro’dan oluşmaktaydı. Fakat bazı yayınevlerinin öncülüğünde daha çok Uzakdoğu Edebiyatı kitaplarının çevrilmeye başlamasıyla son yıllarda bir çok yazar ile tanışma fırsatımız oldu. Japon Edebiyatının en önemli ve çok saygı gören isimlerinin başında gelen Osamu Dazai’nin Japon halkı tarafından çok sevilen kitabı “İnsanlığımı Yitirirken” ile de yukarıda belirttiğim koşullar sayesinde tanışmış oldum. Yozo karakterinin altında kendi yaşam görüşünü, sıkıntılarını aktarmakta Dazai. Hayata hep korkarak yaklaşan, bir maske altında bu korkusunu saklamaya çalışan ama gün geçtikte yalnızlaşan ve mutluluğa olan inancını gün be gün kaybeden Yozo’nun hayat öyküsü aslında hiiç birimize yabancı değil. İnsanın Orta-üst sınıf bir ailede dünyaya gelmesinin, iyi okullara gitmesinin, iyi bir çevresi olmasının; hayatta bir şekilde yalnızlaşabileceği gerçeğini değiştiremiyor. Bir kere bu başladıktan sonra hayata karşı sorgulama ve diğer insanlarla iletişim kuramamanın başlaması kitapta Yozo’nun ve bir çok kere intihar girişimde bulunup sonra maalesef başarılı olan yazar Osamu Dazai’nin sonunu hazırlıyor. Ben kendimden (bu derece olmasa bile) bazı şeyler bulduğumu ve kitapta geçen bazı ruh hallerini dönem dönem yaşadığımı söyleyebilirim. Eminim her insan bu kitabı okurken kendisinden az ya da çok bir şeyler bulacaktır. İyi okumalar.
İnsanlığımı Yitirirken
Okuyacaklarıma Ekle
190 syf.
·
8 günde
·
6/10 puan
Valeria Luiselli’e ait okuduğum ikinci roman “Dişlerimin Hikayesi”. Meksida güvenlik görevlisi olan Gustavo Sanchez Sanchez’in oldukça değişik hayet öyküsünü anlatıyor kitap bize. Güvenlik görevlisi işinden müzayedeciliğe geçiş yapan Gustavo’nun kariyeri ve müzayedelerine konuk oluyoruz. Açıkçası kitabı okuduktan çok az süre geçmesine rağmen aklımda çok bir şey kalmamış durumda. Okurken kendisini oldukça rahat olarak okutan bir roman olmasına karşın, etkileyicilik hususunda oldukça vasat diyebilirim. Evet enteresan bir hikaye okuyorsunuz fakat baş karakterin yolculuğunda atlanan, havada kalan durumlar mevcut. Kitabı bitirdiğinizde birisinin size anlattığı ilginç bir hikaye hissini alıyorsunuz fakat 1 hafta sonra birisine anlatmak istediğinizde aslında anlatılan hikanin o kadar da size ilginç gelmediğini ve birisine anlatıp zaman kaybetmek istemiyosunuz. Luiselli’nin “Kayıp Çocuk Arşivi” kitabını oldukça beğenmiştim ama “Dişlerimin Hikayesi” bana diğer kitaba göre oldukça vasat geldi. İyi okumalar.
Dişlerimin Hikayesi
Okuyacaklarıma Ekle
287 syf.
·
8 günde
·
8/10 puan
Afrika edebiyatının en büyük isimlerinden birisi olan Chinua Achebe’nin kaleme aldığı Afrika Üçlemesinin 3. Ve son kitabı olan “Tanrının Oku” bizleri yine Afrika’nın ortasına götürüp, başka hiç bilmediğimiz fakat kitapları okudukça aşina olduğumuz bir kültürün ortasına bırakıyor. Sanırım üçüncü kitabı okurken en çok hoşuma giden şey tüm kavramlara artık aşina olmam oldu. Yam denilince gözümün önüne geliyor veya 3-4 karısıyla beraber aynı evde yaşayan aileler artık tuhaf gelmiyordu. Bu sefer kitabımızda Batılı arkadaşlarımızın da katkısını gördük. Yıllarca sömürgeleştirilen Afrika’nın hikayesini okurken aslında bu kültürlerin o zamanda şu anda da hor görülüp hiç anlamaya çalışılmadığını gözlemliyoruz. Tek başına Tanrının Oku size hiç bir şey ifade etmeyebilir. Fakat bence herkesin Afrika Üçlemesi’ni okuyup dünyanın en eski ve aynı zamanda en arka plana atılmış kültürünü birazda olsa tanıması gerekmekte. İyi okumalar.
Tanrının Oku
7.1/10 · 79 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
216 syf.
·
1 günde
·
7/10 puan
Yazıldığı dönemin koşulları göz önüne alındığında “Dublinliler” muhtemelen çağ açıcı, tür değiştirici bir romandı. Marquez’den, Borges’e, Kafka’dan, Murakami’ye bir çok yazarı etkilemiş bir roman. Fakat, tüm bu etkilenmeler bir taraftan kitabı yüceltse de, benim gibi yukarıda saydığım yazarları okuduktan sonra James Joyce’u okuyan birisi için biraz sönük kalmakta Dublinliler. Sebebini ise tek bir söz ile açıklayabilirim. Boynuz kulağı geçmiş. Evet maalesef bence böyle bir durum söz konusu. James Joyce’dan etkilenen yazarlar o kadar iyi kitaplar yazmışlar ki artık Dublinliler biraz silik bir kitap olarak kalıyor. Her ne kadar okurken keyif almış olsam bile, aynı şekilde yazılmış gerek dil gerekse kurgu olarak çok daha iyi kitapları okuduğumu söylemem gerekir. 15 öyküden oluşan Dublinliler çağı İrlandasına ışık tutuyor. Hepsi toplumun içinden gelen, toplumdaki karakterleri yansıtan oldukça iyi 15 tane öykü. Elinizde gerek yazar gerekse kitap olarak bu kadar büyük isimli bir şey tuttuğunuzda, haliyle beklentinizde bir o kadar yükseliyor. Fakat Dublinliler iyi bir kitap olmasına karşın bu beklentiyi tam anlamıyla karşılamıyor. İyi okumalar.
Dublinliler
7.4/10 · 1.471 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
210 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sonda söyleyeceğimi en başta söylemek istiyorum. “Yaşamak” kesinlikle bir baş yapıt. Edebiyattan hoşlanan veya hoşlanmayan herkesin mutlaka okuması gereken kitaplardan birisi. Evet Yu Hua ile “Kanını Satan Adam” kitabı ile tanışmıştım ve oldukça beğenmiştim. Fakat “Yaşamak” tamamen başka bir seviyede. Kitap Çin kırsalında bulunan yaşlı bir köylünün kendi öyküsünü anlatmakta. Bu kadar basit bir konu çerçevesinde çıktığımız yolculukta anlatıcıyla beraber bir kitaptan ziyade bir hayata konuk oluyoruz. Zorlukları, mutlulukları, ümitleri, kayıpları ile geçen bu hayatın çevresinde Çin’in politik değişimleri ve bu değişimlerin halkın üzerine olan etkilerini gözlemleme şansımız oluyor. Aslında bizden kilometrelerce uzakta olan insanlar ile ülkemizdeki insanların öykülerinin ne derece birbirine yakın olduğunu hissettim ben. İnsan her yerde insan ve birbirimizden aslında hiç bir farkımız yok. Hepimiz hayatta büyük sınavlar veriyoruz ve buna “Yaşamak” adını veriyoruz. Yer, ırk, din, aile hiçbir şey farketmiyor sadece “Yaşamak” istiyoruz. Sevdilerimizle, değer verdiklerimizle güzel bir ömür geçirmek ve acısıyla tatlısıyla hatıralar biriktirmek. Hepimizin farkında olmasa da istediği bu. “Yaşamak” bu gerçeği çok iyi bir şekilde yüzümüze vuruyor. Kitap ile ilgili olarak söyleyebileceğim en ufak bir kötü söz veya söyle olsaydı daha iyi olurdu dşye bşr tavsiye yok. Kitabı alın ve önünüzdeki 200 küsur sayfanın tadını çıkartın. Her zaman böyle kitaplara denk gelmiyor insan. İyi okumalar.
Yaşamak
8.8/10 · 14,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
216 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
İskandinav edebiyatının her türlü yazarını, yayınını kendine çok yakın hissetmekle beraber, Erlend Loe sadece İskandinav yazarlar arasında değil, tüm yazarlar arasında en sevdiğim ilk 5 yazardan birisi. Doppler’dan sonra okumaya karar verdiğim “Naif. Super” tüm dünyaya karşı, çok tatlı bir baş karakterinin bakış açısını bize sunmakta. Karakterin içtenliği, yaşadığı zorluklara rağmen hayata olan bakış açışı ve belki de en önemlisi küçük şeylere dikkat ederek bunları hayatına anlam kazandıran bir yapıya büründürmesi beni oldukça etkiledi. Özellikle kitap boyunca yer alan listelerde geçen maddeler çok dürüst ve içten olduğu için beni de artık bazı şeyler hakkında liste yapsam mı diye düşündürmeye başladı. Erlend Loe’nın üslubu, yazım dile, akıcılığı konusunda zaten bir şey söylemek haddime bile değil. Dünya standartlarının çok ama çok üzerinde. Ama sanırım bu durum sadece Erlend Loe için değil tüm İskandinav Edebiyatına işlemiş bir durum. Okuduğum tüm İskandinav romanları aynı doğallığı, içtenliği ve akıcılığı barındırmakta. Sanırım bölgesel bir kültürün edebiyat üzerindeki etkileri diyebiliriz buna. Sevimli, güzel, içten ve dürüst bir kitap okumak istiyorsanız “Naif. Süper” tam aradığınız kitap diyebilirim. İyi okumalar.
Naif.Süper.
7.3/10 · 474 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
177 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Kanadalı genç yazar Iain Reid’in aynı zamanda Netflix tarafından filmi de çekilen “Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum” adlı kitabı genç bir çiftin araba yolculuğundaki sohbetleriyle başlıyor. Hikâyeyi gözünden izlediğimiz ana kahraman olan genç kadının, erkek arkadaşı Jake ile birlikte Jake’in ailesini ziyareti, garip bir akşam yemeği ve sonrasında giderek artan bir gerilim ile gelişe olay kurgusu beni kitabı 2 gün içerisinde bitirmeye sevk etti diyebilirim. Sadece olayların iyi kurgulanması bir yana oldukça akıcı bir dil ve doğru cümle uzunlukları ile yazılmış bu gerilim romanı Iain Reid’in potansiyelinin ne kadar üst düzey olduğunu görmemizi sağlıyor. 175 sayfalık kitabın sonunu ancak yavaş yavaş 140-150. Sayfalardan itibaren tahmin edebildim ve bence bu tip yazılmış bir roman için oldukça başaralı bir kurgu saklama becerisi. Sürükleyici bir kitap arayana kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Henüz filmini izlemedim. Her ne kadar IMDB puanı düşük de olsan 78 olan Metascore puanı vasatın üzerinde bir film olduğunu gösteriyor bana. Tavsiye edebileceğim hafta sonu başlanıp bitirilebilecek oldukça akıcı bir roman. İyi okumalar.
Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum
Okuyacaklarıma Ekle
1
...
99 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.