• 176 syf.
    Yazdıklarımı okuduktan sonra beni takip etmeyi bırakacak, tedavi olmamı önerecek ve engelleyecek okurlar olacaktır mümkün müdür? Evet hem de çok mümkün :)

    Deliliğin aşamaları, rütbeleri dönem dönem değişen ünvanları vardır. İnanmıyor musunuz? Benim yaşadığım yıllarda karşılaştığım olaylara verdiğim tepkileri anlattığım zaman farklı yıllarda farklı ünvanlara uygun görülerek deliliğin atladığım kademelerini bir dinleyin belki de hak verirsiniz:))

    Ortaokulda türkçe dersinde öğretmen en büyük hayalinizi kompozisyon olarak yazın ödevi verdiğinde; en büyük hayalimin bir aşiret reisinin ilk karısı olmak istediğimi yazınca ‘’ evladım sen deli misin böyle hayal mi olur’’ eleştirisi ile ilk delilik ünvanımı elde ettim ettim de öğretmenim hayalimin asıl amacının belki bu tür bir evlilik yaparsam evlendiğim adamın benden sonra ikinci, üçüncü hatta sıralamaları artacak evlilik yapmasına engel olmak için olduğunu sorma gereği bile duymadı.

    Güzide bir kentimizin gözde bir şubesinde meslekte ilk haftam. Yine çok revaçta olan bir üniversite kantininde gençlerin pullama, afişleme yapacakları ihbarının gelmesi üzerine çok çok gizli görevli olarak gençlerin kimlik tespitlerinin yapılabilmesi için kantinde yerimi aldım. Ellerinde afişlerle gelen öğrenciler, duvarlara afişleri yapıştırmak için benden yardım istediklerinde yardım ettiğim için görev bitimi amirimce ‘’ kızım sen deli misin, ne demek ben tuttum onlar yapıştırdı afişleri’’ fırçasının ardından öğrencilik sonrası mesleki delilik aşamama ulaştım. Tabii ki amirime ‘’ ya geçin bunları, tabii ki çocuklar YÖK ü de eleştirecek, okul yönetimini de . Hatta o kadar gizledim ki kendimi polis olduğumu kimse anlamadı ‘’ diyemezdim diyemedim :)))

    En afilli ünvanım bir türlü unutulmayan kademem ise (beni takibi bırakmanıza vesile olacak olan) ; evlendiğim adam, genç bir hatun ile fingirdeşiyor gerçi bir çok incelememde bu durumdan bahsettim sürekli tekrarı oluyor affola efendim. Adam hem fingirdeyeyim hem de evlilik bitmesin çabasında. Hatta birkaç kez Allah’ım çocukken en büyük hayalimi kabul mü ettin , adam aşiret reisi de değil ama diye kendimi tiye aldığım anlarım çok oldu. Nerede kalmıştım evet bir türlü boşanmaya yanaşmıyor, annesi yani o zaman ki kayınvalidem oluyor o da arabuluculuk yapmak için bizimle. Bir akşam tekrar sordum, ‘’ boşanma protokolünü imzalıyor musun anlaşmalı boşanmak için ‘’ dediğimde pis pis sırıtınca çektim silahı bomm !!! . Gerçi anlık bir refleksle yaralanmadan kurtuldu. Kendine gelince üstünü başını yokladı ki vuruldum da sıcağı ile anlamıyor muyum diye. Annesi hemen başladı oğluna yalvarmaya ‘’ oğlum ne olur boşan bu gelin deli deli’’ diye. Sonrasında geçirdiğim soruşturmalarda her ne kadar silahı temizlerken kazara patladı şeklinde ifade vermem istenilse de serde mertlik var dedim, teklif edilen ifadeleri reddettim ve olanı biteni anlattım. Sıktım hedef şaştı ama adam can korkusundan boşanmaya yanaştı.

    Boşanma bitti, ister istemez çevre de değişiyor dostluklar da. Evli olduğum dönemlerde ailece evime gelen meslektaşım başladı olur olmaz zamanlarda ‘’ sıkılırsan ara, gezmek istersen ara, bir çay içelim’’ telefonuma mesaj atmaya. Bunlar sadece burada yazabildiklerim . Cevap vermiyorum , görmezden geliyorum engelliyorum yok abicim adam manyak vazgeçmiyor. Dulsun artık eee potansiyel eğlence. Baktım olmuyor karısını çağırdım evime kahve içmeye asıl sebep muhabbet değil şikayet. ‘’ Bak dedim canım senin kocan haftalardır beni mesajla taciz ediyor, denk geliyoruz taciz ediyor, görevdeyiz taciz ediyor. Hatta mesajlarını silmedim bana yardım et lütfen bu iş mahkeme boyutuna varmadan’’ Kadın bin bir öfke ile ‘’deli misin nesin kadın kocam ben dururken seni ne yapsın adam yardım etmek istemiş sen kendini nimetten saymışsın’’ dedi ve yeni bir ünvan da ekledi deliliğime. O kadar zavallı idi ki kocası müdür ya müdür karısı olmadan yaşamaktansa, onursuz yaşarım daha iyi zihniyetinde olunca bu yaşadıklarım bir gün senin de başına gelir demedim demek istemedim.


    En son çalıştığım kadroda popüler bir parti meclis üyesinin bilmem neresinin kılı ağarmış , verilen kariyerinin haksız elde edilişi ile halen çapkınlık peşinde ; iş yerinde evraklarını tamamlarken asılması üzerine attığım tokat ile birkaç yer değiştirmeme sebep olan deliliğim oldu. Herkes bana yaptığım hareketin deliliğimden kaynaklandığını, adama hiç cevap vermememi duymazdan gelmemin çok daha akıllıca bir hareket olacağını söyledi de bir Allah’ın kulu ‘’yahu ellerine sağlık iyi yapmışsın ‘’ diyemedi.

    Sizce ben deli miyim, delirmiş miyim? İçimde yaşayan onlarca kadın hepsi de mi deli? Çocuk Ferah, memur Ferah, aldatılan Ferah, taciz edilen Ferah azıcık da olsa akıllı değil mi?
    Deli kadınları sevin dizeleri vardır bir çok şaire ait. Sevmeyin arkadaşım deli kadınları sevmeyin. Onlar ayak ve gönül bağı olan akıldan kurtulmuşken bir de siz yük olmak için uğraşmayın. Bırakın , onlar salya sümük ağlayan , iki cilve bir naz erkekleri kendilerine bağlayan , akıllı olduklarına inanan kadınlardan olmasınlar.
    Gerçeği görmemek değildir delilik. Gerçek şu ki gerçek, gerçekten çok acıtıyor...Bazı "an"lar var..ne unutmak mümkün ne hatırlamak kıymetli. Allah bu şekilde olaylara maruz kalan, sesini duyurmaktan korkan , tüm delirenlerin yardımcısı oldun..
    Yaşasın , deliren , deliliğin farkında olan tüm kadınlar.
    Keyifli okumalar.
  • Bazı şeyler hayatınızı tepeden tırnağa değiştirir. Evlenme, boşanma ya da telefonun öteki ucunda size sevdiğiniz birinin öldüğünü söyleyen ses gibi.
    Glenn Meade
    Sayfa 19 - Kırmızıkedi - Ocak - 2017
  • "Bazı şeyler hayatınızı tepeden tırnağa değiştirir. Evlenme, boşanma ya da telefonun öteki ucunda size sevdiğiniz birinin öldüğünü söyleyen ses gibi."
    Glenn Meade
    Sayfa 23 - DK
  • Evliliğin en ilkel dönemiydi. Çiftler sık sık bozuşurlar, kolayca birbirlerinden ayrılırlardı. Çağdaş insanlar da boşanma yasalarından yararlanarak aynı şeyi yapıyorlar ya bugün.
    Jack London
    Sayfa 53 - Can Sanat Yayınları
  • 608 syf.
    ·28 günde·5/10
    Ne demiş Yıldız Tilbe "iki kadın bir adam, aşk çekilir aradan" peki aşk çekildi mi aradan diye soracak olursanız hayır derim aksine daha çok güçlendi. Peki nasıl? Öncelikle şunu söylemeliyim ki Kuma çok zor bir kitap son kitabı bitirene kadar kahroldum kitabı okumakla kalmayıp yaşadım resmen yazarların kalemi çok güçlüydü
    Kuma 3 serinin son kitabı yanılmıyorsam final kısmı okuyucuyu ikilemde bırakmış final gibi değilde yarım kalmış gibi ama yazarlar "bundan sonra hayatları hep böyle devam edecek" demek istemiş ve daha fazla uzatmamış gibi.
    Gelelim ana karakterlere
    Öncelikle Beritan'a Kuma olmanın zorluklarını yaşadığı için üzülsemde bir yanım hep kızgın kaldı sebebi ne olursa olsun bir kadın kendine bu hayatı secmemeliydi özellikle kendini deli gibi seven bir adamı saçma nedenler uğruna bırakıp kumalığı secmisse, üstelik kuma geldiği kocası sevdiği adamın dostuysa, üstelik kuma geldiği adamın karısına olan aşkı dillere destansa ve kuma kadın bunların hepsini bilipte geliyorsa kızmaya hakkım var bence.
    Serwan karakterini sevemedim çünkü dengesiz bir karakterdi ve öfkesine çok çabuk yenilip saçma sapan şeyler yapıyordu. Bana göre Ezo'ya olan aşkına sahip çıkamadı yazarcıklar her ne kadar öve öve bitiremesede Ezo'ya olan aşkını ben pek hissedemedim. özellikle Beritan'a karşı olan duygularını farkettikten sonra çok değişti bence Ezo'nun aşkını haketmiyordu. Dengeyi bir türlü saglayamamasının nedeni yanlış yerde ve zamanda yanlış hareketler yapmasiydi. Bir karısına gitti mi diğerini tamamen unutuyordu bir kadını mutlu etti mi diğerini yaraliyordu o yüzden Serwan'ı sevemedim.
    Gelelim Ezo'ya.. bir kadının çocuğu olmuyor diye böyle bir hayata mecbur bırakılması kabul edilebilir bir durum değil. Empati kurmaya korktum özellikle son kitapta Ezo için o kadar ağladım ki gözyaşlarım sel oldu aktı yüreğim parçalandı..
    Gerçekten yürekli kadın Ezo ben olsam kumam isterse melek olsun yinede kabullenmezdim böyle bir hayatı
    Kadın bu hayata mecbur bırakıldı, kocasını bırakıp gitme boşanma lüksü yok. Gelinlikle giren kefenle çıkar diyor töreler. Kocasını, hayatını paylaştı kadın, gözünün önünde kocasının kumasına kapılışını izledi, kendisinin veremediği çocuğu kumasının verişini izledi, kumasıyla kocasının çocuklarıyla aile olusunu izledi, çocuk veremiyor diye yetersiz hissetti kendini, hergün kocasının aşkını kaybetmekten korktu ne acı bir şey. Nasıl delirmedi nasıl katlandı diye sorup duruyorsunuz. Siz Ezo kadar güçlü olabilir miydiniz? Ben olamazdım
    Ezo tüm bunlara kocasına olan aşkı için katlandı. Keşke Serwan o aşkı hakedebilseydi..
    Son olarak yan karakterlerin yaşadıklarıda çok zordu yeri geldi kızdım yeri geldi ağladım yeri geldi haklı buldum kitapta en çok Kemal ve Ezo için üzülüyordum Kemal kısmı tam sonuclanmasada onun için çok mutlu oldum Beritan yüzünden çok yıprandı ama hakettigi mutluluğu buldu sonuna.
    Kurgu güzeldi kitabı okumaktan çok yaşadım ama bir daha okurmuyum??asla!! Kabullenemedigim çok şey vardı kitapta okurken beni kahretti. Doğuda bu tür olaylar çok yaşanıyor ama hiçbiri bu kitaptaki kadar romantik değil bunu bilin gerçek hayat daha acımasız
    [SPOILER]
    Kitabın sonunda bir seçim olmadı aşk bir kadında çocukta diğerinde kaldı ama Kuma Beritan'da çektiği acılardan sonra artık kocası tarafından değer görmeye ve ailesi tarafından saygı duyulmaya başladı. Serwan dile getirmese de bence Beritan'ıda seviyordu yazarlar sırf Ezoya haksızlık olmasın diye bu detayı atladılar bence.
    Yani Beritan çocuk getiren ama sevilmeyen kadın imajından sıyrıldı haa sorarsanız Serwan onu daha mı çok sevdi diye bu tartışılır ama Ezoyu başka Beritan'ıda başka sevdi bence. bir yarısı Ezoysa bir yarısı Beritan oldu artık
    Anlayacağınız yazarlar adaletli olmaya çalışmıştı. Yinede final beni tatmin etmedi. Sanırım kitabı okuyanlar ya Ezocu yada Beritancı oluyor yazarlar da her iki tarafı memnun etmek istemiş. Yinede emeklerine, kalemlerine sağlık.
  • Evlilik henüz ilkel bir dönemindeydi ve çiftler kolaylıkla kavga edip birbirlerinden ayrılabiliyorlardı. Çağdaş insan ise aynı şeyi boşanma kurumu sayesinde yasal bir şekilde yapıyor bugün.
  • Artık insanların Gılgamış’ı, Enkidu’su, Hera’sı, Afrodit’i yok; onların yerine hip hop, futbol, müzik ve sinema tanrıçaları var. Tanrılar ve Tanrıçalar gibi onların aşk, evlenme, boşanma, kavga, kıskançlık, cinayet maceralarını izliyorlar.