Hayatlarında hep doğru ata oynamış kadınlar için her şey ne kolay. Benim gibi daha ilk yüz metrede kaybedeceği gayet aşikar, düz yolda yürümesini bile beceremeyen atlara düşkün biri için hayat çok farklı bir yer.
Belki de bu yaşananların hiçbiri böyle olmak zorunda değildi. Ama insan hayat dediği şeyin, olmasını bekledikleri değil de başa gelmesi hiç umulmayanların toplamı olduğunu böylelikle öğreniyordu. Dünyayı, hayatı, insanı tanıyıp öğrenmek mücadelesi bir ömre bile sığmayacak kadar uzun ve zordu. Güzeldi ama imkânsızdı.
Kâinat çok büyüktür, kızım. İnsanın cüzi aklının idrak edemeyeceği kadar büyük. Ve onda çok tuhaf, çok alelacayip şeyler cereyan eder. Bizim şu üzerinde yaşayıp öldüğümüz dünya küresi kâinatın azameti düşünüldüğünde fezada bir toz zerreciği miktarında bile hesap edilmez. Hâl böyleyken gözümüzün gördüğü şuncacık şeyin tek hakikat olduğunu düşünmek hangi akla sığar?