Bir aydın, dünyayı ve ülkesini, her zaman iyi görmek isterdi. Yapılmakta olan yanlışları değiştirmeye gücü yetmiyorsa, bu görevini en azından eleştirel yaklaşarak gerçekleştirirdi.
“Peki…” diye düşündü Sabahattin. “Neden sevmezler insanlar beni?”
İşte bilemediği buydu.
Böyle olduğunu hissediyordu. Gözle görülüp elle tutulmasa da herkesle arasında soğuk bir duvar vardı.
…
“Ben…” demişti. “Ateş gibi yanan kalbimin sıcaklığını ne kadar sarf etsem bu soğuk tabakayı ısıtamayacağımı anlıyorum. Adımlarım hiç kimseninkine uymuyor. Herkes beni yolun ortasında bırakıveriyor… Yolun ortasında… Herkes…”
Hiçbir mektubumda eskimeyecek olan bir söz varsa o da şudur: Seni çok göreceğim geldi. Mamafih bu hasret öyle bir hasrettir ki, yan yana olduğumuz zamanlarda bile bakidir.