Birden, saniyeden de kısa bir an için, tüm hayatımızın dogrulandığını, günahlarımızın bağışladığını ve sevginin hala bizi sonsuza kadar dönüştürebilecek en büyük güç olduğunu hissederiz.
Neydi bize duygularımızı saklamayı ogreten şey? Hayat değildi, diğerleriydi. Duygularımız yüzünden yargılana yargılana saklanmayı öğreniyor ve belki de sürekli herkesten sakladığımız duygularımızı bir zaman sonra artık hissedemiyor, ruhumuzun rengini, varlığımızın neşesini feda ediyorduk yargılanmamaya. Siyah-beyaz oluyorduk... Soluyorduk.
"...Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovalayıp dururken Boğa Kralı'nın zalimliği artmış. Halkını çok çalıştırmış, onları zamansız bırakmış, vergileri arttırmış, geliri adaletsiz bölüştürmüş.
Bununla birlikte Doğa da küsmüş. Her yerde kuraklık ve salgın hastalıklar peyda olmuş. İnsanlar mutsuzluğa kapılmışlar. Yaşanan endişe, korku ve mutsuzluklar Boğa Kralı'nın umurunda bile değilmiş. Hatta halkın bu huzursuzluğu kralın işine bile geliyormuş zira insanlar ne kadar mutsuzsa, onları yönetmesi de köleleştirmesi de o kadar kolaymış..."